İS 33… Tanrı’nın oğlu olduğunu söyleyen, insanlara nefretten, kinden uzak durmalarını, sevgiye sığınmalarını anlatan Nasıralı İsa, Yahudi hahamları telaşlandırmış ve iktidarlarını sarsmıştı. Yahudi cemaati kışkırtan hahamlar, Roma’nın Kudüs valisini de ikna edip İsa’yı çarmıha gönderiyorlar tiyatroya dönüşmüş mahkemeyle. Film sekiz yıl geriye gidiyor. İS 25… Yahuda (Judah) Ben-Hur, ailesinin çocukken evlatlık aldığı Romalı Messala … Devamı… »
Sinemamızın Gizli Yıldızları Bu Sergide: Rabarba: Sesleri Görmek Fotoğraf Sergisi
Sinemamızı her yıl hem film programları hem yan etkinlikleriyle canlandırarak gelişmesini teşvik etmeyi hedefleyen Uluslararası Antalya Film Festivali, sürprizlerle dolu bir sergiyle sinemamızın gizli kahramanlarına saygı duruşunda bulunuyor. Seslerini çok yakından tanıdığımız ancak kimisini tanısak da kimisinin adını bile bilmediğimiz dublaj sanatçılarının fotoğraflarından oluşan Rabarba: Sesleri Görmek sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fotoğraf sanatçısı Serdal Güzel ve Deniz Çakır’ın bu özel projesi, 2009 – 2011 yılları arasında üç yıl dublaj stüdyolarında, seslendirme yaptıkları sırada fotoğraflanan 151 ünlü ses ustasının siyah-beyaz fotoğraflarından oluşuyor.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Sinemamızın Gizli Yıldızları Bu Sergide: Rabarba: Sesleri Görmek Fotoğraf Sergisi yazısına devam et
2. Kızılay Kısa Film Festivali
2015 yılında Türk Kızılayı ve Türkiye Gençlik Kulüpleri Konfederasyonu arasında “Toplumda Bağış Bilincini Arttırma” temalı bir işbirliği yapıldı. İşbirliği kapsamında 14 Ekim 2016 günü 2. Kızılay Kısa Film Festivali düzenleniyor. Türk Kızılayı Genel Müdürü Mehmet Güllüoğlu ile Türkiye Gençlik Kulüpleri Konfederasyonu Genel Başkanı Bilal Okudan’ın imzaladığı işbirliği anlaşması sonucu festival kapsamında bir kısa film yarışması da düzenleniyor. Düzenlenen 2. Kızılay Kısa Film Festivali ile toplumu bağış yapmanın önemi konusunda bilinçlendirmek ve bağış yapma konusunda sosyal sorumluluk bilincinin aşılanması amaçlanıyor.
Adana’da Duygu Yüklü Açılış
Adana Film Festivali’nin eski ve bilinen adıyla ‘Altın Koza’nın kalplerimizdeki yeri başka. İsim değiştirme mevzusu açıkçası çok doğru bulduğum bir şey değil. Antalya ile başlayan, “Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye diyor muyuz” diyerek 40 yıllık geleneği bir çırpıda çöpe atmak çok doğru gelmiyor. Ama en nihayetinde önemli olan festivallerin devam etmesi.
Geçen yıl ülkemizdeki terör olayları gerekçe gösterilerek törenleri iptal edilen ama gösterimlerin yapıldığı ve ödüllerin sessiz sedasız verildiği Adana Film Festivali’ni özlemiştik. Çünkü Adana, festival kelimesinin içini tam anlamıyla dolduran bir festival. Bunda zengin film seçkisinin payı büyük. Gereksiz gösterişten uzak, karakterli, duruşu olan bir festival. Hep kıyaslanan ve aralarında tatlı bir rekabet olan Antalya ise ailenin popüler çocuğu, onu öyle seviyoruz, Adana’yı da böyle.
