Çağan Irmak’ın yeni filmi Tamam mıyız?’ın Almanya galası geçtiğimiz Cuma akşamı Offenbach şehrindeki Cinemaxx Offenbach’ta düzenlendi. Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları ve Issız Adam gibi büyük ilgi gören ve sevilen filmlere imza atan Çağan Irmak, yeni filmi Tamam mıyız?’la Almanya’daydı. Yaşadıkları talihsizlikler sebebiyle dibe sürüklenen iki insanın yollarının kesişmesiyle başlayan dostluklarını ve hayata tutunma çabalarını beyazperdeye taşıyan Tamam mıyız?’ın Almanya galasına filmde İhsan ve Temmuz karakterlerini canlandıran Aras Bulut İynemli ve Deniz Celiloğlu da katıldı. Daha önce de Almanya’ya giden Çağan Irmak, “Frankfurt’a beşinci gelişim, yine aynı ilgi ve misafirperverlikle ağırlandık” dedi.
Arka Pencere Dergisi Bir Gecede Olmadı
Arka Pencere Dergisi, 215. sayısında, kapağına Frank Capra klâsiği Bir Gecede Oldu’yu yerleştiriyor. Tunca Arslan, Trendeki Yabancı köşesinde Engelliler Günü vesilesiyle Çıngıraklı Top’u yazdı.
Vizyon filmleri eleştirileri arasında Yozgat Blues, Saroyan Ülkesi, Ölümsüz Aşk, Kızım İçin, Yılın Savaşı, Düğün Dernek ve Mc Dandik yer alıyor. Dikkat çekici hatırlatmalar bulacağınız Sapık köşesiyle devam eden Arka Pencere Dergisi’nin 215. sayısı, yeni yitirdiğimiz Nelson Mandela’dan bir alıntıyla nihayete eriyor: “‘Yarı özgürlük’ diye bir şey yoktur!”
7. Sinepark’ın MOD’u Sadece Tek Bir Gün
Kısa filmcileri Türkiye’de son yıllarda canlanan “tür” sinemasına teşvik etmek amacıyla Galatasaray Üniversitesi MEDİAR (Medya Çalışmaları, Araştırma ve Uygulama Merkezi) tarafından düzenlenen 7. Sinepark Kısa Tür Filmi Festivali ödülleri, 06 Aralık’ta akademi-sinema-kent buluşmasının önemine dikkat çekmek üzere Beyoğlu Sineması’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kısa film alanında önde gelen medya gruplarından Shorts TV’nin Sinepark kapsamında ilk kez sunduğu uluslararası dağıtım ödülünü Deniz Tarsus’un MOD ve Tunç Şahin’in Sadece Tek Bir Gün adlı kısa filmleri kazandı. Lise öğrencilerinin filmlerinin yarıştığı bölümün kazananları ise Visal ve Az Kaldı oldu.
Film Arası Dergisi’nde Nazan Kesal: Kadınlar Artık Yeter Demiyor
Film Arası Sinema Dergisi’nin Aralık sayısına konuşan ünlü oyuncu Nazan Kesal, çarpıcı açıklamalarda bulundu, Gülcan Tezcan’ın sorularını yanıtladı. Sinema sektöründeki kadın varlığının azlığına dikkat çeken ünlü oyuncu, “Özgür kadın senaryoları, özgün kadın rolleri çok çıkmıyor karşımıza” dedi. Rol aldığı filmlerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Kesal, hayatla derdi olan karakterler oynamaya çalıştığını söyledi. Eşi Ercan Kesal’ın oyunculuğuna da değinen oyuncu, eşinin dikkatli ve iyi bir anlatıcı olduğunu belirtti.
Film Arası Dergisi’nde Nazan Kesal: Kadınlar Artık Yeter Demiyor yazısına devam et
Okmeydanı Gençlik Merkezi’nde Sinema Günleri Başladı
Beyoğlu Belediyesi, Okmeydanı Gençlik Merkezi’nde ücretsiz sinema günleri düzenliyor. Etkinlikte 02 Aralık – 14 Ocak tarihleri arasında çocuklara yönelik filmler ücretsiz olarak izlenebiliyor. Beyoğlu’nun çocuklarını sanata alıştırarak sosyal yönden nitelikli ve daha sağlıklı nesiller yetiştirmek adına Beyoğlu Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu etkinlikler hem çocuklara ışık tutuyor hem de geleceğe yönelik sağlam adımlar atıyor. Okmeydanı Sinema Günleri’nde, hayali akrobasi uçağı olmak isteyen tek pervaneli uçak Dutsy’nin maceralarının konu edildiği Uçaklar filmi ile zorba bir köpekbalığı tarafından kaçırılan arkadaşlarını kurtarmak isteyen balıkların hikâyesini anlatan Cesur Balık 2 filmi gösteriliyor. (Haber: Muharrem Erdemir.)
Okmeydanı Gençlik Merkezi’nde Sinema Günleri Başladı yazısına devam et
46. Siyad Ödül Töreni 20 Ocak 2014 Pazartesi Gecesi Yapılıyor
Sinema Yazarları Derneği – SİYAD’ın 46. kez gerçekleştireceği geleneksel ödül töreni 20 Ocak 2014 Pazartesi gecesi saat 19:30’da İstanbul – Harbiye’deki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda başlayacak. Başarılı oyuncu Ceyda Düvenci tarafından sunulacak ödül töreni D-Smart’ın 20. Kanal’ında HD kalitesiyle canlı yayınlanacak. Törende, SİYAD’ın 93 üyesinin 2013 yılında sinema salonlarında en az yedi gün ticari gösterime girmiş yerli ve yabancı filmler arasında yapacağı iki turlu değerlendirme sonucunda belirlenecek “en iyiler” açıklanacak. 11 ana dalın yanı sıra en iyi belgesel film ve en iyi kısa film de SİYAD heykelciğiyle ödüllendirilecek.
İçinden Tuncel Kurtiz Geçen Filmler
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz duayen oyuncumuz Tuncel Kurtiz’e adanan İçinden Tuncel Kurtiz Geçen Filmler etkinliği Beyoğlu Yeşilçam Sineması’nda devam ediyor. 19 Aralık’a kadar devam edecek olan etkinlikte Şeyh Bedrettin Destanı gösterisinin kaydı ile birlikte Gezici Festival’in Yol Arkadaşı Tuncel Kurtiz, İnadına Film Çekmek, Sinemada Bir Dolunay: Bedr adlı belgeseller ve İnat Hikayeleri, Tabutta Rövaşata ile Bereketli Topraklar Üzerinde adlı filmler gösterilecek; Sema Mortz, Ahmet Boyacıoğlu, Reis Çelik, Derviş Zaim, Mehmet Eryılmaz ve Erden Kıral ile söyleşiler gerçekleştirilecek.
5. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali
DOCUMENTARIST ekibi tarafından gerçekleştirilen Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 14 – 18 Aralık 2013 tarihlerinde 5. yılını kutluyor. Ana teması #direniş olarak belirlenen festivalde Gezi Parkı direnişi ile ilgili filmlere geniş bir bölüm ayrılıyor. Festival programında ayrıca göçmenlik, kadın hakları, ekoloji gibi temalara değinen filmler yer alıyor. Festivalde gösterim ve etkinlikler SALT Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekânı, Dutch Chapel, Tütün Deposu ve Cezayir Salonu’nda gerçekleşiyor. Bu yılın festival posteri, ‘direniş’ ruhuna uygun olarak, herkesin kişisel yaratıcılığına açık olarak tasarlandı.
Sanat ve Devlet İlişkilerine Tarihsel Bir Katkı
Sanatın devletin himayesine alınması fikri, M. Ö. 50’lerde Gaius Maecenas’a (Mesen) dayanır. Eski Yunan’da Aiskhylos’un Tanrılara yönelttiği eleştiriyi ya da Sophokles’in özgür bireye yaptığı vurguyu boşa çıkarırcasına, on binleri devasa tiyatrolarda bir araya getiren Eski Roma yönetimlerinin amaçları sanatsal bir yaklaşım sergilemek değildir oysa ki. Sonradan birçok epik dramada da tanık olduğumuz gibi, savaşçıların birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla mücadelesinden medet uman siyasal erk, geniş kitlelere “afyon” hizmeti sunacak eğlenceler peşindedir.
Gerçek sanatın sokağa yaslanması ve doğasından kaynaklanan eleştirel tutumudur belki tehlikeli olan; ya da Mesen gibiler hakikaten hayallerinin peşinden gitmişlerdir. Her neyse; Panem et Circenes’ten (Ekmek ve Oyunlar) geriye kalan hiç de iç açıcı bir manzara olmamıştır: Hiçlik!… Sisteme yedeklenen gösteri sanatları, Plautus’un militarizm eleştirisi barındıran kimi oyunları dışında tarihe pek birşey bırakmaz.
Benzer bir durum Ortaçağ’da da karşımıza çıkar. Dizginleri ele alan Katolik Kilisesi, tiyatroyu politik amaçları doğrultusunda yönlendirerek teosantrik / tanrı merkezli bir sanat anlayışı ortaya koyar. Sonuç yine hüsrandır. Kamusal alandan dışlanan gezici oyuncuların yeni mekânı karnavallar olur. Gücünü bağımsız oluşundan alan ve sokaklara taşınan farsın etkileri Rönesans’ta daha iyi anlaşılacaktır. Yalnızca tiyatro mu? İkonanın sislerinden doğan Giotto ve ardılları da “başka türlü bir şey”in var olduğunu kanıtlamışlardır.
