Yerli Film Tutkunlarına Müjde: Organize İşler: Sazan Sarmalı, Netflix’te

Netflix’te Türk filmi zamanı. Yılın en çok konuşulan yapımlarından Organize İşler: Sazan Sarmalı bugünden itibaren Netflix’te. Türkiye dahil, ABD’den İngiltere’ye, Kanada’dan Danimarka’ya, 190’dan fazla ülkedeki izleyiciler, İstanbul’un altını üstüne getiren üçkağıtçı Asım Noyan ve çetesinin maceralarına tanıklık edecek. Yılmaz Erdoğan imzası taşıyan Organize İşler: Sazan Sarmalı’nın başrollerinde Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ, Ezgi Mola, Bensu Soral gibi isimler yer alıyor. Netflix’in komediden dramaya geniş gösterim yelpazesinde Kaybedenler Kulübü, Ayla, İstanbul Kırmızısı, Aile Arasında, Yol Arkadaşım, Veda gibi filmler de var.

Gülsen Doğancı’yı Kaybettik

40 yıl  boyunca TRT Ankara Televizyonu’nun bütün departmanlarda çalışan Gülsen Doğancı, 15 Şubat 2019 Cuma günü (bugün) hayatını kaybetti. Makyaj uzmanı da olan Doğancı aynı zamanda iki çocuk annesiydi. TRT’de çalıştığı yıllarda bir dönemin liderleri Turgut Özal, Tansu Çiller, Süleyman Demirel’e ve unutulmaz ses sanatçısı Zeki Müren’e uzun yıllar imaj danışmanlığı yapmıştı. Kırmızı adlı sinema filminde Genel Koordinatör ve Uygulayıcı Yapımcı olarak da görev yapan merhumeye tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Özgür Dünya

Faruk Aksoy ile Şevki Es’in yönettiği ve Murat Serezli, Rabia Soytürk, Gürbey İleri ile Hayal Köseoğlu’nun oynadığı Özgür Dünya, 22 Mart 2019’da CJ Entertainment dağıtımıyla Med Yapım – Ay Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.
Yapay zeka ile yönetilen bir oyunun hikâyesi aslında Aslı ve babası için bambaşka anlamlar taşımaktadır. Tasarladıkları bu çalışma, dünyada bir ilk olacaktır. Ancak, oyunun piyasaya sürülmesiyle elde edilecek muazzam geliri paylaşmak istemeyen düşmanların varlığından habersizlerdir. Gerçek hayatta yaşanacak çekişmelerin oyun dünyasında zincirleme büyüyen bir savaşa dönüşmesi, Özgür Dünya’ya doğru bir yolcuğu deneyimletecektir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Özgür Dünya yazısına devam et

Engin Akyürek ve Bergüzar Korel, Bir Aşk İki Hayat’ı Herkesten Önce Hayranlarıyla İzledi

Senaryosunu Burcu Görgün Toptaş ve Özlem Yılmaz’ın kaleme aldığı, yönetmenliğini Ali Bilgin’in üstlendiği Bir Aşk İki Hayat’tan Sevgililer Günü sürprizi geldi. Filmin başrol oyuncuları Engin Akyürek, Bergüzar Korel ve filmin yönetmeni Ali Bilgin, 14 Şubat günü Levent Cinemaximum Kanyon Sineması’nda hayranlarıyla buluşarak filmi birlikte izledi. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı gösterimden önce Engin Akyürek, Bergüzar Korel ve Ali Bilgin gelenlerle filmin çekim anılarını paylaştılar.

Engin Akyürek ve Bergüzar Korel, Bir Aşk İki Hayat’ı Herkesten Önce Hayranlarıyla İzledi yazısına devam et

15. Ankara Japon Filmleri Festivali

15. Ankara Japon Filmleri Festivali, 22 – 24 Şubat 2019 tarihleri arasında, Japonya Büyükelçiliği ve The Japan Foundation işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Festival kapsamında Fırtınadan Sonra (Umi Yorimo Mada Fukaku), Küçük Kız Kardeşim (Umimachi Diary), Kara Kedi Rudolf (Rudorufu to Ippaiattena), Samurayın Kedisi (Neko Zamurai), Kelime Bahçesi (Kotonoha No Niwa), Oshin, Ustanın Sesi (Mou Ichido) adlı filmler Japonca seslendirmeli, Türkçe ve İngilizce altyazılı olarak Büyülüfener Sineması’nda ücretsiz izlenebilecek. Kelime Bahçesi’nde, eski Japon tarzı bir bahçede ayakkabı çizimleri yapan ve ayakkabı tasarımcısı olmak isteyen Takao anlatılıyor.

