Sinemamız Çoktan…

Mem û Zin (Ümit Elçi) çekildiği zaman, basında filmin bir “Kürt aşk hikâyesi” şeklinde çıkan yazılar ve Güney Doğu Anadolu’da filmin “Kürtçe” dublajı yapılarak gösterildiğine dair haberler gündemde iken, bir komşumuz Mem û Zin’in Kürt değil bir Türk masalı olduğunu, lisedeki bir hocasının bu şekilde ileri sürüp, ispatladığını söylemişti. Ben dil uzmanı değilim ama, Mem û Zin şeklindeki bir ibarenin, pek Arapça ve Farsça ve de Osmanlıca olduğunu zannetmiyorum, Türkçe olmadığı da kesin. O zaman Kürtçe idi ve 1991 yılında filmi çekildi, aynı yıl Şahin Gök Siyabend ile Heco’yu çekti. Elçi’nin çektiği Mem û Zin, 17. yüzyıl tanınmış Kürt yazarlarından Ahmede Hani’nin bir eseri. Siyabend ile Heco ise, orjinal adı ile Siyabend û Xece de Kürt tarihinden mitolojik bir aşk öyküsü.

Sadece bu iki film mi? Kürt tipi Ortaoyunu ve Karagöz de vardır, bir çok filmde yan rollerde Kürt tipine rastlamanın yanında Kürtler arasında geçen, aşiret sosyal yapısı ağırlıklı bir çok filmimiz de var. Konuları genellikle, kan davası, aşk çatışmaları ve töre… Seyyit Han’ın (Yılmaz Güney) kadın kahramanının adı Keje’dir. Sansür filme “vize” verirken Kürt ismi olan Keje’nin çıkarılmasını ister ve filmdeki Keje isminin söylenişleri çıkarılır. Benim gördüğüm kopyada iki kaçak Keje ismi bulunuyordu.

Filmlerimizdeki Kürt tiplemeleri, yaşamın akışının gerektirdiği için de kullanılmıştır, belli bir imajı vermek için de. Edebiyatımızda da Kürt tiplerine rastlamak her zaman mümkündür. Edebiyat akımlarına bakıldığı zaman, “köy romanı” denen gruplar içinde, Orta Anadolu köylerinde geçen romanlar gibi Güney Doğu Anadolu’da geçen romanlar da vardır. Böyle romanlarda Orta Anadolu tipleri yanında onların ağızları da kullanılır, aynı şekilde Güney Doğu Anadolu’da geçenlerde Arap ağızların yanında Kürt ağızlarda, tipleri ile beraber yer alır.

Mem û Zin ve Siyabend ile Heco filmlerinde, filmin kahramanın filmde adının geçmesine izin verilmemiş (Keje) olduğu sinemamızda, görüldüğü gibi isimler artık filmin adında doğrudan doğruya yer almaya başladıktan bir zaman sonra, film adlarının, kişi isimlerinin dışında da Kürtçeleştiği görülecektir. Drajen (Şahin Gök), Doz (Gani Rüzgar Şavata), Bahoz (Kâzım Öz).Yeşim Ustaoğlu filmlerinin isimlerinde Kürtçe kullanmamıştı ama filmlerindeki Kürt kişilikleri, yıllardır filmlerimizde görülen Kürt kişilikrine nazaran, yapısal bir farklılık gösterecektir. Bunlar olurken Özcan Alper Sonbahar filminde Doğu Karadeniz’e götürdüğü kahramanına lazca’nın da bir ağzı olan hemşince konuşturuyor. Yavuz Turgul ise Gönül Yarası’nda köylülere veda eden öğretmeni köylülerle Kürtçe konuşturur (ve çevrisini alt yazı ile verir.) (Yol / Şerif Gören’in filminde cezaevinden çıkan mahkûmlardan birinin geldiği “yer” belirtilirken görüntünün sağ üst köşesinde “Kürtistan” yazısı belirir. Ülkemizde gösterilmesi bir süre geciken filmin gösteriminde, bu ibarenin kareleri filmden çıkarılmıştı – ama ödül aldığı Cannes’da herhalde böyle bir sahneyi kimse kesmeye tenezzül etmemiştir.)

Farklı bir durum ama, Visconti, Sicilyalı balıkçılar arasında çektiği La Terra Trema’da orada kullanılan yerel dili kullanır ve İtalya’da bile filmin anlaşılmasını nerede ise olanaksız kılar.

Bütün bunları Min Dît (Ben Gördüm) için yazıyorum. Almanya’da yaşayan yönetmen Miraz Bezar’ın Diyarbakır’da doğrudan Kürtçe çektiği filmi San Sebastian Film Festivali’ne katılacakmış. Festivalde filmin ilk gösterimi yapıldığı gibi, ilk veya ikinci filmini çeken yönetmenlerin yarıştığı bölümde de “yeni yönetmen ödülü” için yarışacakmış. Sonra da Hamburg Film Festivali’nde Agenta 2009 Dünya Sineması Bölümü’nde gösterilecekmiş. Giderek küreselleşen dünyamızda, filmlerin künyeleri çoktan birden fazla ülkenin ismini taşır, dolayısı ile de filmler ülkelerarası bir kimlik taşır oldu, ama yine de künyede böyle bir bilginin bulunması gerekiyor. Min Dît’in böyle uluslararası bir yapıt olduğunu zannetmiyorum, çünkü son yıllarda Türk filmi diye benimsediğimiz bir çok filmimizin bir çoğunun bir veya birden fazla ülke ile ortak olarak yapıldığı gördük – bunların farklı farklı nedenleri olabilir. Benim merak ettiğim, kafama takılan sorular şunlar:

1) Min Dît, San Sabestian ve Hamburg’daki festivallere hangi ülke adına katılacak? Kendi soruma cevabı kendim veriyorum: Kürtçe sözlü bir Türk filmi.

2) Şimdiden görüldüğü gibi, film ülke dışında -daha da- gösterilecek; peki ülke içinde gösterime girerken (?) orjinal dili ile mi girecek -alt yazılı olarak-, yoksa dublaj mı yapılacak? Bu soruma henüz cevap bulamadım-mı?

(03 Eylül 2009)

Orhan Ünser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir