Türkiye’de Sinema En Çok www.filmozor.com’da Konuşuluyor

Türkiye’nin yeni sosyal paylaşım sitesi www.filmozor.com, yayın hayatına başladığı günden bu yana herkese sinema ve filmler konusunda konuşma, yorum yapma ve tartışma ortamı sunuyor. Sunduğu görsel zenginliğin yanı sıra diğer yazı başlıklarıyla da sinema gündemini yakından takip ediyor. Filmozor’da bu hafta, vizyona yeni giren Biutiful, Tron Efsanesi, Kurtlar Vadisi Filistin filmleri konuşuluyor, tartışılıyor. Ayrıca geçen haftalarda tartışmaya açılan Eyyvah Eyvah 2, Kutsal Damacana: Dracoola, Günah Keçisi, Cadılar Zamanı, Kağıt ve Sosyal Ağ filmleri üzerine de fikirler çarpışmaya devam ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Modern Zamanlar Dergisi’nden 2010 Değerlendirmesi

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla, Veysel Atayman, Agâh Özgüç, Mustafa Sözen’in danışmanlığında ve Tuncer Çetinkaya’nın editörlüğünde hazırlanan Modern Zamanlar Sinema Dergisi’nin 19. sayısı yayınlandı. Dergi sakinleri, son sayılarında bir yandan Türk sinemasının 2010 serüvenine dair değerlendirmelere yer verirken, bir yandan da son dönemin güncel konularından olan sansür olgusunu masaya yatırmaya çalışıyor. Dosya konusu olarak ise geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, ana akım sinemanın gidişatını değiştiren bir büyük yönetmen, Arthur Penn seçildi.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Modern Zamanlar Dergisi’nden 2010 Değerlendirmesi yazısına devam et
  • Bir Dilek, İki Deniz, Üç Yanlış: Bir Avuç Deniz

    2011’in en iddialı filmlerinden biri sayılan Bir Avuç Deniz, izleyenleri alt üst edecek beklenmedik bir aşk öyküsü! Reklâm filmleriyle tanınan Leyla Yılmaz’ın yazıp yönettiği filmin başrollerini Engin Altan Düzyatan ve Berrak Tüzünataç paylaşıyor. Filmde, usta oyuncular Ayda Aksel ile Can Gürzap‘ın yanı sıra, son dönemin parlayan isimleri Zeynep Özder, Tuğrul Tülek, Ahu Yağtu canlandırdıkları karakterler ve oyunculuklarıyla dikkat çekecek. Bir Avuç Deniz, aşkın, kimsenin göstermeye cesaret edemediği yönünü gözler önüne sererek izleyenleri şaşırtacak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Davetsiz Misafir, KargART’ta Gösteriliyor

    KargART, !Geceyarısı Filmleri! başlığı altında 04 Şubat Cuma günü saat 22:00’de Davetsiz Misafir adlı filmi ücretsiz olarak gösteriyor. Serdar Kökçeoğlu’nun hazırladığı KargART !Geceyarısı Filmleri! gösterimleri “Kadife Sok, No: 16, Kadıköy, İstanbul” adresinde yapılıyor. İletişim bilgileri şöyle: Tel: 0216 3303151, Faks: 0216 3465546, e-posta: info@kargart.org

  • Web Sitesi
  • Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Sinema Seminerleri Başlıyor

    Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Sinema Seminerleri Şubat ayında başlıyor. 26 Şubat’ta başlayacak olan Yaratıcı Senaryo Yazımı Atölyesi’ndeki uygulamalı temel eğitimde senaryo yazım pratiği gerçekleştiriliyor. 27 Şubat’ta başlayacak olan Karşılaştırmalı Film Analizleri Semineri’nde ise sinema eleştirmeni Mehmet Açar eğitmenlik yapacak. Kayıt ve rezervasyon için: seminer@altyazi.net adresine mail atılabiliyor.

  • Basın Bülteni
  • Görsele haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Sinema Seminerleri Başlıyor yazısına devam et
  • Breakfast Club: Suçlu, Beyin, Atlet, Prenses ve Çöp Tenekesi

    Bazı filmleri hep aklınızın bir köşesinde tutarsınız bir gün izlemek için. Sonra her yerde DVD.sini ararsınız, olmadı VCD.de idare eder dersiniz. Öyle spesifik bir filmdir ki bu korsana da düşmez zaten. Uzun zamandır aradığım “Breakfast Club” filmini arkadaşım Soner getirdi. Ona burdan çok çok teşekkür etmek istiyorum. 80’lere ait bu film döneme damgasını vurmuş müzikâl denge gibi, hep garipsediğimiz moda akımı gibi bir şekilde hatırlanması gereken konuma sahip.