SineBU, Europa Cinemas Ağına Dahil Oldu

Art House vizyonu gerçekleştirmesiyle bir ilke imza atmış olan, Boğaziçi Üniversitesi kampüsü içinde bulunan SineBU şimdi de Türkiye’de 15 sinema salonun dahil olduğu Europa Cinemas ağına katılmaya ve Eurimages fonundan yararlanmaya hak kazandı. Çoğunlukla Avrupa Birliği kökenli filmlerin temsilini artırmak amacıyla Avrupa Konseyi bünyesinde karşılıksız olarak verilen Eurimages Fonu, 38 Avrupa Konseyi ülkesindeki sinema salonlarına da destek sağlıyor.

Ferhan Baran Yazıyor: Sanatın Hası Bir Tutam Delilik İstiyor

“Sadece onlardan biri olmak istedim. Bana biraz tütün, biraz şarap vermelerini isterdim. Ya da sadece ‘Bugün nasılsın?’ diye sorsunlar, ben de cevap verirdim, biraz sohbet ederdik. Arada sırada hediye olarak içlerinden birinin resmini çizerdim. Belki kabul edip saklarlardı. Ve bir kadın bana gülümseyip ‘Aç mısın?’ diye sorardı. Biraz jambon, biraz peynir, belki biraz meyve ikram ederdi.” Julian Schnabel’in Vincent Van Gogh’u yorumladığı … Devamı… »

Göçmen Kuşlar

Geçen hafta sonunda sessiz sedasız vizyona giren ‘Göç Mevsimi / Birds of Passage – Pájaros de Verano’ hakkında yazmakta biraz geciktim. Ancak siz siz olun, çok az salonda ve seansta gösterimi süren bu ilgiye değer yapımı izlemeye çalışın. Ciro Guerra ve Cristina Gallego imzalı Kolombiya yapımı film, geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’ninde dünya prömiyerini yapmış ve ilgiyle karşılanmıştı. Üç yıl önce İstanbul Film Festivali programında yer almış ‘Yılanın Kucağında / El Abrazo de la Serpiente’yi izlemiş olan sıkı sinefiller, yönetmen Guerra’nın adını duyunca dikkat kesilmiştir zaten.

Amazon topraklarında kutsal bir şifa bitkisinin izini süren iki bilim insanının öyküsünden yola çıkarak sömürgeciliğin, insanlığın ve Amazon halkının tarihi üzerinde yarattığı derin tahribat üzerine, siyah-beyaz görselliği ve şiirsel sinema diliyle ağıt yakan benzersiz bir denemeydi ‘Yılanın Kucağında’. Yerel kültürleri yerle yeksan eden beyaz adamın günahlarını tavizsiz bir sinemayla aktaran bu filmin dünya çapında büyük ilgi görmesi ve Oscar adayı olması, çok daha maliyetli ‘Göç Mevsimi’ projesinin hayata geçmesini sağlamış.

Gerçek olaylardan esinlenen film, Kuzey Kolombiya’nın Karayip Denizi’nin çevrelediği yarımada üzerinde yer alan Guajira’da geçiyor. İngilizler, İspanyollar, daha sonra modern ulus – devletin kültürel hegemonyası karşısında kendi dil ve geleneklerine sahip çıkmış bölgenin yerlisi Wayuu’ların hikâyesinden yola çıkmış. Beş ayrı bölümden (ya da ‘şarkı’dan) oluşan yapım, 60’lı yılların sonlarından 80’lerin ilk yıllarına kadar geçen süre zarfında, ruhaniliğin ön planda olduğu topluluğun uyuşturucu ticareti ve modern dünya ile ilişkilerle imtihanı üzerine kurulmuş.

Kolombiya halkının uyuşturucu üreticiliğine geçişinin Escobar’dan önceki yıllarını anlatan çalışma, bu acı sınavın kutsallık üzerine inşa edilmiş bir yaşam biçimini nasıl yerle bir ettiğini anlatıyor. Amazonlu Şaman ve ait olduğu kültürün yok oluşuyla benzerlik taşıyan bu çağdaş öykü, klasik Yunan tragedyalarını anımsatır biçimde, gözleri görmeyen yerel bir müzisyenin ağıdıyla naklediliyor. ‘Vahşi ot bir kurtarıcı gibi gelmiş ve çekirge gibi tahrip etmiştir herşeyi’.

Ruhaniliğin ön planda olduğu ve anaerkil bir toplum yapısının hüküm sürdüğü Wayuu kabilesinden bir kutlama ile başlıyor film. Çöllük arazide yaşayan varlıklı Pushaina ailesinin reisi Úrsula’nın kızı Zaida’nın kadınlığa geçiş seremonisiyle. Aile kurma ümidiyle bu köklü aileden kız almak isteyen Raphayet, annenin talep ettiği yüklü miktardaki başlık parası için uyuşturucu ticaretine atılıyor. Bölgeye anti-komünist propaganda amacıyla konuşlanmış Amerikan Barış Gönüllülerinin marijuana talebiyle tetikleniyor herşey. Giderek işler büyüyor. Ani gelen zenginlik eski geleneklerin, kadim inanışların altını yavaş yavaş oymaya başlarken, açgözlülük ve kibir şiddeti besliyor ve kardeş topluluklar arasında kıyasıya bir savaş başlıyor.

‘Göç Mevsimi’ için Kolombiya fonunda ‘Baba / Godfather’ yakıştırması yapanlar olmuş. Ancak filmin olan bitene yaklaşımı son derece farklı. Güçlü kadın karakterlerin ön planda olduğu ve yönetmenlik koltuğunu bir kadın sinemacının paylaştığı yapım, aile ve kültürel değerlerin yozlaşması üzerine kurulmuş. Olay örgüsü ve dramatik gelişmeler, belgesel verilerle organik bir bağlantı içinde sunulmuş. Folklorik boyut ana akım sinemanın klişelerine kurban edilmemiş.

Filmin özgün adı dilimizde ‘Göçmen Kuşlar’ anlamına geliyor. Kuş motifi baştan sona kullanılmış. Filmi açan kadınlığa geçiş seremonisinde, Zaida’nın dansı kuş hareketlerini çağrıştırıyor. Wayuu’lar kuşlara batıl anlamlar yüklüyor. Bu uçan yaratıklar, kimi zaman şeytan ya da felâket habercisi, kimi zaman kadim bir ruh olarak anlamlandırılıyor. Uyuşturucu ticareti yapanlar için ‘göçmen kuşlar’ tabiri kullanılıyor.

Yönetmen Guerra ‘daha önce hayal bile edemedikleri bir zenginliğe kavuştukları bu yılları, bir büyük şölen olarak görmüştü bu halk’ yorumunu yapıyor olan biten hakkında. ‘Göç Mevsimi’ ekonomik açıdan baş döndürücü bir yükselişe eşlik eden kültürel ve ahlâki çöküşün, derin bir yozlaşmanın hikâyesi. Vahşi kapitalizmin akıl çelici nimetlerinin gözlerini kamaştırdığı, yüreklerini kararttığı bir toplumun; ölülerinin kehanetlerine kulak vermemiş, gücendirilmiş ruhların artık onları korumadığı insanların trajik öyküsü.

(22 Şubat 2019)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Sadi Çilingir Yazıyor: Susuz Yaz

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü alan ilk Türk filmi Susuz Yaz’ın yapımcı ve başrol oyuncusu Ulvi Doğan 21 Ağustos 2018 Pazartesi günü hayatını kaybetti. Mekânı cennet olsun. Sinemamızın tek filmle ünlenen yapımcı ve oyuncularından ilk akla gelen isim olan Ulvi Doğan’ın vefatı sonrasında sosyal medyada rastlanan haberlerde “Bu film sonrası sinema sektöründen ayrılmıştı.” şeklinde bir cümle dikkatimi çekti. Bu bilgi hem … Devamı… »