Takva

Senaryosunu Önder Çakar’ın yazdığı, yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın üstlendiği Yeni Sinemacılar’ın son filmi Takva 1 Aralık’ta vizyona girdi. Katıldığı festivallerde beğeni ve övgüleri toplayan film, Toronto Film Festivali’nde jüri özel ödülünü, Antalya’da ise En İyi 2. Film, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu dahil olmak üzere toplam dokuz ödül almıştı. Takva, içinde Allah korkusu ve sevgisini yoğun biçimde taşıyan ve kendisine bu yolda mütevazı bir yaşam belirlemiş Muharrem’in zamanla değişimini konu alan, itinayla işlenmiş bir yapım.

Günahsız ve yalnız bir adamın öyküsü…

İstanbul’un eski semtlerinden birinde, dededen kalma ahşap bir evde yalnız başına yaşayan Muharrem, varoluş sorusunu Allah düşüncesiyle çözmüştür ve bu yola gönülden bağlı bir şekilde hayatını sürdürmektedir. Bozuk düzenden, dış dünyanın maddiyatçı kirliliğinden arınmış bu küçük insan, ev düzenine, ölmüş anne ve babasının hatıralarına değer vermektedir. Evinin dışındaki dünyası çuval alım satım işleriyle uğraşan Ali Bey’in yanında yaptığı basit işlerden ve bir de eski bir dergâhta örgütlenmiş bir tarikattan ibarettir. Kadınlarla ilişkiden sakınan Muharrem’in cinselliğe dair arzuları ise sadece rüyalarına giren Şeyh’in kızıyla sınırlıdır. Muharrem’in yaşamı, müridi olduğu tarikatın birtakım idari işlerinin sorumluluğunu üstüne almasıyla değişmeye başlar. Tarikatın sahibi olduğu menkûllerin kiralarını toplamakla sorumlu tutulan Muharrem, bu işler sayesinde yavaş yavaş küçük dünyasından sıyrılmaya ve maddi değerlerle yüzleşmeye başlar. Giydiği kıyafetlerdeki değişim, kullanmak zorunda bırakıldığı cep telefonu ve bindiği otomobil Muharrem’in içindeki ilâhi sevgi – korku düzenini altüst etmeye başlar. Muharrem’in değerler silsilesi arasında yaşadığı gelgitler akli dengesini yitirmesine sebep olur.

“Bizim derdimiz din propagandası yapmak değil”

Senarist Önder Çakar, filmin öyküsünü ve senaryosunu babasından esinlenerek kaleme almış. Çakar, senaryonun çıkış noktasını “Bu senaryoyu yazarken babamdan esinlendim. Kendisi 50 yaşından sonra İslâmi öğretilerin içine girmişti. Aslında bu hikâyeyi anlatmak, onun yaşadıklarını bilmek, öğrenmek çabasıydı” ifadesiyle dile getiriyor. Öte yandan provaları polis tarafından basılan film olarak tanınan Takva’ya yöneltilen çeşitli eleştiriler olduğu da biliniyor. Ancak şunu içtenlikle belirtebilirim ki Takva kesinlikle taraf tutmuyor, birtakım çevrelere yaranma ihtiyacı gütmüyor veya bazı olguları kıyasıya eleştirmiyor. Filmin derdi yalnızca günümüzde varolan tarikatların işleyişini ortaya koymak. Ayrıca bunu yaparken gayet mesafeli bir duruş sergiliyor. Yönetmen Özer Kızıltan filme yöneltilen eleştirilere, “Bizim derdimiz din propagandası yapmak değil, saf manevi bir yaşam mümkün müdür sorusuna yanıt aramaya çalışmaktı. Maddiyatın ağır bastığı bir dünyada, Muharrem karakteri bunu başaramadı. Ben yol boyunca Muharrem’i takip ettim, onu anlamaya çalıştım. Cevaplayamadığım soruları da ucu açık bıraktım. Bu sorulara herkes kendince cevap vermelidir” şeklinde yanıt veriyor.

Erkan Can’ın performansı görülmeye değer

Özetle Takva, senaryosu ve filmsel işleyişiyle ne anlatmak istediğini bilen ve objektif aktarımlarda bulunmayı başarmış bir film. Takva, herşey bir yana sadece zikir sahnelerindeki kamera hareketleri çin bile seyredilmeye değer bir film. Görüntü yönetimindeki başarı özellikle de zikir sahnelerinde dikkat çekiyor. Temponun hızlanmasına paralel hareket eden kamera, üst açıdan yakın plâna doğru cesurca geçiş yapıyor. Filmin kaçınılmaz başarısındaki bir diğer etken ise elbette ki Erkan Can’ın performansı. Erkan Can, 4 – 5 yıl önce öyküyü okumuş ve bu role hazırlanmaya başlamış. Yine bir Yeni Sinemacılar projesi olan Gemide filminin ardından Erkan Can bu filmde de başrolde göz dolduruyor. Gerçekçi, samimi ve doğal bir performans sergiliyor. Muharrem efendinin Allah korkusu ve sevgisine dair sahip olduğu dengenin yavaş yavaş bozulmasını hem oyuncunun performansıyla hem de birtakım rüya imgeleriyle pekiştirilmiş biçimde seyrettik. Son dönem Türk sinemasına ait başarılı bir yapım seyretmek isteyenler için tavsiye ederim. İyi seyirler…

(12 Aralık 2006)

Âlâ Sivas

“Takva” üzerine bir yorum

  1. Oldukça iyi bir filmdi. Aldığı tüm ödülleri hak eden bir yapımdır Takva, en azından Yumurta’dan daha iyi film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir