Marley

Kevin MacDonald’ın yönettiği ve Bob Marley, Ziggy Marley, Jimmy Cliff ile Rita Marley’in oynadığı belgesel film Marley, 09 Kasım 2012’de D Productions dağıtımıyla D Productions tarafından vizyona çıkarıldı.
Müziği ve sevgi mesajlarıyla ikonlaşan Bob Marley’in yaşamı, Kevin MacDonald tarafından sonunda beyazperdeye aktarıldı. Filmde Bob Marley’in dünya müziğinin yanısıra, tüm dünyaya vermek istediği sosyal ve politik mesajlarla nasıl bir dünya ikonu haline geldiğini ve bugüne kadar çok az sayıda müzisyenin bu başarıyı elde ettiği görülebiliyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb
  • Diğer bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Marley yazısına devam et
  • Warner Bros. Türkiye’nin Resmi facebook ve twitter Sayfaları Açıldı

    Warner Bros. Türkiye’nin dağıtımını yaptığı filmler hakkında fragmanlar, fotoğraflar, bilgiler, ödüllü yarışmalar ve süprizler için düzenlenen facebook ve twitter sayfaları açıldı. Warner Bros. Türkiye’nin twitter’daki ilk yarışması 30 Ekim 2012 Salı akşamı Levent Cinemaximum Kanyon Sineması’nda yapılacak Skyfall 007 filminin galasına davetiye kazanmak için düzenlendi. Son Bond filmi Skyfall 007′nin aktristi Naomie Harris ve yapımcısı Michael G. Wilson’ın da katılacağı galaya davetiye kazanmak için twitter sayfasındaki #skyfallistgala yarışmasına katılmak gerekiyor.

  • facebook
  • twitter
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Warner Bros. Türkiye’nin Resmi facebook ve twitter Sayfaları Açıldı yazısına devam et
  • Osman Sınav, Hayal Perdesi Dergisi’ne Konuştu

    Mustafa Kutlu’nun en sevilen eseri Uzun Hikaye, Osman Sınav tarafından sinemaya uyarlandı. Sakarya Fırat, Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi, Süper Baba gibi pek çok televizyon dizisi yöneten Sınav, başrollerinde Kenan İmirzalıoğlu ve Tuğçe Kazaz’ın oynadığı Uzun Hikaye’den önce beyazperdede son olarak Pars: Kiraz Operasyonu filmi ile görünmüştü. Aybala Hilâl Yüksel ve Barış Saydam’ın gerçekleştirdiği söyleşide Sınav, Mustafa Kutlu hikâyeciliğini, ideolojiler arasında Türkiye’nin hallerini, “iyi adam” olmayı, inancı ve umudu anlatıyor. Söyleşinin tamamını www.hayalperdesi.net adresinden okuyabilirsiniz.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Osman Sınav, Hayal Perdesi Dergisi’ne Konuştu yazısına devam et
  • Üç Boyutlu Galyalılar Britanya’da

    Asteriks ve Oburiks Gizli Görevde (Astérix et Obélix: Au Service de sa Majesté)
    Yönetmen: Laurent Tirard
    Çizgi Roman: René Goscinny-Albert Uderzo
    Senaryo: Grégoire Vigneron- Laurent Tirard
    Müzik: Klaus Badelt
    Görüntü: Catherine Pujol-Denis Rouden
    Oyuncular: Gérard Depardieu (Oburiks), Edouard Baer (Asteriks), Catherine Deneuve (Kraliçe Kordelya), Fabrice Luchini (Jül Sezar), Jean Rochefort (Lüsyus Sansarüs), Guillaume Gallienne (Antikloraks), Vincent Lacoste (Kuduriks), Valérie Lemercier (Bayan Mekintoş), Charlotte Lebon (Ofelya), Bouli Lanners (Olaf Bollaf), Dany Boon (Aklıtuhaf), Gérard Jugnot (Korsan Kaptan), Luca Zingaretti (Genaeral), Götz Otto (Hödükaf), Atmen Kelif (Seferis)
    Yapım: Fidélité Films (2012)

    Fransızlar, ruhlarını okşayan “Asterks” çizgi romanını sinemaya uyarlamaktan bıkmayacaklar. “Asteriks ve Oburiks Gizli Görevde”, üç boyutlu ve sinemaseverleri maceradan maceraya sürüklüyor.