Yüzlerce yıl sonra ülkemizde sinemayı merkez kılarak yapılan devlet desteği tartışmaları ise olgunun bir başka yönüne işaret etmekte ve sanatın diğer alanlarında yaşanan gelişmelerin gölgesinde gerçekleşmektedir. Taşradan başlamak üzere, devlet sanat galerilerinin ortadan kaldırılması; tiyatro, opera ve bale cephesinde yaşanan gelişmeler, ne söylediği anlaşılamayan “muhafazakâr sanat” kuramı (!) ve “tek sesli” iklimi hakim kılma çabaları, yedinci sanattan bağımsız değildir. Bir başka deyişle sinemanın, sanat ile devlet arasındaki ilişkinin dizayn edilme sürecinden nasibini almayacağı beklentisi içinde olmak gülünçtür.
Konunun, devlet desteğiyle proje geliştirip, ortaya çıkan sonucu “bağımsız” olarak nitelendirme garabeti de vardır; ama bu doğal olarak başka bir başlığın ilgi alanıdır. Yine de, yukarıda sözü edilen dizayn çalışmalarının, erk cephesinde (10 küsur yıl boyunca) arzulanan bir sanat anlayışına evrilmemesinin şaşırtıcı bir sonuç olduğunu belirtmeden geçmeyelim.
Sözün kısası; tam da büyük altüst oluşlar çağında, taşra-kent çelişkisini sinemanın en temel sorunsalı haline dönüştürmek, Doğu-Batı çelişkisini birey üzerinden okumanın en ideal ve “sanatsal” form olduğu iddiasını taşımak ve onca övgü arasında, tabloyu “bağımsız sinemanın gücü” olarak lanse etmek üzerine söylenecek daha çok sözümüz var…
(15 Aralık 2013)
Tuncer Çetinkaya
ModernZamanlar Sinema Dergisi Editörü
Bir Oyunculuk Gösterisi: Sona Doğru
New York Film Eleştirmenleri Birliği “Sona Doğru”yla Robert Redford’u Yılın En İyi Erkek Oyuncusu seçti. Redford bu rolüyle erkek oyuncu Altın Küre’sine ve Oscar’ına aday olacak gibi görünüyor.
Robert Redford tek karakteri/oyuncusu olduğu, ilk karesinden son karesine kadar tek başına sürüklediği diyalogsuz film “All Is Lost-Sona Doğru”yla kariyerinin en büyük sınavını veriyor ve bu işten de yüzünün akıyla çıkmasını biliyor. Cannes Festivali’nde ilk gösterimi yapılan film, ileri yaşta bir adamın açık denizde tek başına verdiği yaşam mücadelesinin öyküsü.
Film eleştirmenleri dokuz milyon dolar yapım bütçeli “Sona Doğru”yla Redford’un Kızılderililer ve vahşi hayvanlar arasında hayatta kalma mücadelesi veren bir karakteri canlandırdığı “Jeremiah Johnson” (1972) arasında paralellikler bulunduğunu belirtiyor.
Yönetmen J. C. Chandor ile Redford, Redford’un kurucusu olduğu Sundance Festivali’ndeki bir brunchta tanıştı. Chandor’un yönettiği, Kevin Spacey, Jeremy Irons, Demi Moore’un da rol aldığı üçbuçuk milyon dolar bütçeli “Margin Call-Oyunun Sonu” Sundance’ta gösterilmişti.
Redford, karakterle ilgili neredeyse sıfır bilgi sunan 31 sayfalık kısa senaryoyu (Sona Doğru) okuduktan sonra yönetmen Chandor ile sadece ikisinin katıldığı bir toplantı yaptıklarını söylüyor. Bu Hollywood’un avukat ve menecer ordularının eşlik ettiği alışılageldik toplantılarından biri olmamış. Sette de Redford yönetmenine tam bir güven ve tam bir teslimiyet sunmuş.
Bir Sinema Efsanesi: Robert Redford
Ressamlıktan vazgeçerek önce film oyuncusu, sonra yönetmen olan Robert Redford’un ataları İrlandalı, İskoçyalı ve İngiliz. Dört çocuğu var.
“Ordinary People”la yönetmen dalında Oscar kazandı, “The Sting-Belalılar”daki oyunculuğuyla, “Quiz Show”daki yönetmenliğiyle ve yapımcılığıyla Oscar adaylığı elde etti.
