Arka Pencere Dergisi Metin Erksan’ı Anıyor

Arka Pencere Dergisi, 146. sayısında, kapağına büyük usta Metin Erksan’ı yerleştiriyor. Tunca Arslan, Metin Erksan’ı ‘ilginç bir şekilde’ anıyor. Vizyon filmleri eleştirileri arasında Cosmopolis, Gerçeğe Çağrı, Lanetli Ruh, İlk Aşkım ve Vikingler Efsanesi: Thor yer alıyor. Arka Pencere Dergisi’nin 146. sayısı bir Alfred Hitchcock alıntısıyla sona eriyor: “Kendi filmlerim, kendi sinemam hakkında konuşmam. Siz filmi gerçekleştiriyorsunuz, ondan sonrası seyircinin. Yaratıcının kendi yaratısı hakkında konuşması, bana ilk günden beri tezgahtarlık gibi geliyor. Ve seyirciye saygısızlık gibi geliyor.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi Metin Erksan’ı Anıyor yazısına devam et
  • Yeni Film Dergisi 26 / 27. Sayı Çıktı

    Yeni Film Dergisi’nin 26 / 27. sayısı çıktı. Dergi iki sayı bir arada oldukça kapsamlı şekilde hazırlandı. Sinema yazılarının yanında bununla bağlantılı bir perspektif oluşturan yazılarla birlikte bu sayıda “Sınıf dosyası”na yer verildi. Zeki Demirkubuz’un Yeraltı filmi farklı yazılarla ele alındı. Azrail’i Beklerken, Can, Güzel Günler Göreceğiz, Lal Gece, Tepenin Ardı filmlerinin eleştirileri ile Babamın Sesi filmi ve Zeynel Doğan söyleşisi yeni sayıda yer alıyor. Bu sayı, Yunanistan’daki eylemliliği fişekleyen Aleksandros Grigoropulos, genç yönetmen Seyfi Teoman, üstad Rekin Teksoy’a ve Tülay Arın’a adandı.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yeni Film Dergisi 26 / 27. Sayı Çıktı yazısına devam et
  • Hollywood’un Aksiyoncuları Aynı Filmde

    Cehennem Melekleri 2 (The Expendables 2)
    Yönetmen: Simon West
    Senaryo: Richard Wenk-Sylvester Stallone
    Müzik: Brian Tyler
    Görüntü: Shelly Johnson
    Oyuncular: Sylvester Stallone (Barney), Arnold Schwarzenegger (Trench), Bruce Willis (Church), Jason Statham (Lee), Liam Hemsworth (Billy), Nan Yu (Maggie), Jean-Claude Van Damme (Jean Vilain), Chuck Norris (Booker), Jet Li (Yin Yang), Dolph Lundgren (Gunnar), Randy Couture (Toll), Randy Couture (Caesar)
    Yapım: Lionsgate-Millennium (2012)

    Bağımsız paralı askerlerin maceralarını anlatan “Cehennem Melekleri 2”, aksiyon filmlerinden hoşlananları bir hayli memnun edecek. Bu türün ünlü yönetmeni Simon West elinden geleni ardında bırakmıyor aksiyon sahnelerinde.

    Nepal’de, Çinli işadamını kurtarmak isterken esir düşmüş Trench, işkencelerden geçerken Barney ve ekibi üsse baskın düzenliyorlar. Bu baskın ve hareket filmin derinliğinde neler olabileceği hakkında güvence veriyor aksiyon filmlerini sevenlere. Barney’nin ekibinde “bıçakçı” Lee, “bombacı” Gunner, uzun namlulu silâh uzmanı Ceaser, yıkım uzmanı Toll Road, Afganistan’daki savaşa katılmış genç Billy the Kid var. Dövüş uzmanı Uzakdoğulu Yin Yang son görevden sonra evine dönüyor. Görevden sonra ekip de evine, Amerika’ya dönüyor. Ama yeni görevler bitmez elbette. CIA’den Church, Barney’nin el koyduğu beş milyona karşılık yeni bir görev veriyor ona. Ekibe, Barney istemese de Maggie de katılıyor. Maggie dövüş uzmanı.