Festivalin açılış töreninde Onur Ödülü alan sanatçılardan Ayla Algan’ın öğrencilerine dileğiymiş umarım Adana’dan ödül alırsınız diye. Tam bir film platosu olan ve Türk Sineması’na nice oyuncular, yönetmenler kazandırmış Adana’nın yeri gerçekten çok özel. Bu yüzden genç bir oyuncunun buradan ödül alması elbette çok kıymetli. 2 sene önceki Mehmet Aslan’ın sunum rezaletinden sonra gecenin sunuculuğunu üstlenen Çiğdem Tunç’un samimiyeti ilaç gibi geldi. Yer yer abartıya kaçsa da gayet güzel idare etti geceyi.
Artık festival açılışları şenlikten çok hüzünlü geçiyor. Her geçen yıl artan yaprak dökümü kalplerimizi çok acıtıyor, eksiliyoruz. Bu sene de Türk Sineması’nın en yakışıklısı, en karakterlisi, 3 neslin aşık olduğu Tarık Akan ve yine Yeşilçam’ın bir diğer kıymetli ismi Mahmut Hekimoglu’nun kaybı yüreklerimize ateş düşürdü. Çiğdem Tunç’un dediği gibi, ‘hayat devam ediyor, bu lafı hiç sevmesem de öyle’…
Ayşegül Aldinc’in leziz konseriyle iyice duygusallaşan gece, Murat Soydan’in ödül almaya çıkmasıyla tam bir duygu seline dönüştü. Hafta boyunca yerli ve yabancı güçlü filmlerle dolu harika bir seçki Adanalıları ve tüm sinemaseverleri bekliyor.
Gösterimlerin ücretsiz olması da tüm yaşanan kötü günlerden sonra sanattan iyice uzaklaşan halkımıza yeniden sinema salonlarının büyüsünü hatırlatmak için doğru bir tercih. Ayla Algan’ın dediği gibi, ‘sanat bizi birlestirir, ruhumuzu iyilestirir. Sakın ha eğlence zannetmeyin.’
(21 Eylül 2016)
Gizem Ertürk
Yılın Karadeniz Filmi: Seni Seven Ölsün
2016 – 2017 sinema sezonunun kahkaha ortalaması Seni Seven Ölsün’le artacak. Tılsımlı bir Karadeniz kasabasının eğlenceli hikâyesini beyazperdeye taşıyan filmin afişi ve fragmanı önceki gün yayınlandı. Kadrosunda Alper Saldıran, Fulya Zenginer, Hüseyin Avni Danyal, Durul Bazan ve Ruhi Sarı gibi birbirinden başarılı isimlerin yer aldığı Seni Seven Ölsün, birbirine aşık olarak evlenen çiftlerin trajikomik bir şekilde öldüğü Kısmetli beldesinde yaşananları anlatıyor. Film için bir de klip hazırlandı. Filmin içindeki sürpriz şarkılardan biri olan Derule, Seksendört grubunun solisti Tuna Velibaşoğlu tarafından yeniden düzenlendi ve yorumlandı.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Tüm Sırların Sahibi Kız
Colm McCarthy’nin yönettiği ve Gemma Arterton, Paddy Considine, Glenn Close ile Sennia Nanua’nın oynadığı Tüm Sırların Sahibi Kız (The Girl With All The Gifts), 30 Eylül 2016’da Bir Film dağıtımıyla Yeni Film tarafından vizyona çıkarıldı.
İnsanlık özgür iradeyi yok eden ve herkesi insan eti yiyen birer “aç” haline getiren bir çeşit virüs nedeniyle yok olma tedidiyle karşı karşıyadır. Sadece bir grup çocuk bu korkunç virüse karşı bağışıklık göstermektedir. Bu bir grup eşsiz çocuk İngiltere’de bir askeri üste Dr. Caldwell’in önderliğinde bir dizi zalim tıbbi teste tabi tutulmaktadır. Bu çocuklar hâlâ duygulara ve düşünme yetisine sahiptirler ve umut onlardadır.