    M. Ö. 50… Britanya, Sezar’ın komutasıyla istilâya uğruyor. İngiliz centilmeni Antikloraks, Kraliçe Kordelya’yı ikna ederek Galyalılardan yarım için yollara düşüyor. Asteriks ve yaban domuzunu midesine indirmeyi seven Oburiks, Kuduriks’i adam etme çalışması üzerindeler. Antikloraks’ın ricasını kırmayan Galyalılar, Antikloraks’ın yanına Asteriks, Oburiks, Kuduriks ve bir fıçı güç şerbeti vererek Britanya yollarına düşülüyor. Yolda Hintli bir göçmen Seferis’le karşılaşıyor kahramanlarımız. Seferis, tarihin ilk göçmenlerinden. Britanya’da köşeyi dönmeyi hayal ediyor. Britanya’ya girmek kolay değil. Giriş belgesi gerekiyor. Seferis, yanında getirdiği bir fidan çay, Britanya’nın da kaderini değiştiriyor ve ünlü beş çaylarını başlatıyor. Antikloraks, güzel Ofelya’ya aşık. Ofelya da bu aşırı centilmen Antiklotraks’tan bıkmış. Çünkü onun ruhunda macera var. Müzikten ve şiirden hoşlanıyor. Oburiks, görgü uzmanı Bayan Mekintoş’u görür görmez göğsünün kalbi olan yerinde hızlı bir şeyler atmaya başlıyor. Asteriks, güzel lâflarla kadınları büyüleyeceğini sanıyor, hâlâ… İşte bu durumlar olurken Sezar, mancınıklarıyla kayaları şehre yağdırıyor. Hikâyeye olmazsa olmaz Normanlar da katılıyor. Onların da derdi korkunun nasıl olduğunu öğrenmek. Bayan Mekintoş, İngiliz kibarlığını Norman Aklıtuhaf’a öğrettiği sahneler çok eğlenceli. Bayan Mekintoş, öğrettiklerini iyice göreblmesi için Aklıtuhaf’ın gözbebeklerini sürekli açık tutturuyor. Bu an, Stanley Kubrick’in Anthony Burgess’tan uyarladığı 1971 yapımı “A Clockwork Orange-Otomatik Portakal” filminde Alex’in başına gelenlerden ödünç alınmış. Filmde İngiliz kibarlığıyla da epey dalga geçilmiş ve insanı gülmekten kırıp geçiriyor. Muhtemelen İngilizler de eğlenecekler. Mazallah bizlerle dalga geçiyor olsalardı Fransızlara neler demezdik. Sonunda iyiler kazanıyor ve Britanya İngilizlere kalıyor.

    Üç boyutlu macera…

    M. Ö. 50. yıl. Eğer tarihi gerçeklere bakarsanız, Romalılar Britanya’yı M. S. 2. yüzyılda istilâ ediyorlar. İngilizler de Britanya’ya M. S. 5. yüzyılda Saksonya’dan yola çıkarak geliyorlar, Romalıların yapamadığını yapıp Britanya’yı istilâ ediyorlar. Biliyorsunuz, Fransa’nın Yukarı Normangiya’da Bretagne (Britanya) bölgesinde Brötonlar var. Brötonlar, İrlandalı, Galli ve İskoçlarla yakın akraba. Yani hepsi Kelt ırkından geliyorlar. İngilizler adayı istilâ etmeden önce de bu ada Britanya olarak adlandırılıyordu. Filmi seyrederken mantık ve tarih hatalarını bir tarafa itip kendinizi bu eğlenceye bırakmak daha iyi. René Goscnny (1926 – 1977), 1946’dan itibaren Belçikalı karikatürist Morris’in (1923 – 2001) çizdiği “Red Kit” çizgi romanın hikâyesini yazdı. Gossinny, Albert Uderzo’nun (1927) çizdiği “Asteriks” çizgi romanının da hikâyesini yazdı. Sinemada ilk macera 1999 yılında başladı. “Astérix et Obélix contre César-Asteriks ve Oburiks Sezar’a Karşı” filmini Claude Zidi yönetti. Alain Chabat’nın yönettiği 2002 yapımı “Astérix & Obélix: Mission Cléopâtre-Asteriks ve Oburiks: Görevimiz Kleopatra” filmi muhteşemdi. 2008’de Frédéric Forestier ve Thomas Langmann’ın ortak yönettikleri “Astérix aux Jeux Olympiques-Asteriks Olimpiyat Oyunları’nda” çok eğlenceliydi ve bu filmin en büyük sürprizi de efsane Alain Delon’un Sezar’ı canlandırmasıydı. Üç boyutlu sinemaskop çekilmiş 2012 yapımı son macera “Astérix et Obélix: Au Service de sa Majesté-Asteriks ve Oburiks Gizli Görevde”, çok eğlenceli. 1967 doğumlu Fransız yönetmen Laurent Tirard, 2007 yapımı “Molière” ve 2009 yapımı “Le Petit Nicolas-Pıtırcık” filmleriyle tanınıyor. Britanya bölümleri İrlanda’da çekilmiş. Üç boyutlu perdede İrlanda’nın uçurumları insanı aşağı çekiyor. Muhteşem.