    Arnavutluk taraflarında düşmüş uçaktaki gömülü plütonyumun yerini belirten harita var. Plütonyumun kötü ellere geçmeden kurtarılması gerekiyor. Uçağı kolayca bulan ekibi bir sürpriz de bekliyor. Kötü paralı askerler, liderleri Jean Vilain’le ortaya çıkıyor. Kutu içindeki haritayı alan Vilain, Billy the Kid’i yaralıyor ve ekibiyle uzaklaşıyor. Billy the Kid’in ölümü filmin melodramını da ağırlaştırıyor. Vilain, Bulgaristan’ın Devetashka Mağarası’nda gömülü plütonyumları arıyor. Bunu yaparken, köylüleri de köle gibi çalıştırıyor. Barney ve ekibi, soğuk savaş döneminde Sovyetler’in üs olarak kullandığı hayalet kasabaya geliyorlar önce. Bu hayalet kasaba tipik Amerikan şehirlerini andırıyor. Barlar, kafeler, hamburgerciler, eski zamanların otomobilleri ve birçok şey var. Sadece insan yok. Geceyi burada geçirdikten sonra Vilain’in adamları kasabayı sarıyorlar. Ama bir dost var. Booker ortalığı temizledikten sonra fonda Segio Leone’nin 1966 yapımı spagetti westerni “The God, The Bad and The Ugly-İyi, Kötü ve Çirkin” filminin tema müziği duyuluyor. Ennio Morricone’nin ne kadar büyük bir besteci olduğunu bir defa daha teslim ediyorsunuz. Ardından yine bol patlamalı aksiyon sahneleriyle iyiler kötüleri yeniyor ve plütonyum iyilerin elinde barışa hizmet ediyor.

    Bu defa yönetmen farklı…

    2010 yapımı “The Expendables-Cehennem Melekleri” filmini Sylvester Stalone bizzat yönetmişti. Devamı 2012 yapımı “The Expendables 2-Cehennem Melekleri 2” filminde bayrak aksiyon sinemasında kendine haklı bir şöhret edinmiş Simon West üstlenmiş. 1961 doğumlu İngiliz yönetmen West, 1997’de “Con Air” filmiyle sinemaya giriş yapmıştı. 1999’da “The General’s Daughter-Generalin Kızı” ve 2001’de “Lara Croft: Tomb Raider” filmografisindeki diğer önemli filmler. Devam filmindeki aksiyon sahnelerini seyrederken her şeyin hakkı verilmiş diyorsunuz. Gerçekten eğlendirici. İlk filmden Mickey Rourke ve Eric Roberts yok. Bu sefer Jean-Claude Van Damme ve Chuck Norris var. Stallone, senaryoyu bu defa Richard Wenk’le ortak yazmış. Kameramanı da değiştirmiş. Ünlü filmlerin gözü olmuş Pasadenalı kameraman, yönetmen Joe Johnston’ın 2001’de “Jurassic Park III”, 2004’te “Hidalgo”, 2010’da “The Wolfman-Kurt Adam”, 2011’de “Captain America: The First Avenger-İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” filmlerinde çalıştı. Filmin görselliği ve aksiyonu birinci sınıf. Müzikleri de öyle. Hatta mizahı da. Stallone’un, geçmişte oynadığı gözde “Kobra” ve “Rambo” filmleri de kelimelerle de olsa yadediliyor. Espriler kahkaha attırıyor. Barney, emektar uçağından bile eski uçağa bakıp “Müzelik” dediğinde Trench’in “Biz de müzeliğiz” deyişi insanı güldürürken Hollywood’un eskisi gibi olmayacağını anlıyorsunuz. Yeni aksiyonlarda bilgisayarlar kuşatıyor perdeyi. “Cehennem Melekleri 2” filminde konvansiyonel olan öndeymiş gibi. Geçmiş zamanların patlamalı aksiyon filmlerini özleyenlere.

    (17 Ağustos 2012)

    Ali Erden

    ailerden@hotmail.com

    gnçtrkcll’den Türkiye’de Bir İlk: Denizde Gece Matinesi

    Türkiye’nin en büyük gençlik kulübü gnçtrkcll, Türkiye’de ilk kez, deniz üzerinde bir açıkhava sineması kurdu. 09 Ağustos Perşembe gecesi Antalya Konyaaltı Plajı’nda gerçekleştirilen etkinliğe 150’ye yakın gnçtrkcll’li katıldı ve denize yerleştirilen şambrellerde yerlerini aldılar. Perdeye yansıyan film ise, “gece matinesi” konseptine heyecan katmak üzere Jaws olarak seçilmişti. İstanbul Turkcell Kuruçeşme Arena’da gerçekleştirilen gnçtrkcll Açıkhava Sinema Festivali’nin Antalya ayağı olarak gerçekleştirilen etkinlik, “denizde gece matinesi” formatıyla yoğun ilgi gördü.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    gnçtrkcll’den Türkiye’de Bir İlk: Denizde Gece Matinesi yazısına devam et
  • Mesut Uçakan Bu Kez Şiirleriyle Konuşulacak

    Reis Bey, Kelebekler Sonsuza Uçar: İskilipli Atıf Hoca, Kavanozdaki Adam ve Yalnız Değilsiniz gibi filmlere imza atan ünlü yönetmen Mesut Uçakan, bu kez şiirleriyle konuşulacak. Yönetmenin gençliğinden bu yana yazdığı tüm şiirler, Sıkı Tut Ellerimi isimli kitapta toplanarak piyasaya çıkarıldı. Sepya Yayıncılık editörü Suat Köçer, şiirlerin edebi değerlerinin yanı sıra, kaleme alındıkları dönemlerin ruhunu yansıtmaları bakımından da önemli birer kişisel belge olduğunu ifade etti. Daha önce yönetmenin Türk Sinemasında İdeoloji isimli kitabını bastıklarını hatırlatan Köçer, Uçakan’ın yazı, anı ve konuşmalarını da kitaplaştırarak sinemasever okurlara sunacaklarını söyledi.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Mesut Uçakan Bu Kez Şiirleriyle Konuşulacak yazısına devam et
  • Sinema Yaz Okulu’nda Sona Doğru, Sinematek Dergi 4. Sayısı Yayında

    Yazın gelmesiyle birlikte bir Sinematek klâsiği olan, 13 yıldır aralıksız her yıl düzenlenen Sinema Yaz Okulu son atölyeleri başlıyor. 27 Ağustos’da İstanbul’da, Film Yapım ve Yönetmenlik, Dramatik Yazarlık ve Senaryo, Kurgu/Montaj yaz okullarımız başlıyor. Ankara’da, Film Yapım ve Yönetmenlik, Dramatik Yazarlık ve Senaryo, Belgesel Film Yapım yaz okulları da aynı tarihte. Sinematek Dergi, 4. sayısının kapağına geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz büyük usta Metin Erksan’ı koyuyor. Filmden Sonra köşesinde, Duvara Karşı filminin unutulmaz karakteri Cahit Tomruk filmden sonra yaşadıklarını anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Sinema Yaz Okulu’nda Sona Doğru, Sinematek Dergi 4. Sayısı Yayında yazısına devam et
  • Lincoln’ün İstilacı Vampirlerle Savaşı

    Vampir Avcısı: Abraham Lincoln (Abraham Lincoln: Vampire Hunter)
    Yönetmen: Timur Bekmambetov
    Senaryo: Seth Grahame-Smith
    Müzik: Henry Jackman
    Görüntü: Caleb Deschanel
    Oyuncular: Benjamin Walker (Abraham), Dominic Cooper (Henry), Anthony Mackie (Will), Mary Elizabeth Winstead (Mary), Rufus Sewell (Adam), Marton Csokas (Barts), Jimmi Simpson (Joshua), Joseph Mawle (Thomas), Robin McLeavy (Nancy), Erin Wasson (Vadoma), John Rothman (Jefferson), Cameron M. Brown (Willie)
    Yapım: Fox (2012)

    Rus sineması içinde yetişen Kazak yönetmen Timur Bekmambetov’un üç boyutlu “Vampir Avcısı: Abraham Lincoln” filmi, Lincoln’ü çocukluk, gençlik ve başkanlık dönemlerini anlatıyor. İntikam dolu Lincoln, vampir avcısına dönüşüyor.

    Film, 1818 yılında açılıyor. Gecenin derinliğinde vampir Jack Barts, Abraham’ın annesini uykusunda öldürürken, küçük çocuk bu ölüme tanık oluyor. Abraham, Barts’a karşı içindeki kinle büyüyor ve hukuk okumak için geldiği şehirde Joshua Speed’in dükkânında boğaz tokluğuna iş bulduktan sonra rıhtımda izini bulduğu Barts’ın gözüne tabancasıyla ateş ettikten sonra bayılan genç Abraham gözünü tanımadığı Henry Sturges’in malikanesinde gözünü açıyor. Henry bir vampir avcısı. Abraham’a yardım ediyor. Baltasının keskin tarafını gümüşleyen Abraham, Henry’nin vampir olduğunu söylediği insanları vahşice katletmeye başlıyor. Gecelerin kan revan olduğu şehirde hayatının kadını Mary Todd’la da karşılaşıyor Abraham. Bu aşk onun hayatının akışınıda değiştiriyor. İyi bir konuşmacı olan Abraham’ı politikacı olmaya teşvik eden Illinois Valisi’nin sözünü dinleyen Abraham, ileriki yıllarda ABD’nin geleceğini de şekillendirecek çok önemli bir başkanı da oluyor. Eski Mısır’da Firavunların piramitlerin inşasında binlerce Yahudiyi çalıştırdığına tanıklık etmiş vampirlerin başı Adam, kız kardeşi Vadoma ve vampir çetesiyle, iç savaş sırasında Güneylilerle beraber Kuzeylilere de savaş açıyor. Adam’ın amacı tüm Amerika’yı ele geçirmek. Konfederasyoncu Güneyliler, Başkan Lincoln’ün kölelik karşıtı söylemlerine öfke duyuyorlar. Lincoln, uğruna iç savaş olsa da Güneyle savaş giriyor ve kazanıyor.

    Oscarlık film gibi…

    Üç boyutlu perdede gördüğümüz 2012 yapımı “Abraham Lincoln: Vampire Hunter-Vampir Avcısı: Abraham Lincoln”, Oscarlık bir film gibi görünüyor. Filmin içerik ve biçim dili güçlü. Bazı anlarda, doğal olarak üç boyutun getirdiği estetik yönleri öne çıkartıyor film. Akademi, Rusya’dan gelip ABD’nin önemli bir politik bir figürünü anlatan Timur Bekmambetov’a Oscarları verebilecek mi? 1961 doğumlu Kazak yönetmen Bekmambetov, Rus sinemasında çektiği estetik aksiyonlarıyla Hollywood’u da büyüledi. Şimdi bu hayal fabrikasına hayal gücünü sunuyor. 2004’te “Nochnoy Dozor-Gece Nöbeti” ve 2006’da “Dnevnoy Dozor-Gündüz Nöbeti” estetik aksiyonlarından sonra Hollywood’da Angelina Jolie’yi oynattığı 2008 yapımı çizgi roman uyarlaması “Wanted” filmini çekmişti yönetmen. Bekmambetov, “Vampir Avcısı: Abraham Lincoln” fantastik korku filminde aksiyonu da kararınca kullanılmış. Filmde, fantastik taraflar olsa da ABD tarihinin en önemli dönemlerine gerçekçi bakış da getiriyor film. Çocukken gerçekten annesi ölüyor Abraham’ın. Hayatının de en büyük boşluğu annesinin yokluğu olabilir Abraham’ın. Filmde, bu boşluğu vampirleri avlayarak unutmaya çalışan Abraham, gerçeklikte kitaplara ve karısı Mary’ye sığınmıştır belki de. Beraberce ilk görüşte aşka düştüğü Mary karşısına çıkmasaydı Abraham kaybolabilirdi. Mary’nin aşkı ve desteği politikada yükselmesine neden oluyor Abraham’ın. O cesurca aldığı kararlarda da bu aşkın gücünü hissediyor. Abraham, Cumhuriyetçilerin ilk başkanı da oluyor.

