Hangi İnsan Hakları? Film Festivali Yayınları sinema kitaplarının tanıtım bültenleri ve kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Yeni eklenenler:
10. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali (Katalog)
8. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali (Katalog),
7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali (Katalog).
Hangi İnsan Hakları? Film Festivali Yayınları yazısına devam et
Michael Fassbender, Sadece Sinema’da
TRT Haber Sadece Sinema Programı’nda bu hafta gösterime giren Sakin Batı’da ve önümüzdeki hafta gösterime girecek olan Macbeth’te de izleyeceğimiz Michael Fassbender’ın beş performansı özel dosyada mercek altına alınıyor. Programın Türk Filmleri köşesinde Reha Erdem ve unutulmaz filmi Kosmos yer alıyor. Sadece Sinema, Ezgi Sütcü Ercan’ın sunumuyla Cuma günü 12:05 ve 19:05’te, Pazar günü 15:20’de TRT Haber’de.
Türkan Şoray, Uzaklarda Arama Film Ekibiyle Beyaz Show’da
Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray, ilk kez yönetmen koltuğunda oturduğu filmi Uzaklarda Arama oyuncularıyla bugün (27 Kasım Cuma) Beyaz Show’da. Beyazıt Öztürk, Türkan Şoray’ı ve merakla beklenen filminin oyuncularını, Uzaklarda Arama’nın tüm Türkiye’de vizyona girdiği gün ağırlayacak. Türkan Şoray, Yağmur Ünal, Mehtap Bayri, Özden Serkan Şenalp, Sevda Erginci, Aslı Samat, Esra Ergün, Cuma akşamı Beyaz Show’da olacaklar.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Sultan’dan Yeşilçam’a Yakışır Gala
Türkan Şoray imzalı Uzaklarda Arama, 25 Kasım Çarşamba akşamı Yeşilçam’a yakışır bir gala yaptı. Fuaye alanı, filmin konusuyla uyumlu olarak ışıltılı bir şekilde dekore edildi. Galaya adeta akın eden yüzlerce seçkin davetli bu eğlenceli atmosferin tadını doyasıya çıkardı. Levent Cinemaximum Kanyon Sineması’nda gerçekleşen galaya, başta Türkan Şoray olmak üzere filmin oyuncularından Mustafa Uğurlu, Fırat Tanış, Mehtap Bayri, Kaan Urgancıoğlu,Yağmur Ünal ve diğer oyuncular katıldı.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Korku Filmi Severlerin Merakla Beklediği Azap Filminin Afişi Çıktı, Film Vizyonu Bekliyor
Aralık ayında vizyona girecek olan Azap filminin afişi çıktı. Düğüm ve düğün temalı afişte, üç harflileri rahatsız ettikleri için kendilerini onların aleminde sıkışmış bulup çıkış arayanlar vurgulanıyor. Azap, Türk korku sinemasında “cin düğünü” konusu üzerine çekilmiş ilk film. Konusu ve drama yaklaşımı nedeniyle çok konuşulacak Azap için yönetmenler; “Asıl derdimiz, aynı dünya üzerinde, farklı boyutlarda birarada yaşadığımızı anlatmak.” diyorlar. Fragmanı da çok yakında paylaşılacak olan Azap filmi ile ilk uzun metraj deneyimini başrol olarak yaşayan İrem Deniz, “Cin ve büyü hikâyeleri kültürümüzde var ve o yüzden çok ilgi çekiyor.” dedi.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Uluslararası Edirne Film Festivali’nde Ödül Kazananlar Açıklandı
Uluslararası Edirne Film Festivali dün akşam sona erdi. 20 – 26 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen ve Edirne halkının yoğun ilgisiyle karşılanan festivalin yarışmalı bölümünün sonuçları da belli oldu. Yarışmada En İyi Film Ödülünü Fatih Hacıhafızoğlu’nun yönettiği Kar Korsanları, En İyi Yönetmen Ödülünü Abluka filmindeki yönetimiyle Emin Alper, En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü Abluka filmindeki rolüyle Mehmet Özgür kazandı.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Uluslararası Edirne Film Festivali’nde Ödül Kazananlar Açıklandı yazısına devam et
Star Wars Hayranlarına Özel İndirim
Serinin son filmi sinemalara gelmeden Star Wars severlere özel sayfa hazırlayan kliksa.com, özel ürünlerde % 40’a varan indirim sunuyor. Sabancı Topluluğu’nun online alışveriş platformu kliksa.com, “Varsa yoksa Star Wars” diyen alışveriş severleri hayranı oldukları serinin oyuncukları, kostümleri ve oyunlarıyla buluşturuyor. kliksa.com, Yıldız Savaşları ya da tüm dünyada bilinen adıyla Star Wars hayranlarına özel sayfa hazırladı.
Haftalık Seans Bilgileri, 27 Kasım – 03 Aralık 2015
Gösterimdeki filmlerin 27 Kasım – 03 Aralık 2015 seansları için tıklayınız. (Eksiksiz liste değildir, bu salonlar ve seanslar dışında da gösterimler olabilir. Listeden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi‘nin gösterilmesi rica olunur.)
Avustralya’dan Dalga Dalga Turkish Waves Geçiyor
Gelibolu Savaşları’nın 100. yılında, Brisbane Asia Pacific Film Festivali (BAPFF) ve resmi partneri Asya Pasifik Film Ödülleri (APSA) tarafından Konuk Ülke olarak seçilen Türkiye; Turkish Waves isimli etkinlikle temsil ediliyor. Asia Pacific Screen Academy’nin, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Avustralya Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı ortaklığında bu yıl ilk kez düzenlediği kültür etkinliği Turkish Waves; Avustralya’nın Brisbane şehrinde gerçekleşiyor. Turkish Waves, BAPFF’in resmi programı kapsamında, klasikleşmiş Türk filmlerinden yeni akım filmlere uzanan 9 filmlik çok özel bir seçkiyi sinemaseverlerle buluşturuyor.
Avustralya’dan Dalga Dalga Turkish Waves Geçiyor yazısına devam et
Antalya’dan Oscar Ödüllü Aktör Jeremy Irons’a Yaşam Boyu Başarı Ödülü
52. Uluslararası Antalya Film Festivali‘in çılış gecesi yıldızlarından birisi daha açıklandı. Türkiye sinemaseverlerinin kalbini ilk olarak Meryl Streep’le oynadığı Fransız Teğmenin Kadını filmiyle fetheden Jeremy Irons, Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü almak üzere Antalya’ya geliyor. Zamanımızın en gözde aktörlerinden biri olan Jeremy Irons, 29 Kasım gecesi Antalya Cam Piramit’te düzenlenecek açılış törenine katılacak. Festivalde ayrıca Irons’ın onuruna, tek yumurta ikizi kardeşleri canlandırarak en sevilen performanslarından birini verdiği Ölü İkizler (Dead Ringers) gösterilecek. Irons, gösterimin ardından soruları cevaplayacak.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Life
Anton Corbijn’in yönettiği ve Robert Pattinson, Dane Dehaan, Joel Edgerton ile Alessandra Mastronardi’nin oynadığı Life, 04 Aralık 2015’de PinemArt Film dağıtımıyla PinemArt Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Life, 1955 yılında Magnum fotoğrafçısı Dennis Stock’un ünlü Life Dergisi için yeni ünlenmeye başlayan oyuncu James Dean’in fotoğraflarını çekmekle görevlendirilmesini ve zamanla aralarında gelişen dostluklarının hikâyesini anlatıyor. 26 yaşında olmasına rağmen yaşıtlarına göre kendisini çok daha yıpranmış hisseden Dennis Stock’un muhafazakâr hayatına, popüler kültürü değiştirecek ve gençlerin kalbini hızla attıracak James Dean girer.