Elveda Berlin
Fatih Akın’ın yönettiği ve Anand Batbileg, Tristan Göbel, Nicole Mercedes Müller ile Aniya Wendel’in oynadığı Elveda Berlin (Tschick – Goodbye Berlin), 30 Eylül 2016’da Bir Film dağıtımıyla Fabula Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Zengin ve kopuk bir ailede büyüyen 14 yaşındaki Maik ile sınıfa yeni gelen göçmen Tschick’in sıra dışı dostluğu. Annesi rehabilitasyon merkezine yatırılmış ve babası da iş gezisinde olan Maik yaz tatilini tek başına geçirecektir. Ancak Tschick çalıntı bir arabayla kapısına gelince plansız programsız bir yolculuğa çıkarlar. Bu, Maik için hem kendini, hem de hayatı keşfedeceği bir macera olacaktır.
Bol Ödüllü Kalandar Soğuğu 16 Eylül’de Vizyona Giriyor
TRT’nin ortak yapımcısı olduğu, Mustafa Kara’nın ikinci uzun metraj filmi Kalandar Soğuğu, 16 Eylül Cuma günü sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Film İstanbul’da 7, Ankara’da 1, Trabzon’da 2 sinema salonunda gösterime girecek. Eylül’ün son haftası Bursa’da, Ekim ayında da Eskişehir’de seyircisiyle buluşacak. Dünya prömiyerini Kasım ayında Tokyo’da gerçekleştiren film, Jüri başkanlığını Olağan Şüpheliler, X-Men gibi filmlerin yönetmeni Bryan Singer’ın yürüttüğü 28. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde de En İyi Film ve yönetmen olmak üzere iki ödüle layık görülmüştü. Film önümüzdeki aylarda da festival yolculuğuna devam edecek.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Çakallarla Dans 4 Filminden Bayram Hediyesi
25 Kasım’da vizyona girmesi planlanan Çakallarla Dans 4’ün teaser’ı bayramda sinemaseverlerle buluştu. Yönetmenliğini Murat Şeker’in üstlendiği filmin çekimleri 4 hafta boyunca İstanbul’un çeşitli semtlerinde gerçekleştirildi. Çakallarla Dans’ın fenomen haline gelen ana karakterlerini canlandıran Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar, Murat Akkoyunlu, Didem Balçın, Hakan Bilgin ve kadroya yeni katılan Hande Katipoğlu ile macera kaldığı yerden devam ediyor.
- Basın Bülteni
- Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Nurgül Yeşilçay ve Özcan Deniz’den Hem Gülüp Hem de Ağlatacak Bir Aşk Filmi: İkinci Şans
Avşar Film ve DNZ Film ortak yapımı, başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Özcan Deniz’in paylaştığı İkinci Şans, 18 Kasım’da güldürmek ve ağlatmak için geliyor. Başından sonuna kadar kalplerde aşk sızısı bırakacak ve çok konuşulacak olan filmin senaryo ve yönetmenliğini Özcan Deniz üstlendi. İkinci Şans filminde duygularınızın bir inip bir çıktığını hissederken, kendinizden de birçok yaşanmışlık bulacaksınız.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Koyu Gri Bir Dünyada Pembe Umutlar
Son bir yıl içinde ulusal ve uluslararası festivallerde övgüyle karşılanan ve saygın ödüller kazanan iki filmimiz peşpeşe vizyonda. Gösterimi devam eden ‘Kalandar Soğuğu’ yönetmen Mustafa Kara’nın ikinci uzun metrajı. Geçtiğimiz yıl Tokyo Film Festivali’nden en iyi film ve en iyi yönetmen ödülleriyle dönen film, Karadeniz’in ücra bir mezrasında yaşayan bir adamın hayaller ve gerçekler arasında gidip gelen dünyası üzerine kurulu. Beslediği birkaç hayvanla ailesinin günlük ihtiyaçlarını zar zor karşılayan Mehmet, komşu köylülerin yaptığı gibi yazları 3-4 ay çalışmak yerine büyük bir tutkuyla dağlarda maden rezervi aramaktadır. ‘Değerli bir şeyler bulursam hepimizin hayatı kurtulur’ der evin sorumluluğunu üstlenmesi ve madende çalışması için başının etini yiyen karısına. Parasızlıktan tamir ettiremediği köydeki evine geri dönmeye de yüzü yoktur. Köyden dışlanmış, kalabalık ailesiyle birlikte köyün hemen dışında yaylanın dibinde bir baraka evde yaşamını sürdürmeye çabalar Mehmet. Zamanla umutsuz bir çabaya dönüşen maden arama fikrinden, Kalandar gecesi doğan boğasıyla Artvin’de yapılacak güreşlere katılma macerasına sürüklenecektir daha sonra.
Maden rezervi arayışına yönelik 6 dakikalık çok etkileyici bir giriş sekansıyla açılan film, Mehmet ve ailesinin yaşam mücadelesini sabırlı bir anlatımla aktarıyor. Çekimleri belli aralıklarla dört mevsim boyunca tam 38 haftada tamamlanmış olan yapıma kış sahneleri egemen. Trabzon’da yılın ilk ayı için kullanılan ve yabancı dildeki ‘calendar’ (takvim) sözcüğünden gelmiş ‘Kalandar’ sözcüğünün ve ayın en soğuk gününü belirten ifadenin filme ad olarak seçilmesi bu yüzden.
Filmin atmosferinde önemli bir yere sahip etkileyici doğa manzaralarını kullanırken romantik bir görsel dünya inşa etmekten özellikle kaçındığını söylüyor genç sinemacı. Röportajlarında Karadenizliliği ön plana çıkarmak gibi bir gayreti olmadığını özellikle vurgulayan Kara, filmin hiçbir sahnesinde etnisiteye, bölge kültürüne vurgu yapmayan evrensel bir yapı kurmayı başarıyor. Mehmet’in tutkusunu bir köylü ya da bir Karadenizli tutkusu değil, sıradan bir insanın ezeli ebedi arayış tutkusu olarak vermeyi beceriyor. Ağır ve sabırlı temposuna rağmen, son derece başarılı bir kurgu çalışması bu en ince detaylarına kadar düşünülmüş hikâyenin gerilimini kaybetmesine izin vermiyor. Kara’nın başarısında oyuncu seçimindeki isabet de önemli rol oynamış. Mehmet’i canlandıran Haydar Şişman bir sanat adamı. Ressam, resim öğretmeni ve filmde karısını canlandıran Nuray Yeşilaraz gibi amatör olarak tiyatroyla uğraşıyor. Oyuncularından mükemmel bir sonuç almış yönetmen. Nitekim bu ikili geçtiğimiz yıl Antalya’da en iyi oyuncu ödüllerini aldılar. Şişman, İstanbul Film Festivali jürisince ikinci kez ödüllendirildi.
Kara’nın filmi ilk ağızda ünlü Yılmaz Güney klasiği ‘Umut’u akla getiriyor. Mehmet ile ağa ırgatlığından kente göçmüş arabacı Cabbar daha iyi bir yaşam hayalleri kuruyor. Ancak Kara’nın romantik unsurları özenle bertaraf ettiği mesafeli yaklaşımı ve Cabbar’ın sonu deliliğe varacak mistik savrulmasına karşılık Mehmet’in sebatkâr mücadelesi iki anlatı arasındaki temel farkı oluşturuyor.
Yine bir dağ köyünü mekân almış, bu haftasonu gösterime girecek ilgiye değer bir başka yerli yapım olan ‘Rauf’, Soner Caner ve Barış Kaya’nın ortaklaşa yönettiği bir ilk film. Hikâyesini, adını aldığı 9 yaşındaki çocuğun gözünden anlatan filmde, Doğu Anadolu’nun ücra Kürt köyünde (çekimler Kars’ta yapılmış) görünmeyen bitmez bir savaşın gölgesi altında yaşayan Rauf, ustasının kendinden yaşça büyük kızı Zana’ya tutulur ve onun istediği pembe çiçekli yazmanın peşine düşer. Lakin pembenin nasıl bir renk olduğunu bilmemektedir. Pembe, Rauf için hayalindeki aşkın rengine, içinde yaşadığı koyu gri dünyada umut etme cesareti ve hiç görmediği barışın rengine dönüşür. Amatör ve profesyonel oyuncu yönetiminde gayet başarılı çiçeği burnunda yönetmenler. Görüntü yönetmeni Vedat Özdemir’in kadrajları ise enfes. Güneydoğu’da sürmekte olan savaşın gölgesinde büyüyen çocukların pembe umutlarını yalın bir dille aktaran naif bir şiir ‘Rauf’.
(20 Eylül 2016)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Saraybosna Film Festivali’nin Parlayan Yıldızı Albüm, Uluslararası Adana Film Festivali’nde Yarışıyor
22. Saraybosna Film Festivali’nde “Heart Of Sarajevo” (Saraybosna’nın Kalbi) adlı En İyi Film Ödülüne layık görülen Albüm, 19 – 25 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 23. Uluslararası Adana Film Festivali’nde de yarışacak. Mehmet Can Mertoğlu’nun senaryosunu yazıp, yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metraj filmi Albüm’ün başrollerini Şebnem Bozoklu, Murat Kılıç, Mustafa Ragıp Adıgüzel ve Zuhal Gencer Erkaya paylaşıyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Yok Artık 2’nin Fragmanı Yayınlandı
Geçtiğimiz sezon “Tam Gaz Komedi” sloganıyla sinemaseverleri kahkahaya boğan Yok Artık filminin heyecanla beklenen ikincisi geliyor. İlk filmde bir takside anlatılan hikâyeler ekseninde gerçekleşen olaylar, bu kez bir berber dükkanından seyirciye ulaşacak. Senaryosunu fenomen karikatürist Serkan Altuniğne’nin kaleme aldığı Yok Artık 2′nin merakla beklenen fragmanı da yayına verildi. Filmin yepyeni isimleri biraraya getiren kadrosunda ise Zafer Algöz, Şebnem Bozoklu, Şahin Irmak, Onur Buldu, Cem Gelinoğlu ve Yağmur Tanrısevsin var. Filmin yönetmen koltuğunda yine Caner Özyurtlu oturuyor. AC Film yapımı Yok Artık 2, 07 Ekim’de sinemaseverlerle olacak.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Gizli Güzellik
David Frankel’in yönettiği ve Will Smith, Edward Norton, Keira Knightley ile Michael Pera’nın oynadığı Gizli Güzellik (Collateral Beauty), 23 Aralık 2016’da Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
Bir reklam yöneticisi yaşadığı trajedi üzerine hayattan elini ayağını çeker. Kaygılanan arkadaşları umutsuzca onunla bağlantı kurmaya çalışırken, o Aşk, Zaman ve Ölüm’e mektuplar yazarak evrenden yanıtlar ister. Bu olguların dolu dolu yaşanmış bir hayatla nasıl iç içe geçtiğini ve en derin kayıpların bile anlam ve güzellik anları ortaya çıkarabildiğini anlamaya başlaması ise ancak mektuplarının kendisine kişisel yanıtlar getirmeleriyle gerçekleşir.
- Basın Bülteni
- Fotoğraflar
- Web Sitesi
- Fragman: 1 / 2
- IMDb
Ot
Burak Donay’ın yönettiği ve Erkay Yavuz, Erol Koçan, Melike Kurt ile Deniz Yavuz’un oynadığı Ot, 23 Eylül 2016’da MC Film dağıtımıyla GSA Film tarafından vizyona çıkarıldı.
1999 yılında Anadolu’da bir mezrada yaşayan Şeref, ailesini geçindirmek için dağlardan şifalı otlar toplamaya çalışmaktadır. En büyük umudu, çocuklarını okutmaktır. Çocuklarını uzak olan okula götürebilmek için kredi kartıyla eşek almaya alır. Bu borcu ödemenin tek yolu ise yüksek dağlarda ve çok nadir yetişen Gulik otu toplamaktır. Ancak buna ne asker, ne de bölgedeki teröristler izin vermez. Başka hiç bir çaresi olmadığından kendisini bilerek iki ateş arasına atacaktır.