33. İstanbul Film Festivali’nin Ardından

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından onuncu kez düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin 33.sü, 20 Nisan Pazar günü sona erdi. İki hafta boyunca 8 salonda, 593 seansta, 25 bölümde 50 ülkeden 245 yönetmenin, uzun ve kısa metrajlı toplam 357 filminin gösterildiği festivali toplam 135 bin sinemasever izledi. Festival boyunca % 84 dolulukla geçen film gösterimlerinin yanı sıra festival konuklarının katılımıyla renklenen 3 sinema dersi, 7 söyleşi; yönetmen, oyuncu ya da yapımcılarının bizzat sunduğu film gösterimleri ve Köprüde Buluşmalar kapsamında düzenlenen 3 atölye, 5 sinema dersi ve 3 söyleşiyle 16 gün boyunca İstanbul sinemaya doydu.

18+’da Son On Yıllık Süreç

Sınıflandırma Kurulu’nun yasa ile çalışmalara başladığı 2005 yılından bu yana 18+ işareti ile sınıflandırılan sinema filmi sayısı en son bu işareti alan Onur Ünlü’nün İtirazım Var isimli filmiyle birlikte 300 adede ulaştı. On yıllık sürede her yıla otuz tane 18+ işaretli film düşüyor. 18+ işareti alan sinema filmleri “18 yaş ve üzeri izleyici kitlesi için” tanımlamasıyla sınıflandırılıyor. Alt ve üst kurulların değerlendirilmesine tabi tutulan filmler şiddet ve korku unsurları içermesi, cinsellik unsurları içermesi ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içermesi gerekçeleriyle 18+ işareti ile sınıflandırılabiliyor. Son on yılda en çok 18+ işaretli film 51 filmle 2007 yılında gösterime çıktı.  (Haber: Deniz Yavuz / Antrakt.)

Dom Hemingway

Richard Shepard’ın yönettiği ve Jude Law, Richard E. Grant, Demian Bichir ile Emilia Clarke’ın oynadığı Dom Hemingway, 25 Nisan 2014’de Pinema Film dağıtımıyla Mars Cinema Group tarafından vizyona çıkarıldı.
Dom Hemingway, hapishanede 12 yıl boyunca dilini tutup sabrettikten sonra, epeydir beklediği şaşaalı hayatına kavuşmak üzere her şeye saldırır. Eski ortağıyla bir araya gelir, kızını bulur, bonus olarak bir de torunu olduğunu öğrenir. Büyük bir hırsla eski işini canlandırmaya calışır, katıldığı her partinin kanı canı olmak ister. Bu sonuncusu en iyi yaptığı şeydir ama filmin esas ilginç tarafı, Hemingway’in öteki alanlarda tökezleyip durmasında yatar.

Aşk Treni

Rohit Shetty’nin yönettiği ve Shahrukh Khan, Deepika Padukone, Satyaraj ile Nikitin Dheer’in oynadığı Aşk Treni (Chennai Express), 25 Nisan 2014’de Pinema Film dağıtımıyla Tanweer Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Ailesini çocukken kaybeden Rahul, 40 yaşında Mumbai’de yaşamaktadır. Büyükannesi ve büyükbabası tarafından büyütülmüştür. Büyükbabasına ait Y. Y. Mithaiwala adlı pastanede çalışan Rahul, onun 100. yaşını kutlayacakları doğum gününden hemen önce iki arkadaşı onu eğlence ve güzel kadınlarla birlikte olmak üzere Goa’ya davet ederler. Ancak doğum gününden hemen sonra büyükbaba ölür. Büyükbaba küllerinin bir kısmının Ganj nehrine dökülmesini istemiştir.

Aşk Treni yazısına devam et

Kaçış Mutlu Sonla Bitti

Taş Film’in ilk projesi olan Kaçış isimli sinema filminin çekimleri geçtiğimiz gün bitti. Başrollerini İlker Gürsoy, Atilla Saral ve Zeynep Gülmez’in paylaştığı ve bir çok ünlü ismin de yer aldığı Kaçış isimli sinema filmi 1950 – 1970 yılları arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye kaçan 3 Türk gencinin kaçış hikâyesini konu alıyor. Senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini İbrahim Biçer’in, yapımcılığını ise İhsan Taş’ın üstlendiği Kaçış çok yakında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Filmin başrol oyuncu İlker Gürsoy: “Uzun zamandır bu role hazırlanıyordum, böyle dönem filmi projesinde yer aldığım için çok şanslıyım.” dedi.

Müslüm Baba’nın Evlatları 09 Mayıs’ta Vizyona Giriyor

Vuslat Saraçoğlu’nun yönettiği Müslüm Baba’nın Evlatları adlı belgesel film 09 Mayıs 2014 Cuma günü Beyoğlu Yeşilçam Sineması’nda vizyona giriyor. Müslüm Baba’nın Evlatları, Türkiye’nin en önemli arabesk sanatçılarından biri olan Müslüm Gürses’in en az onun kadar biricik olan kitlesi Müslümcüler’i konu alıyor. Müslümcülük, müzikal bir tercihin ötesinde bir kimlik ve varoluş biçimi. Eşi çok az görülebilecek cinsten bir bağlılık ve sevgi türü. Müslüm Baba’nın Evlatları, izleyenleri “hayranlık” durumunu anlamak için kullanılmış tüm kalıp ve kavramları bir kez daha düşünmeye davet ediyor.