    Beş lise öğrencisinin haftasonu okulun kütüphanesinde 9 saati birlikte geçirmekle cezalandırılışını izliyoruz. Diyalog üzerine bu kadar basit ama aslında basite inerek anlamlanan kavramlarla dolu bir film. 9 saat boyunca gerçekleşen diyaloglar hayata, kendimizi ne kadar önemsediğimize ve başkalarını olduğu gibi kabûl edememe yetersizliğimize ışık tutuyor. 5 kişiden tüm insanlık soyuna ve yine 5 kişiden de kendimize çıkıyoruz sonunda. Yaşadığımız gerçekliğin sadece bize ait olduğunu ve ötekiyi de kabûllenebildiğimiz sürece sosyolojik algılarımızın açılabileceğini kavratıyor. Aynı zamanda sistem üzerine de başarılı bir çözümleme Breakfast Club. Bizi yöneten, cezalandırdığını zanneden insanlar aslında hiçbir şeyin farkında değiller. Gerçekler bazı insanların suratına çarpıldığında ya da yalan da olsa onların otoritelerini sarsıcı cümleler sarf edildiği zaman bulundukları konumun ne derece sarsıldığını ayrımsıyoruz. Otorite ve itibar sorunsalı yüzünden başkalarına hükmeden insanoğlu yine kendi bencilliğine gömülüyor. Ve her şeyden öte önce başkalarını algılamadan önce kendimizi dinlememiz gerekiyor. Başka insanlar da kendimizi anlayabilmemize yardımcı olabiliyor.

    Filmde her karakter bambaşka şeylerden hoşlanıyor. Biri oldukça muhafazakâr görünürken her şeyiyle en açık insan görüntüsüne bürünebilmiş; diğeri oldukça sert, nefret dolu… Bir başkası ise oldukça zeki ama bu da yetmiyor işte. Ortak bir noktada buluşabilmek lâzım. Bunun için de ortak paylaşımlara yönelmek gerekiyor. Hepsi birlikte kendilerinden geçerek dans etmeye başlıyorlar. Hepsi aynı anda aynı müzikle ve aynı mekânda benzer duygular eşliğinde kayboluyorlar. Sonrasında da ardı sıra diyaloglar… Evrensel olarak baktığımız zaman toplumları algılayabilmek için yemek kültürlerini incelemek faydalı olabilir. Dünya, içinde bambaşka yemek kültürlerine sahip insan topluluklarıyla dolu. Filmde de dikkate değer bir yemek sahnesi mevcut. Sushi, fast food, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, zararlı asitlerle dolu bir öğün… Hepsi bambaşka düşündükleri gibi bambaşka şeyler yiyorlar. Sembolik bazı anlatımların oldukça derin yansımaları olduğunu filmin sonuna doğru fark edebiliyorsunuz. Tüm bunların görsel bir terapiye dönüştüğü nokta ise her anında yalın olabilmesinde saklı. Basit cümlelerle itiraf etmek bile kelimelerin altına sağlam ve dingin bir netlik kazandırıyor. Ve tüm bu akış da filmin iç aksiyonundaki hareketi her daim korumasını sağlıyor.

    John Hughes aslında sıradan, öylesine ve belki de çoğunlukla eğlendirmeye yönelik bir film çekmeye çalışmış. Ama film, zamanla kimliğini ciddiye alması gereken bir yapıma dönüşmüş. Döneme ait bu tarz çok sayıda örnek içinden bu filmin sıyrılabilmesinde samimiyeti ve derin içeriğine rağmen bunu herkesin çok kolay bir şekilde anlayabilmesini sağlayan üslûbu önemli bir yer tutmaktadır. Breakfast Club, genç neslin sadece Amerikan Pastası serilerindeki gibi cinsel odaklı sapkınlıklar yaşamadığını, çok daha kapsamlı bir mercek altında işlenmesi gereken sorunlara sahip olduğunu gösteriyor ve bu sorunlara da laboratuvar estetiğinde cevaplar bulmaya çalışıyor. Öyle bir noktada yakalıyor ki film sizi mükemmel gibi görünen aile yapısının dahi ne derece yapay unsurlar taşıdığını, bundan sıyrılmanın ise çok ince bir ipte yürümekten farksız olduğunu gösteriyor. Kahvaltı Kulübü hiç kimsenin ifade etmesine gerek kalmadan kendisini tüm gençliğe, aileye, sistem müdahalecilerine adıyor. Ve herkes de bu pastadan hakettiği payı alıyor.

