Omen

John Moore’un yönettiği ve Liev Schreiber, Julia Stiles, Mia Farrow ile David Thewlis’in oynadığı Omen (The Omen 666), 06 Haziran 2006’da Özen Film dağıtımıyla Özen Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Amerikan Elçisi Robert Thorn’un eşi hüsranla sonuçlanan bir doğum yapar. Adam karısının acı gerçeği öğrenmesini engelleyip bir başka bebeği sahiplenmelerini sağlar. Fakat çocuk büyümeye başladıkça bazı tuhaf olaylar gerçekleşmeye başlayacaktır. İntihar ve ölümlerin ardından baba, oğlunun gizemini çözmeye karar verir. Ve bazı ipuçları keşfetmeye başlar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • Asya Çağlar Yazıyor
  • Metal: Bir Metalcinin Yolculuğu, DVD Kapak Tasarımı Yarışması

    Kanal D Home Video ve Bant Dergisi’nin ortak düzenlediği DVD Kapak Tasarımı Yarışması, bir çok profesyonel ve amatör tasarımcının katılımıyla 22 Mayıs 2006 Pazartesi günü sona erdi. Finale kalan 8 yarışmacı arasından En İyi Kapak Tasarımı ödülü Aslı Alpergin’in oldu. İstanbul, Kopenhag, Montreal, Stockholm ve Toronto film festivalinde gösterilen film, Temmuz 2006’da Kanal D Home Video tarafından DVD ve VCD olarak piyasaya sunulacak. Yarışmada Can Dinçer, Eser Yazıcı, Ozan Ağaç, Burak Beceren, Levent Erdem, Serdar Özdemir ve Merve Koçak’ın tasarımları finale kaldı.

  • Yarışma birincisi ve finale kalan tasarımların büyük fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Metal: Bir Metalcinin Yolculuğu, DVD Kapak Tasarımı Yarışması yazısına devam et
  • Amerikan Rüyaları

    Paul Weitz’in yönettiği ve Hugh Grant, Dennis Quaid, Mandy Moore ile Marcia Gay Harden’in oynadığı Amerikan Rüyaları (American Dreamz)‘nın ülkemizde sinema gösteriminden vazgeçildi.
    Amerikan halkı televizyondaki “American Dreamz” adlı yetenek yarışmasının tiryakisi olmuştur.
    “Kim gitsin, kim kalsın” şeklinde bir formata sahip olan program, her hafta bütün reytingleri altüst etmektedir. Programın fikir babası ve sunucusu olan Martin Tweed, şovunu gündemde tutabilmek için geleceğin kısa ömürlü yeni ünlülerini aramaktadır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • 13. Altın Koza Film Kültür ve Sanat Festivali

    1969 yılında düzenlenmeye başlayan Adana Altın Koza Film Festivali, aralıklarla yoluna devam ediyor. Bu yıl yapılacak 13. festival Altın Koza Film Kültür ve Sanat Festivali adıyla 05 – 11 Haziran 2006 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
    Festivalin Uzun Metraj Ulusal Film Yarışması’nda bu yıl Banyo, Beş Vakit, Dondurmam Gaymak, Döngel Kârhanesi, Dün Gece Bir Rüya Gördüm, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?, 2 Genç Kız, Oyun, Sen Ne Dilersen, Sinema Bir Mucizedir, The İmam ve Tramvay adlı filmler yarışacak.

    13. Altın Koza Film Kültür ve Sanat Festivali yazısına devam et

    Sil Baştan

    Michel Gondry’nin yönettiği ve Charlie Kaufman’ın senaryosunu yazdığı 2004 yapımı Eternal Sunshine of the Spotless Mind (“Sil Baştan” ya da tam Türkçe karşılığıyla “Kusursuz Aklın Sonsuz Günışığı”) iki yıl aradan sonra nihayet önümüzdeki hafta sonu ülkemizde vizyona giriyor. 2005’te en iyi özgün senaryo Oscar’ını kazanan filmin yurtdışında satışa sunulan DVD’si ülkemizde de ilgiyle yayılmıştı, bu sayede şimdiden filmi pek çok kişinin izlemiş olduğu biliniyor.

    Videokliplerin dahi yönetmeni olarak bilinen Fransa doğumlu Michel Gondry ile Being John Malkovich ve Adaptation gibi filmlerin senaryolarıyla tanınan Charlie Kaufman, Human Nature’dan sonra ikinci kez “Sil Baştan”da biraraya geliyorlar ve dahiyane bir seyirlik ortaya koyuyorlar.

    Hafıza Üzerine Bir Öykü

    “Sil Baştan”, yönetmenin ve senaryo yazarının takıntısı olarak niteleyebileceğimiz “hafıza” üzerine kurulu bir öykü olarak karşımıza çıkıyor, ancak şu ana dek alışılagelmiş hafıza kaybı filmlerine hiç de benzemiyor. Film, Gondry’nin “Birinin sizi hafızasından sildiğini öğrenseniz ve o insanla bir daha görüşmemenizi söyleyen bir mektup alsanız ne yaparsınız” fikrinden yola çıkılarak yaratılmış.

    Joel Barish, ayrıldığı kız arkadaşı Clementine’in ilişkilerine dair tüm anılarını gizem dolu tıbbi bir müdahaleyle hafızasından sildirdiğini öğrenir. Bunun üzerine hayal kırıklığına uğrayan Joel, aynı işlemi kendi hafızasında da uygulayarak Clementine’e ve onunla olan ortak geçmişine dair herşeyi beyninden sildirmek üzere tam gizlilik ilkesiyle çalışan deneysel tıp merkezi Lacuna Inc. adlı laboratuvarın yolunu tutar. Hatıralarını sildirmek üzere Doktor Mierzwiak’ın gözetiminde uykuya dalan Joel, tüm kızgınlığına rağmen Clementine’e duyduğu aşkı farkeder ve anılarını sildirme işlemini durdurmak için çabalamaya başlar.