    Çarpıcı bir görsellik…

    Vampirler, metaforik anlamda çoğu Güneyliyi de simgeliyor sanki. Köleliğin devam etmesini isteyenler bugünden bakışla kan içici vampir olabilirler. Çiftçinin oğlu Abraham, tek bildiği silâh baltasının ucunu gümüşleyerek geceleri vampir avlarken, gündüzleri de geleceğini kuruyor köleliğin ülkesi Amerika’da. Abraham’ın vampirlere savurduğu baltası kanları fışkırtıyor. Kafaları baltayla kopan vampirlerin kanları, üç boyutlu görüntüyle üzerinize sıçrayacakmış gibi oluyor. Estetik olarak da çarpıcı bu şiddet anları. O fışkıran kanlar, gerçeküstücü bir ressamın fırçasıyla tablosuna serptiği boyalar gibi sanki. Trendeki anlar da etkileyici. Yanan köprüye hızla yol alan trenin içindeymiş gibi de hissediyorsunuz. Abraham’la Mary’nin dükkânda karşılaşmaları da özel anlardan. Aşklar, zerafet ve kibarlığın buluştuğu anla başlıyordur belki de. Abraham’ın bu dünyadaki en iyi dostu da, çocukluk arkadaşı siyahi Will. Abraham’ın köleliğe ve ırkçılığa karşı savaşında bu dostluğun da payının olduğunu düşünüyorsunuz. Filmde, zihninizde kalacak unutulmaz fotoğraflar olacak. Üç boyutlu perdede yaşamak ve keşfetmek gerek. Film, Seth Grahame-Smith’in 2010’da yayımlanmış aynı adlı romanından uyarlanmış. Senaryoyu da Seth Grahame-Smith bizzat kendisi yazmış. 1982 doğumlu Amerikalı Benjamin Walker, gerçekten Lincoln’ün gençliğini ve orta yaşlılığını yüksek bir oyunculukla yaşatıyor. Filmde İngiliz Rufus Sewell da unutulmamalı. O, filmin vampir “kötü adamı” Adam’la insanın sinirlerini tam anlamıyla geriyor, tedirginlikler içinde bırakıyor.

    (17 Ağustos 2012)

    Ali Erden

    ailerden@hotmail.com

    Müşfik Kenter’i Kaybettik

    Akciğer kanseri tedavisi gören, 15 Ağustos’ta kaybettiğimiz 80 yaşındaki Türk tiyatrosunun çınarı Müşfik Kenter bugün ebedi istirahatgâhına defnediliyor. Kenter bir süredir akciğer kanseri tedavisi görüyordu. Tedavi sırasında ani gelişen bir enfeksiyon nedeniyle birkaç gün önce İstanbul Çağlayan’daki Florence Nightingale Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

    65 yıldır tiyatroya emek veren Kenter, daha 15 yaşındayken Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü. Okulu 1955 yılında bitirdi ve Devlet Tiyatrosu’na girdi. İlk oyunu “Oğuz Ata”ydı…

    1959’da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve İstanbul’a giderek ablası Yıldız Kenter ile beraber Muhsin Ertuğrul ile çalıştı… Birlikte Küçük Sahne’de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde bir araya geldiler ve dörtlü olarak uzun yıllar birlikte tiyatro yaptılar.

    1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu’nu kurdular. 1962’de Kent Oyuncuları adıyla bir tiyatro topluluğu kurdular. 6 yıl sonra da Şişli’deki Kenter Tiyatrosu’nun binasını tamamladılar. Tiyatroyu yapmaları için tüm paralarını ortaya koymaları, büyük bir turne ile Anadolu’yu gezmeleri ve bir koltuk satma kampanyası ile destek toplamaları gerekmişti. Seyircilerin pek anlamayacağı düşünülen oyunları sahnelemekten çekinmediler. Yıllarca o binada yüzlerce oyun sahneye koydular…

    İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

    Müşfik Kenter, Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden derlediği “Bir Garip Orhan Veli” adlı oyunu 30 yıl boyunca tek başına oynadı. “Bir Garip Orhan Veli” aynı oyuncuyla Türkiye’de en uzun süreli sergilenen eserlerden biri oldu…

    Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

    Sanatçı, tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yaptı. 1966 Antalya Film Festivali’nde, “Bozuk Düzen” filmiyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı. Yerli, yabancı televizyon filmlerinde, belgesel ve reklamlarda seslendirme yaptı. üç kez evlendi…

    Ödülleri:

    1966 – 3. Antalya Film Şenliği – En İyi Erkek Oyuncu (Bozuk Düzen)
    1993 – Olağanüstü Yorum Ödülü – Konken Partisi
    1997 – 1. Afife Tiyatro Ödülleri – Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü
    2002 – 6. Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
    2005 – 8. Uluslararası Kukla Festivali Onur Ödülü

    Tiyatro Oyunları:

    Nasrettin Hoca Birgün
    Çözüm
    Kuvayi Milliye
    Huysuz İhtiyar
    Anlat Şehrazat (Binbir Gece Hikayeleri)
    Martı
    Helen Helen
    Martı
    Lütfen Kızımla Evlenirmisin
    İvanov
    Nükte
    Ramiz ile Jülide
    Ver Elini Brodvey
    Konken Partisi
    Görünmez Dostlar
    Van Gogh
    Kim Kimi Kiminle
    Kökler
    Kahramanlar ve Soytarılar
    Arzu Tramvayı
    Vanya Dayı
    Çöl Fresi
    Buzlar Çözülmeden
    Ders
    İnsan Denen Garip Hayvan
    Ayak Takımı Arasında
    Sanalyeler
    İçerdekiler
    Salıncakta İki Kişi
    Bedel
    Üç Kız Kardeş
    Bir Garip Orhan Veli
    Üç Kuruşluk Opera
    Kapıcı
    Yarın Cumartesi
    Öfke
    Nalınlar
    Mary-Mary
    Antigone
    Mikado’nun Çöpleri
    Cyrano De Bergerac
    Hamlet
    On İkici Gece
    Deli İbrahim

    Sinema Filmleri:

    Sessiz Harp (1961)
    Dişi Kurt (1963)
    Dişi Örümcek (1963)
    Bozuk Düzen (1965)
    Murtaza (1965)
    Sevmek Zamanı (1965)
    Şeytanın Kurbanları (1965)
    O Kadın (1966)
    Üç Arkadaş (1971)
    Kara Doğan (1972)
    Kızını Dövmeyen Dizini Döver (1977)
    Seni Kalbime Gömdüm (1982)
    Hayallerim Aşkım ve Sen (1987)
    Rumuz Goncagül (1987)
    Piano Piano Bacaksız (1992)
    Ay Vakti (1993)
    >Elveda Yabancı (Lebewohl Fremde) (1993)
    Amerikalılar Karadeniz’de 2 (2007)
    Mevlana: Aşkı Dansı (2008)
    Usta (2008)

    Televizyon Dizileri:

    Avrupa Yakası (2009)
    Sessiz Gemiler
    Elveda Yabancı
    Çöl Faresi (1977)
    Emekli Başkan (1979)
    Geçmiş Bahar Mimozaları (1989)
    Ateşten Günler (1988)
    Gecenin Öteki Yüzü (1987)
    Kurtuluş (1994)
    Hayat Bazen Tatlıdır (1996)
    Şapkadan Babam Çıktı (2003)
    Zümrüt (2004)
    Kapıları Açmak (2005)

    (17 Ağustos 2012)

    Serpil Boydak