    (25 Ekim 2012)

    Ali Erden

    ailerden@hotmail.com

    İzmit NCity Sinemaları 19 Ekim Günü Tekrar Açılıyor

    15 Ocak 2012 gecesi saat 02:30’da meydana gelen büyük yangın neticesinde yok olan İzmit NCity AVM içindeki NCity Sinemaları, hızlı çalışmalar sonucunda ve yeni konumu ile 19 Ekim 2012 Cuma günü sinemaseverlerle yeniden buluşuyor. Umut Sanat Kültür ve Turizm San. ve T.A.Ş. işletmeciliğinde olan sinemalar yine 6 salon olarak hizmet verecek ancak bu sefer salonların 2 adedine 3D gösterim sistemi ilâve edildi. Toplam 650 koltuk kapasiteli NCity Sinemaları’nın bilet fiyatları, hafta içi (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe) günleri 8 TL, hafta sonu günleri ise tam 10 TL, öğrenci 9 TL ve 3D filmler 10 TL olarak belirlendi.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    İzmit NCity Sinemaları 19 Ekim Günü Tekrar Açılıyor yazısına devam et
  • Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi Adlı Kitabı 7. Basımıyla Satışa Sunuldu

    Duayen sinema yazarı Atilla Dorsay’ın ilk kez 1996 yılında yayınlanan kitabı 100 Yılın 100 Filmi, Remzi Kitabevi tarafından 7. basımıyla piyasaya çıkarıldı. Genel akışı gözden geçirilen ve filmlerin son yapılan 2012 Sight and Sound – Tüm Zamanların En İyi Filmleri Soruşturması ile bağları belirtilen kitap, bu kez cep kitabı formatında basıldı. Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi kitabı bu yeni basımıyla ülkemizde çok satan sinema kitaplarının başında bulunuyor. Kitabın kapağında Victor Fleming’in yönettiği ve başrollerini Clark Gable ile Vivien Leigh’in paylaştığı Rüzgar Gibi Geçti (Gone with the Wind) filminin ünlü görüntüsü yer alıyor.

  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğrafına haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Filmi Adlı Kitabı 7. Basımıyla Satışa Sunuldu yazısına devam et
  • Meleklerin Payı

    Ken Loach’ın yönettiği ve Paul Brannigan, Siobhan Reilly, John Henshaw ile Gary Maitland’ın oynadığı Meleklerin Payı (The Angels’ Share), 19 Ekim 2012’de Tiglon Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Film, İskoçya’nın en büyük şehri Glasgow’da bir grup genç suçluyu mercek altına alıyor. Robbie, hapisten kıl payı kurtularak zorunlu kamu hizmetine çarptırılır, burada Rhino, Albert ve Mo ile tanışır. Robbie’nin viski uzmanlığı ve tadım hassasiyeti sayesinde 4 kişilik bu çete açık hava, İskoç yaylaları ve yaşamlarının en büyük rizikosuyla karşı karşıya kalacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor
  • Ferhan Baran

    İstanbul doğumlu. Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde eğitim gördü. Aynı fakültede tamamladığı Yüksek Lisans eğitimini, ‘Movie Going Patterns’ başlıklı Master tezi ile noktaladı.

    Sinema yazılarına, yöneticiliğini yaptığı Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (BÜSK) Bülteni’nde yayınlanan, Mauro Bolognini’nin ülkemizde ‘Baba, Oğul, Gelin’ adıyla gösterime girmiş ’L’Eredita Ferramonti’ filminin eleştirisiyle başladı. 1994 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan Jane Campion’ın ‘Piyano’ filmi üzerine kaleme aldığı ‘Campion Kederli Sonları Sevmiyor’ başlıklı makalesi basında yer alan ilk yazısıdır. 1997 yılında yayın hayatına başlayan Hürriyet Grubu ‘Gazete Pazar’ın, 2002 yılından itibaren Milliyet Gazetesi Kültür ve Sanat Dergisi’nin sürekli film eleştirmenliğini yaptı.

    2001 yılında Bilgi Üniversitesi ‘Enis Rıza Kısa Film Atölyesi’nde dedesinin yaşamına ilişkin ‘Mustafa Rami’ isimli belgeseli hazırladı. Aralık 2004’te Türsak Vakfı’nın düzenlediği 7. Sinema Tarih Buluşması kapsamındaki Uluslararası Belgesel Film Yarışması SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) jürisinde görev aldı.

    2013 yılından başlayarak üç yıl süreyle İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ‘Sinema Endüstrisi’ başlıklı kendi hazırladığı dersi vermiştir.