Uluslararası Antalya Film Festivali’nin En Özel Sorumluluğu: Özel Antalya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Uluslararası Antalya Film Festivali, sosyal sorumluluk projelerini bu yıl da sürdürüyor. İstanbul Üniversitesi ile Akdeniz Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü akademisyen ve öğrencilerinin işbirliğiyle hayata geçen proje, merkezine Antalya Büyükşehir Belediyesi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni alıyor. Merkez, öğrencilerin gözünden çekilen bir filmle, 05 Aralık günü festivalin tüm konuklarıyla buluşacak. Festivalin birikimini, enerjisini ve heyecanını geleceğin sinemacılarına aktarmak, gençleri sektörün önde gelen isimleriyle buluşturarak eğitimlerine katkıda bulunmak için başlayan Festival Akademi’nin ilk yılki konusu “Eğitime Yeniden Bakış” adını taşıyor.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Senaryo Yazımı Atölye Eğitimi
Kerem Deren ve Pınar Bulut Deren tarafından 05 Aralık 2015 – 09 Ocak 2016 tarihlerinde yürütülecek olan Senaryo Yazımı Atölyesi, fikir oluşturmadan, bitmiş senaryoyu pazarlamaya kadar olan süreci, aktaracak. Atölye, senaryo yazımını gerçek dünyanın içinden anlatarak, zor görünen problemlerin yaratıcı çözümlerini önererek, yazar adayını kendi senaryolarını yazabilme özgüvenine ve yetisine kavuşturmayı amaçlıyor. Katılımcılar, zaman zaman gelen konuklar yoluyla da geçtikleri aşamaların profesyonel karşılıklarına da tanık olacaklar. Atölye sonunda seçilen kişilerle profesyonel işbirlikleri de kurulabilecek.
6. Malatya Uluslararası Film Festivali’nin Ardından
6. Malatya Uluslararası Film Festivali, 12 Kasım 2015 Perşembe günü sona erdi. Bir hafta boyunca Malatya Park Avşar ve Yeşil Sinemaları’nda 4 sinema salonu, DoubleTree by Hilton Oteli ve İnönü Üniversitesi dâhil 6 farklı salonda, 152 seansta, 19 bölümde, 48 ülkeden, 139 yönetmenin 136 filminin gösterildiği festivali toplam 23.000’e yakın sinemasever izledi. Ayrıca Suriyeli mültecilerin kaldığı konteyner kentte gösterimler gerçekleştirildi. Festival boyunca % 80’e yakın dolulukla geçen gösterimlerin yanı sıra konuklarının katılımıyla renklenen söyleşi, sergi, imza günleri, atölye gibi pek çok etkinlikle buluşan Malatya sinemaya doydu.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Sisli Puslu Havalarda
William Shakespeare’in tüm yapıtları gibi zamansız ve ölümsüzdür ‘Macbeth’. İngiliz yazarın üzerine ciltler dolusu makale yazılmış politik trajedisinin ilk sahnelendiği tarihten beş yüzyıl sonrasında yakıcı güncelliğini koruyan eşsiz bir oyun olmasının temel nedeni, iktidar azgınlığıyla evrensel ahlaki değerleri göz kırpmadan ayaklar altına alabilen insan doğasını dahiyane bir biçimde sunabilmiş olmasıdır. Sinemadan çizgi romana, felsefeden psikolojiye farklı disiplinlere ilham vermiş, Verdi’nin Shostakovich’in görkemli operalarına kaynaklık etmiş bu güçlü metin, halkların diktatör bozuntuları ile mücadelesinin sürdüğü günümüzde dünyanın dört bir yanında sahnelenmeyi sürdürüyor.
Macbeth’in geçmiş sinema uyarlamaları büyük ustaların imzasını taşır. Welles’in 1948 yapımı çileli çevirimi, Polanski’nin karısı ve doğmamış bebeğinin katledilişi sonrasında kotardığı sert çalışması ya da Kurosawa’nın feodal Japonya uyarlaması üzerine bugün eklenecek neler kalmıştır. Sinema kariyerinin henüz başındaki Justin Kurzel’in ilk kez Cannes Film Festivali ana yarışma seçkisinde gösterilen, bu haftadan itibaren sinemalarımızda görücüye çıkan aşırı doz şiddet yüklemeli ‘Macbeth’i yönetmenin hazmı hiç de kolay olmayan ilk uzun metrajı ‘Snowtown’ı izlemişler için sürpriz değil aslında. Arızalı aile ortamına çöreklenmiş bir seri katili merkeze alan gerçek olaylardan yola çıkarak memleketi Güney Avustralya’nın tekinsiz kasabasında çektiği 2011 yapımı sert suç dramasının ardından Kurzel’in bilinçli bir biçimde kötülüğü seçmiş Shakespeare karakterine yönelmesi gayet anlaşılır bir seçim.