    Jim Carrey Bambaşka!

    Başrollerini Jim Carrey ve Kate Winslet’ın paylaştığı bu romantik, komik ve biraz da gerçekçi bilim-kurgu filminde Joel Barish karakterini canlandıran Jim Carrey, izleyenleri şaşırtacağa benziyor. Ace Ventura Pet Detective, The Mask, Dumb and Dumber gibi komedi filmlerinin son derece enerjik ve esprili komedi oyuncusu olan Jim Carrey, “Sil Baştan”da aksine hüzünlü, acı çeken, durgun ve kaybettiği aşkın bunalımlarını yaşayan karşıt bir karakteri canlandırıyor. Senarist Charlie Kaufman, Joel Barish karakterini Jim Carrey’e verirken oldukça tereddüt ettiğini ve emin olamadığını da dile getirmiş. Carrey’nin diğer Hollywood yapımlarındakine göre bu denli farklı bir rolde yer alması rol arkadaşı Kate Winslet için de zorluk yaratmış. Winslet, Carrey’nin yanında onunkinden daha komik bir karakter canlandırmaktan korktuğunu, “Düşünsenize Jim Carrey’lesiniz ve o durgun bir karakterken siz daha eğlenceli olmak zorundasınız” sözleriyle dile getiriyor.

    Aşkın Doğası Üzerine

    Kaufman, tıpkı Being John Malkovich filminde olduğu gibi bu filmde de mekân olarak insan beynini kullanmayı tercih ediyor ve seyirciyi başkarakter Joel Barish’in hafızasında
    sürüklenmeye davet ediyor. “Sil Baştan”, zaman, hafıza ve aşk ilişkisinin döngüselliği üzerine düşündüren bir film. İşte bu noktada klâsik hafıza kaybı filmlerinin ve elbette ki klâsik romantik-komedilerin çok ötesine geçiyor. Kadının mı erkeği, yoksa erkeğin mi kadını elde edeceği veya kadın ve erkeğin ne zaman ve nerede yeniden biraraya geleceklerini düşündüren o geleneksel mutlu sonlar bir kenara bırakılıyor ve film, sonu apaçık bilinen ilişkilerin üzerine gidilmesine odaklanıyor. Gondry’nin kurguda yarattığı oyunlar sayesinde geçmiş ve şimdiki zaman bir ilişkinin döngüsel zamanıyla çakışıyor.

    İlk günlerde aşık olunan şeylerin sonradan nefret edilen şeylere dönüşeceğini bile bile, herşeyi silerek yeniden başlamak ve sonunun ne olacağını bildiğimiz halde bir ilişkiye devam etmek mümkün mü? Hiçbir şeyin kusursuz olmayacağını, çözüme kavuşmayacağını bilerek yine ve sadece devam etmek?

    Filmi farklı formatlarda defalarca seyretmiş olsanız bile bir kez de perdede görmeniz tavsiye edilir!

    (23 Mayıs 2006)

    Âlâ Sivas

    Sinema ve Para

    Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler Konferansı‘nın yedincisi 11 – 13 Mayıs tarihleri arasında Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Deniz Bayrakdar Sevgen’in öncülüğünde hayata geçirilip gelenekselleşen konferansın bu yılkı konusu Sinema ve Para‘ydı.

    Konferanstaki, Yapımcı ve Para, Oyuncu ve Para, Yönetmen ve Para, Küçük Bütçeli Filmler, Kısa Filmler, Ortak Yapımlar, Sponsorluklar, Eurimages, Sinema – Medya ve Reklâm, Sinema – TRT İlişkisi, Sinema ve Halkla İlişkiler, Filmlerde Para, Sinemada Para İnsanları, Kriz Dönemlerinde Sinema – Para İlişkisi, Telif Hakları, Rüsum, Film Festivali ve Sinema Dergileri ana başlıklı panellerde Türk Sineması para ekseninde ele alındı.

    Aralarında akademisyenler, yapımcılar, oyuncular, yönetmenler, sinema işletmecileri, dağıtımcılar, festival yetkilileri ve eleştirmenlerin de olduğu 50’den fazla konuşmacı, bulundukları konumları ekonomik boyutlarını tartıştılar.

    1980 sonrası bir krize giren Türk Sineması’nın 2000’li yıllarla birlikte yeniden ümit veren bir döneme girdiği üzerinde duruldu. Reklâm ve dizilerden elde edilen maddi ve manevi birikimin yönetmenler tarafından Türk Sineması’na aktarıldığı ve televizyon seyircisinin artık sinema salonlarına taşındığı belirtildi. Türk filmlerinin izleyici sayısının yabancı filmlerin izleyici sayısından daha fazla olduğu, dolayısıyla bu durumun izleyicinin Türk Sinemasına olan desteği sürdürdüğü yönünde olduğuna işaret edildi. Yönetmen ve oyuncuların akademik çevreden beklentileri yapımcı – yönetmen, yapım koordinatörlüğü gibi alanlarda da eleman yetiştirilmesi yönündeydi. Yönetmen, yapımcı, dağıtımcı ve eleştirmen işbirliği ile Türk Sineması’nın daha parlak günler yaşayacağı temennisiyle konferans sonlandı. Gelecek yıl Türk Sineması başka bir eksende yine ele alınacak.

    Daha önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da konferansta sunulan bildiriler ve konuşma metinleri bir kitapta toplanacak.

    (23 Mayıs 2006)

    Asya Çağlar