    Breakfast Club iyi gözlemlenmiş bir gençlik filmi. Bu şekilde anımsanması, sinema tarihine en iyi gençlik filmlerinin baş sıralarında ismini yazdırması yönetmenin kabiliyetli olduğu bazı alanların ön plaâna çıkmasını sağlıyor. Genç kuşağın bir dönem yaşadığı sorunlara evrensel çözümlemeler getiriyor, cinselliğe kapalı olan kültürel anlayışı, hafızamıza kodlanmış kurallar silsilesini deşifre ediyor. Hayatımız boyuca konuşmayacağımız, varlığından bile haberdar olunması bizler için çok zor olan insanlara şans veriyor film. Aslında en iyi terapinin aynı havayı solumak, kavga etmek, dokunmak, karşılıklı susmak ya da konuşmaktan geçtiğini söylüyor. En iyi terapinin sistem içinde sisteme kafa tutmakla başarıya ulaşacağını kanıtlıyor. Ve her şeyden önemlisi insanın kendini keşfetmesinin yapabileceği en büyük devrim olduğuna ışık tutuyor.

    Yönetmen: John Hughes
    Senaryo: John Hughes
    Müzik: Steve Schiff
    Oyuncular: Emilio Estevez, Anthony Michael Hall, Judd Nelson, Molly Ringwald, Ally Sheedy
    Yapım: 1985, ABD, Renkli

    (07 Şubat 2011)

    Görkem Akgün

    http://gorkeminsinemadefteri.blogspot.com/

    Ölü Bölgeden Fısıltılar

    Fırat Çağrı Beyaz’ın yönettiği ve Mete Pere, Leman Yavaş, Sevcan Çerkez ile Toprak Altay’ın oynadığı Ölü Bölgeden Fısıltılar, 13 Aralık 2013′de Paradoks Film – Kans Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
    Film, Kıbrıslı Mete’nin tekil ve yerel serüvenini, insanlığın ortak bir özneleşme serüveni olarak evrensel bir boyutta ele alıyor. 1974 Kıbrıs çıkarması sonrası dönemde doğan ve Türkiye’ye göç eden, sonra da doğduğu topraklara ve sevdiği kadının izlerine geri dönen Mete’nin Odysseus serüvenini, içsel – fiziki yolculuğunu, kurmaca – belgesel tarzında, sinematografik bir anket biçiminde ifade ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ölü Bölgeden Fısıltılar yazısına devam et

    Bursa, Uluslararası İpek Yolu Film Festivali’ne Sahip Çıktı


    Bursalı sanatseverler, İnSanat Sinema Derneği’nin öncülük ettiği “Bursa, Uluslararası İpek Yolu Film Festivali’ne Sahip Çıkıyor” etkinliği için; Bursa’nın 2 buçuk milyonluk ‘köyleşmesi’ne karşı çıkmak için 31 Ocak Pazartesi günü saat 14:30’da tarihi belediye binası önünde toplandı. İnSanat Derneği ile birlikte, Bursa Şehir Tiyatrosu, Ekim Tiyatrosu ve Devlet Tiyatrosu’ndan da sanatçıların bireysel olarak desteklediği etkinlikte hazırlanan bildiri okundu. Festival ile ilgili hazırlanan taslak proje ve bildiri, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe’ye sunuldu.

  • Bildiriye ulaşmak için tıklayınız.
  • facebook Sayfası
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız: 1 / 2 / 3 / 4
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Bursa, Uluslararası İpek Yolu Film Festivali’ne Sahip Çıktı yazısına devam et
  • Altyazı Dergisi’nin Şubat 2011 Sayısı Bayilerde

    Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Şubat sayısında yılın en çok konuşulan filmlerinden Siyah Kuğu – Black Swan’ı kapağına taşıyor. Derginin vizyon sayfalarında Dövüşçü (The Fighter) üzerine bir yazı ve Ağaç (The Tree) filminin yönetmeni Julie Bertucelli ile yapılmış bir söyleşi de yer alıyor. 2010’da Sinema başlıklı dosyada Altyazı her yıl olduğu gibi sinema yazarlarının oylarıyla Yılın En İyi Filmleri’ni seçiyor. 2010 yılının Türkiye’de vizyon şansı bulamayan önemli filmleri, festivallerde dikkat çeken belgeseller ve sinema dünyasına damgasını vuran olaylar dosyadaki yerini alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altyazı Dergisi’nin Şubat 2011 Sayısı Bayilerde yazısına devam et
  • Yeni Superman Henry Cavill

    Warner Bros. Pictures ve Legendary Pictures’ın bugün yaptığı açıklamaya göre, en sevilen ikonik super kahraman Superman rolünü Henry Cavill oynayacak. Senaryosu David S. Goyer ve Christopher Nolan’a ait hikâyeden David S. Goyer tarafından yazılan yeni Superman filminin yönetmeni Zack Snyder. Henry Cavill en son The Cold Light of Day adlı yapımında yer aldı. Ayrıca, bu yıl sonbahar aylarında gösterime girecek olan Immortals’da karşımıza çıkacak. Yeni Superman filmi Aralık 2012’de gösterime girecek.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yeni Superman Henry Cavill yazısına devam et
  • Çoğunluk’a, Angers Avrupa İlk Filmler Festivali’nden Büyük Jüri Ödülü