    Müzik çalışmalarına ilköğretim yıllarında konservatuar eğitimi ve özel derslerle başladı. 1995 yılından beri ülkemizin önemli koral topluluklarından İstanbul Avrupa Korosu’nun üyesidir.

    2004 – 2012 yılları arasında sekiz dönem koronun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Bu dönemde klâsik müzik repertuarının az bilinen eserlerinin Türkiye prömiyerlerinin gerçekleşmesinde önemli rolü oldu. Başta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası olmak üzere tanınmış orkestra, şef ve solistler eşliğinde çok sayıda konser organizasyonunu yönetti.

    2010 yılında, film müzikleriyle de bilinen besteci Fırat Yükselir’e ait ‘Yunus’tan Nazım’a Kantatı’ adlı koral eserin, Eskişehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın eşlik ettiği Dünya prömiyerinin gerçekleşmesinde büyük katkıları oldu.

    2016 – 2023 yılları arasında ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazanmış Rezonans Korosu’nda acapella müzik ve idari faaliyetlerini sürdürdü.

    2012 Eylül ayından başlayarak sinema yazıları ve film eleştirileri https://sadibey.com sitesinde yayınlanmaktadır.

    Alt Sınıfların Payına Düşen

    İşçi sınıfının yılmaz sözcüsü Ken Loach, Cannes Şenliğinde Jüri Ödülü kazanan son çalışması ‘Meleklerin Payı (Angel’s Share)’ ile zengin filmografisine yeni bir sayfa ekliyor.

    76 yaşındaki İngiliz yönetmen bu kez İskoçya’nın Glasgow kentinin varoşlarında bu kez işçi bile olmayan, kayıp neslin boş gezenin boş kalfası dört üyesini mercek altına alıyor. Kimi küçük hırsızlıklardan, kimisi devlet malına zarar vermekten, bir diğeri kamu huzurunu bozmaktan yargıç karşısına çıkmıştır. Daha önce hapis yatmış asabi Robbie’nin suçu ise daha büyüktür, kapıştığı gencin yüzünü gözünü dağıtmakla kalmamış, sağ gözünün görme yetisini kaybetmesine neden olmuştur. Ölesiye pişmandır gerçi, üstelik baba olmak üzeredir. Kanun adamı bu durumu göz önüne alarak son bir şans tanır Robbie’ye.Yeniden kodese gitmek yerine diğerleriyle birlikte ücretsiz kamu hizmeti cezasıyla paçayı kurtarır, ancak bu defa da yeni doğmuş bebeğinin akrabaları rahat bırakmaz. Bu kez bir diğer şans meleği, kamu hizmeti gözetmeni Harry yetişir imdadına. Görmüş geçirmiş babacan sosyal görevli, Robbie’ye kol kanat germekle kalmaz, onu daha önce hiç tanımadığı viski damıtım ve tadım tesislerinin gizemli dünyası ile tanıştırır. Genç adam bu sayede farkında olmadığı doğal yeteneğini, viski tadım hassasiyetini keşfedecek ve kendisine tanınmış şansı doğru kullanarak kaybedenler kulübünden çıkmayı deneyecektir.

    Loach genç adamın yoksulluk ve suçtan yırtma serüvenini son derece keyifli bir alt sınıf dayanışması çerçevesinde anlatıyor. Bu arada viski üretimi hakkında çok ilginç bilgiler ediniyoruz. Meşe fıçılarda yıllanmaya bırakılan İskoç viskisinden her yıl toplamda yüzde iki oranında fire verildiğini, İskoçların buharlaşan viskiyi ‘meleklerin payı’ olarak adlandırdığını öğreniyoruz. Bizim kafadarlar buradan yola çıkarak, yıllanmış ve çok değerlenmiş bir fıçıdan kendi paylarına düşeni alarak hayatlarını değiştirme denemesine girişiyorlar. Ellerinden tutmuş iyilik melekleri Harry’nin payını da unutmadan.

    Değişmez senaryo yazarı Paul Laverty ile işbirliğini sürdüren Loach, bir kez daha deneyimsiz genç oyuncularla çalışmış ve parlak bir sonuç almış. İngiliz ustanın başrolünde bir dönemin ünlü Fransız futbolcusu Eric Cantona’yı oynattığı bir önceki filmi ‘Hayata Çalım At (Looking For Eric)’ de olduğu gibi, ciddi sosyal sorunları mizah yoluyla anlattığı bayram şekeri kıvamındaki bu yeni çalışması, İstanbul’da tek kopya olarak Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor. Kaçırmayın.

    (24 Ekim 2012)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com

    Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu