1. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali, Kısa Film Yapım Destek Yarışması Sonuçları Açıklandı

14 – 30 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan 1. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nin Kısa Film Yapım Destek Yarışması sonuçları açıklandı. Festivalden yapım desteği alacak olan kısa filmler arasında Adem Başaran (Orhan İnce), Önce Atları Vurdular (Damla Kurt), Buz Tutmuş Hayaller (Emrah Kılıç), Ne Martı Kaldı Ne Yunus (Fikriye Gültepe, Gökçe Ulu), Siyah Yağmur (Murat Bektaş), Şemsiye (Cüneyt Karakuş), Yağmur (Cihan Bozkaya) gibi filmler var. TESİYAP tarafından gerçekleştirilecek olan festival ile genç yönetmenlerin yeni filmler üretmesine destek oluşturulması amaçlanıyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    1. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali, Kısa Film Yapım Destek Yarışması Sonuçları Açıklandı yazısına devam et
  • 3 Dil Konuşulan Şehire Sanatla Kardeşlik Gelecek

    Yeni sezon sinema salonlarının en iddialı yapımı olarak yola çıkılan Siirtli Hamlet isimli komedi tarzındaki sinema filminin çekimlerine 23 Eylül’de başlanıyor. Yapımcılığını Ferit Yüksek’in üstlendiği sinema filminin yönetmen koltuğunda Serli Seta Nişanyan gibi başarılı bir isim otururken, genel koordinatörlüğünü Yeşilçam’ın sevilen oyuncusu Bülent Polat, proje danışmanlığını da Figen Yücel yapıyor. Siirtli Hamlet’in oyuncu kadrosunda Yeşim Salkım, Sümer Tilmaç, Oya Aydoğan, Neslihan Günaydın Aka, Orçun Kaptan, Yaşar Alptekin, Sinan Bengier ve Seda Aktuğlu gibi sevilen isimler yer alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    3 Dil Konuşulan Şehire Sanatla Kardeşlik Gelecek yazısına devam et
  • Uluslararası Van Gölü Film Festivali’nde Barış İçin Şarkılar

    01 Eylül Dünya Barış Günü’nde “Barış’ın Diliyle, Barış’a İthaf” konsepti ile karşımıza çıkan 2. Uluslararası Van Gölü Film Festivali’nde Barış için her dilde şarkılar söyleyecek olan Soprano Pervin Chakar’ın sesi, Naze Isxan’ın piyanosuyla buluşarak, dinleyicilere çok dilli ve çok renkli bir gece sunacaklar. Kürtçe’nin Kurmanci ve Zazaki lehçeleri, Türkçe, Azerice, Farsça, Rusça, İtalyanca, Latince, Ermenice halk şarkıları konserinde klâsik müziğin halk müziğiyle harman olduğu ve Halk müziğinin Batı müziği formuna uyarlandığı bir programla 2. Uluslararası Van Gölü Film Festivali’nin açılışında dinleyiciyle ilk defa buluşacaklar.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Uluslararası Van Gölü Film Festivali’nde Barış İçin Şarkılar yazısına devam et
  • Lore ya da Masumiyetin Yitirilişi

    12. Filmekimi’nin yaklaşık iki hafta sonra açıklanması beklenen programı merakla beklenirken, etkinliğin geçen yılki listesinin ilginç filmlerinden Avustralya-Almanya ortak yapımı ‘Lore’, Ağustos sürprizi olarak sinemalarda. Bizde ‘Savaşın Gölgesinde’ ismiyle gösterime giren, aslında savaş sonrası acıları üzerine bir deneme bu. Filmin uyarlandığı İngiliz yazar Rachel Seiffert’in 2001’de yayımlanmış ‘The Dark Room /Karanlık Oda’ adlı romanı, benzer birçok örnekten farklı olarak, II. Dünya Savaşı ertesine Alman cephesinden ve sıradan insanların, sivil halkın gözünden bakar. Romanı oluşturan ve her biri ana karakterin adını taşıyan tematik olarak bağımlı öykülerin ikincisinde, Nazi ebeveynleri hapse yollanmış 12 yaşındaki Lore’un, kendinden yaşça küçük ikiz kız kardeşleriyle birlikte hayatta kalma mücadelesi anlatılır.

    Avustralyalı yönetmen Cate Shortland, bizde de gösterilmiş ilk filmi ‘Tepetaklak / Somersault’dan (2004) sonra çektiği bu ikinci sinema filminde, Lore’un (Hannelore’un kısaltılmışı oluyor) yaşı 15’e çıkmış, kardeşlerin sayısı dörde yükselmiş. Savaş Almanya’nın yenilgisiyle sona ermiş, Beyaz Rusya’da savaşmış Nazi subayı baba ile annenin gönülden bağlı oldukları Führer’leri bir sığınakta intihar etmiştir. Taşıyabilecekleri eşyaları yanlarına alır ve kaçarlar. Önce baba ortadan kaybolur, ardından anne Amerikalı askerler gelmeden kendi teslim olmaya gider, kucaktaki bebeğini büyük kız Lore’a teslim ettikten sonra. Bundan sonrası beş kardeşin yüzlerce kilometre ötede Hamburg’da yaşayan büyükannenin çiftliğine ulaşma çabası üzerinedir. Kara Ormanların tekinsiz karanlığında sürdürülen bir hayatta kalma mücadelesidir bu. İtilaf Devletleri tarafından dört bölgeye bölünmüştür Alman yurdu. Trenler durdurulmuştur. Orman tehlikelerle doludur.

    Shortland’in ülkesinde ödüllere boğulmuş ilk filmi, evinden kaçan 15 yaşındaki Heidi’nin büyüme öyküsü üzerineydi. Yönetmen bu kez aynı yaşlardaki Lore’un hikâyesiyle, çok farklı bir dönem ve koşullarda, bizden Reha Erdem’in ‘Jîn’ini hatırlatan acılı bir başka büyüme hikâyesine yöneltiyor kamerasını. Lore kardeşleriyle birlikte savaş sonrasının cehennemi atmosferinde, ölümle, öldürmeyle ve bir de soykırım gerçeğiyle yüz yüze geliyor, masumiyet yitiriliyor. ‘Lore’ bu açıdan bir büyük aldanışın, aldatılmış bir ulusun şaşkınlığının da filmi.

    Adam Arkapaw’ın görüntü çalışması etkileyici. Doğanın büyüleyici güzelliğiyle, (Bruno) Dumont sertliğindeki yakın plân vahşet görüntüleri eşliğinde savaş dehşetinin bir büyük tezat olarak aktarılışı başarılı.

    (19 Ağustos 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com