    Yönetmenliğini Seren Yüce’nin yaptığı Çoğunluk, 21 – 30 Ocak tarihleri arasında Fransa’da gerçekleşen 23. Premiers Plans – Angers Avrupa İlk Filmler Festivali’nden ödülle döndü. Yeni Sinemacılar’ın son filmi olan Çoğunluk, 9 filmin yarıştığı bölümde En İyi Film’e verilen Büyük Jüri Ödülü’nü Rus yönetmen Andrey Stempkovsky’in Reverse Motion (Obratnoe Dvizhenie) filmiyle paylaştı. Bu ödülü daha önce Zeki Demirkubuz 1998 yılında Masumiyet filmiyle kazanmıştı. Çoğunluk, ayrıca 26 Ocak’ta başlayan ve 06 Şubat’a kadar devam edecek olan 40. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde Bright Future Bölümü kapsamında gösteriliyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • TED Ankara Koleji Liselerarası 2. Kısa Kes Film Yarışması

    TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi’nin geçen yıl büyük yankı yaratan Kısa Kes Kısa Film Yarışması bu yıl Türkiye çapında yapılıyor. Konu ve tür sınırlamasının olmadığı Kısa Kes Kısa Film Yarışması’na Türkiye’deki tüm devlet ve özel okullarda öğrenim gören lise öğrencileri katılabiliyor. Yarışmanın son katılım tarihi ise 23 Nisan 2011 olarak belirlendi. Öğrencilerin işaretledikleri şıkların değil, hayal güçlerinin yarışacağı 2. Kısa Kes Film Yarışması’nın ön başvuruları yarışmanın web sitesinden yapılabiliyor. Yarışmanın jüri üyeliği görevini bu yıl da birbirinden değerli sinema sanatçıları üstlenecek.

    TED Ankara Koleji Liselerarası 2. Kısa Kes Film Yarışması yazısına devam et

    3. Rotary Kısa Film Festivali

    3. Rotary Kısa Film Festivali (3. Rotary Short Film Festival), bu yıl dört yerde ön eleme ve Ankara’da final ile toplam beş yerde yarışacak. 31 Ocak 2011 tarihine kadar katılan filmler, Eskişehir, Antalya, Adana ve Samsun’da Şubat ayı içinde açıklanacak tarihlerde gösterilecek ve her ildeki ilk on film 02 – 05 Mart tarihleri arasında Ankara’daki büyük finalde yarışacak. Rofife’nin geçen iki yıl dereceye giren filmleri bu yıl Altın Portakal’da gösterilecek.

    3. Rotary Kısa Film Festivali yazısına devam et

    Aşk Tesadüfleri Sever’in Orijinal Film Müzikleri Satışa Sunuluyor

    Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğini üstlendiği, öykü ve proje tasarımı İpek Sorak’a ait, Böcek Yapım’ın yeni sinema filmi Aşk Tesadüfleri Sever’in sürprizlerle dolu soundtrack albümü, 04 Şubat’ta Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanıyor. Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin’in başrollerinde yer aldığı filmin tema müzikleri Ozan Çolakoğlu tarafından hazırlandı. Filmin vizyona girmesi ile müzik marketlerde yerini alacak olan soundtrack albümün en büyük sürprizi, başrol oyuncularından Mehmet Günsür’ün seslendirdiği söz ve müziği Bülent Ortaçgil’e ait Eylül Akşamı şarkısı oldu. Film adını, 2006 yılında yayınlanan ve Murathan Mungan’ın seçtiği şarkılardan oluşan Müslüm Gürses albümünden alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Web Sitesi
  • Görsellere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Aşk Tesadüfleri Sever’in Orijinal Film Müzikleri Satışa Sunuluyor yazısına devam et
  • 4. Rotaract Kısa Film Festivali

    Beyoğlu Rotaract Kulübü’nün geleneksel projesi olan 4. Rotaract Kısa Film Festivali’nin katılım süreci başladı. Festival kapsamında yarışma kategorisine “kurmaca” ve “deneysel” filmler kabûl edilirken “animasyon” ve “belgesel” filmler yarışma dışında gösterilecek. Bu sene festival için gönderilen filmleri değerlendirecek olan jüri üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Hakan Keche (yönetmen), Toprak Sergen (oyuncu), Levent Üzümcü (oyuncu), Levent Can (oyuncu), Mine Ege (Rotaryen). Jüri değerlendirmesi, sonuçların açıklanması ve ödül töreni 27 Mart 2011 tarihinde İTÜ Maçka Sosyal Tesisler Salonu’nda yapılacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    4. Rotaract Kısa Film Festivali yazısına devam et
  • Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu