Despina Pandazi
Yukarıda, Kalamaria’da Metamorfosis’in çan kulesi, aşağıda ise yazlık De Ville Sineması. (Despina Pandazi, İstanbul’un Kızı Selanik, Doğan Kitap Yayınları, 1. baskı, Mart 2003, Sayfa 9)
*****
Her ikisi de sinemalara tabela ve dev afişler yaparlardı. Etraflarında tabela çırakları, dev afişler için de Güzel Sanatlar Okulu’ndan gençler vardı, onlar da bu şekilde iyi bir yevmiye çıkarırlardı. (Despina Pandazi, İstanbul’un Kızı Selanik, Doğan Kitap Yayınları, 1. baskı, Mart 2003, Sayfa 14)
*****
Denize bakan son malikânelere geliyorduk artık, Zannas’ın saray yavrusu gibi duran bembeyaz, neoklasik yalısı ve daha aşağıda Layas’ın ince uzun şarap mahzeni, biraz ötede de yazlık De Ville Sineması vardı. (Despina Pandazi, İstanbul’un Kızı Selanik, Doğan Kitap Yayınları, 1. baskı, Mart 2003, Sayfa 26)
*****
Gerçi Yunan sinema filmlerinde, deli dolu arkadaş gruplarının yol boyunca şarkı söyleyerek gezdikleri, üstü açık gösterişli arabaları ağzımız bir karış açık izlerdik, ama o görüntülerin aslında hayal dünyasından alınma olduğunu iyi bilirdik. (Despina Pandazi, İstanbul’un Kızı Selanik, Doğan Kitap Yayınları, 1. baskı, Mart 2003, Sayfa 57)
*****
Şimdi düşünüyorum da, bu isme, dönemin sinema romanslarında ve radyo oyunlarındaki halk kahramanlarında rastlanırdı. (Despina Pandazi, İstanbul’un Kızı Selanik, Doğan Kitap Yayınları, 1. baskı, Mart 2003, Sayfa 65)
Dimitri Verhulst
Keşke Bambi* için frene bassaydı.
*Walt Disney tarafından üretilen ve Avusturyalı yazar Felix Salten’in Bambi, A Life in the Woods kitabından uyarlanan 1942 yapımı Amerikan filmi. -çn (Dimitri Verhulst, Sahip Olmak ve Var Olmak, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2025, Sayfa 10)
*****
Bu yüzden Maladot, atıştırmalık sunan sinemalara karşı her zaman temkinli davranmıştır. (Dimitri Verhulst, Sahip Olmak ve Var Olmak, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2025, Sayfa 24)
*****
“… Yine sinema önünde bir kızı beklemek var; adı An’dı, tek ‘n’ ile yazılıyordu, sağanak yağmur altında; tabii ki yine gelmiyor. O filmi izledim, evet, tek başına ve film hiç de iyi değildi. Tam anlamıyla sıkıcıydı. Gösterim sırasında o kadar çok ekşi şeker yedim ki damağım tamamen yara oldu.” (Dimitri Verhulst, Sahip Olmak ve Var Olmak, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2025, Sayfa 47)
*****
Haftalik film gösterimleri genellikle gürültülü geçer, çünkü kötü adamın seyirciler tarafından topluca yuhalanması gerektiğinden, aslında kula gösterilerinden hiçbir farkı yoktur; sanki senaryonun akışı izleyicilerin iradesine göre değiştirilebilirmiş gibi. Sanki her şeyden önce, iyi ve kötü söz konusu olduğunda herkesin aynı çizgide birleşeceğini varsayıyorlar. Mutlu sonlar ve patlamış mısır, neredeyse Amerikan anayasasında temel bir haktır. (Dimitri Verhulst, Sahip Olmak ve Var Olmak, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2025, Sayfa 80)
*****
Marne la Vallée-Chessy istasyonu sinir krizi geçirmek için mükemmel bir yer; çünkü Walt Disney eğlence parkından sadece beş yüz metre uzakta. Çığlık atan çocuklar dışında, Mickey Mouse kulakları dikilmiş şapkalar ve diademler takan yetişkinlerle dolu. Çizgi film karakteri Neighbor Jones ya da Clarabelle Cow baskılı tişörtler giyiyorlar ve aptallık koleksiyonlarını genişletmek için son bir kez hediyelik eşya dükkânına dalıyorlar. Bu noktada, yetişkinlerle çocuklar arasındaki farkı, boy ölçüsü dışında ayırt etmek hayli güç. Ücret karşılığında Donald Duck’la bir selfie çekmişler ve bu zirve ânını dünyayla paylaşmadan önce birkaç filtre deniyorlr. (Dimitri Verhulst, Sahip Olmak ve Var Olmak, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2025, Sayfa 93-94)