Lakin Macbeth tek boyutlu bir karakter değildir. Norveçlilerle savaşında İskoçya kralına sadakatini göstermiş yiğit Glamis beyinin taht uğruna yoldan çıkışının bireysel ve toplumsal sonuçları üzerine gelişen oyun, ilk cinayetini işlediğinde gerçekten acı çeken Macbeth’in ihtirası ile pişmanlıkları arasındaki kararsızlığını aktarma konusundaki ustalığıyla değer kazanır. Özgün metnin ilk sahnesinde beliren cadılar ise saygıyla selamlanan kahraman savaşçının bilinçaltına üşüşmüş karanlık arzuların temsilcileri olarak yorumlanmıştır hep. Bu noktada Kurzel’in yapıtının belki de en eleştirilecek yanı, öykünün omurgasını oluşturan cadılar topluluğunun (Müge Gürman’ın Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiş unutulmaz ‘Cadıların Macbeth’i’ yorumunda hikâyenin ana karakteriydiler) geri planda kalması olmuş. Ateşin yanmadığı, kazanın şöyle doya doya kaynayamadığı bu yeni versiyonda ıssız fundalıkta bitiveren Polanski’nin ürkünç (ve de çıplak) yaşlı cadıları sessiz ve ağırbaşlı kâhinlere dönüşmüşler.
Avustralyalı sinemacının oyuncu seçimi ve senaryodaki tercihler de filmin lehine işlemiyor. Günümüzün en karizmatik oyuncularından Michael Fassbender kimi yabancı yazarların altını çizdiği üzere Macbeth’i oynamak için yaratılmış belki. Aktör heybetli bedeniyle kolaylıkla sert bir savaşçıya, zalim bir tirana dönüşmesine dönüşmüş de, benliğinde bir iç savaş yaşayan, henüz kafasında bir kuruntuyken onu adam olmaktan çıkaran karanlık düşüncelerle boğuşan, masum uykuyu öldürmüş kırılgan kişiliği göz ardı edilmiş şiddette sınır tanımayan tiran figürü (Macduff’ın karısı ve çocuklarının odun ateşini kendi elleriyle yakıyor) öne çıkarken Marion Cotillard’ın masumiyeti çağrıştıran maskının dezavantajını da yüklenmiş Lady Macbeth karakteri geri planda kalmış Kurzel’in yorumunda.
Çalışma görselliğiyle öne çıkıyor en çok. İki savaş arasında iç mekânlarda geçen hikâye büyük ölçüde açık alana kaydırılmış. ‘Snowtown’da da çalışmış olan ‘True Detective’in ilk sezonunun başarılı görüntü yönetmeni Adam Arkapaw yine çok iyi bir iş çıkarmış. Mum ışığında çekilmiş iç sahnelerde, başta ve sonda yer alan görkemli savaş çekimlerinde ve İskoçya’nın sisli puslu havasında kotarılmış bölümlerde, bir de Birnam ormanının Dusinane şatosuna yürümesinin farklı bir biçimde yorumlandığı ateş ve dumana boğulmuş mahşeri final sahnesinde ustalığını konuşturmuş.
İngiliz üstadın insan ruhuna neşter atan, politik iktidar tutkusunun yol açtığı fiziksel ve psikolojik yıkım üzerine hiç eskimeyen metni halen içinde yaşadığımız sisli puslu karanlık günlerin kötülükle başlayanın kötülükle sağlamlaştığı tekinsiz iklimine tanıklığı açısından özel bir önem taşırken, görsel mükemmelliğiyle geniş perdede izlenmeyi hak ediyor bu yeni ‘Macbeth’.
(03 Aralık 2015)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com