“Inside Daisy Clover-Papatya Yoncası”ndaki oyunuyla ve “Ordinary People”daki yönetimiyle Altın Küre ödülüne ulaştı.
En büyük başarılarından biri Sundance Film Festivali oldu. Onun sayesinde bağımsız filmlerde çalışanlar faturalarını ödeyebilir, aile kurabilir, güzel bir ev sahibi olabilir ve çocuk büyütebilir duruma geldi.
Redford oyunculuğuyla kazandığı başarı, sevgi, şöhret ve parayı, bütün bunları kendisine verenlere Sundance Festivali aracılığıyla geri vermek istedi; genç yeteneklere şans tanımak, imkânlar sağlamak, destek vermek için Sundance Festivali’ni ve Televizyon Kanalı’nı kurdu.
Redford ile 5 yıl önce vefat eden yönetmen Sydney Pollack “Jeremiah Johnson” dahil yedi filmde birlikte çalıştı. Bu işbirliği efsanevi bir dostluğa dönüştü.
Redford, Sundance Film Festivali’nin bulunduğu Utah eyaletinde kovboy hayatı yaşıyor; ata biniyor.
Redford, şair William Butler Yeats hayranı.
Robert Redford’un Film Film Kazançları:
* War Hunt / 500 dolar
* The Sting / 500 bin dolar
* A Bridge Too Far-Uzaktaki Köprü / 2 milyon dolar
* The Electric Horseman / Üçbuçuk milyon dolar
* Indecent Proposal-Ahlaksız Teklif / 4 milyon dolar
* The Last Castle-Son Kale / 11 milyon dolar
(15 Aralık 2013)
Hakan Sonok
OHA: Oflu Hocayı Aramak
Levent Soyarslan’ın yönettiği ve Yaşar Kalyoncu, Adem Yılmaz, Ergun Karamik, Taies Farzan’ın oynadığı OHA: Oflu Hocayı Aramak, 22 Mayıs 2015′de Mars Dağıtım dağıtımıyla LVT Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Karadenizli işadamı Ali Baltaoglu, Doğu Karadeniz’i dağ turizmine açacak mega bir inşaat projesine girişmek üzeredir. Kaçkar Dağları milli parkına bu proje kapsamında dağ otelleri, yayla tesisleri, kır siteleri inşaa edilecektir. Projenin önünü açacak gerekli kanunlar çıkarılma sürecindeyken, Ali Bey tanıtım ve reklam faaliyetlerine katkıda bulunabileceği düşüncesiyle Karadeniz’in şehir efsanelerini araştıran bir belgesel filme sponsor olur.
29 Kasım – 05 Aralık 2013 İFP Haftalık Box Office Listesi
22 – 28 Kasım 2013 İFP Haftalık Box Office listesi için tıklayınız.
Karlar Ülkesi
Chris Buck ile Jennifer Lee’nin yönettiği ve Kristen Bell, Idina Menzel, Jonathan Groff ile Josh Gad’ın seslendirdiği animasyon film Karlar Ülkesi (Frozen), 17 Ocak 2014’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı. Bir kehanet, bir krallığı sonsuza dek kışa mahkum edince, Anna, dağ adamı Kristoff ve onun sağ kolu ren geyiği Sven ile işbirliği yaparak kız kardeşi Kar Kraliçesi Elsa’yı bulmak ve buz büyüsünü bozmak için uzun bir yolculuğa çıkar. Her adımda gizemli yaratıklara rastlayan Anna ve Kristoff, krallığı yok olmaktan kurtarmak için büyük savaş verirler.
Kerbela Orkestrası
Reis Çelik’in yönettiği Kerbela Orkestrası, önümüzdeki aylarda Kaz Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Körfez Savaşı sırasında Amerikan işgali altındaki Irak’ta kara yoluyla Kerbela Çölü’nü geçmeye çalışan Berlin Senfoni Orkestrası’nın hikâyesi. Film aynı zamanda tarihteki Kerbela olayını da işliyor.
Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları
Peter Jackson’ın yönettiği ve Ian McKellen, Martin Freeman, Richard Armitage ile Benedict Cumberbatch’ın oynadığı Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları (The Hobbit: The Desolation Of Smaug), 13 Aralık 2013’de Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
Bilbo Baggins, Büyücü Gandalf ve Thorin Meşekalkan’ın 13 cüceyle birlikte, Yalnız Dağ’ı ve kayıp Erebor Cüce Krallığı’nın bulmak için yola koyulduğu serüven devam ediyor. Grup, doğuya doğru ilerlerken önce Göl kasabasına, oradan da nihayet Yalnız Dağ’a gider. Burası en büyük tehlikeyle, tüm yaratıklar içinde en korkutucu olanıyla Ejderha Smaug’la karşılaşıp yüzleşecekleri yerdir.