Öğrenci Seçme Sınavı hakkındaki belgesel film, 3 Saat’in galası 13 Haziran Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılıyor. Belgesel, 2004 yılında ÖSS deneyimini yaşayan iki milyona yakın adaydan altısının bir yıllık macerasını anlatıyor. 3 Saat belgeseli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Araştırma Fonu, Boğaziçi Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi tarafindan desteklendi.
Her yıl Haziran yaklaşık 1 – 1,5 milyon genç, yılda bir kez ve aynı anda yapılan 3 saatlik ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı)’na giriyorlar; öğrencilerin yalnızca % 10’u 4 yıllık bir lisans programına girebiliyor ve yüksek öğrenim hayatlarına başlıyorlar.
Tuzla Tersaneler Bölgesi’ni konu alan belgesel film 4857′nin ilk gösterimi 12 Haziran Perşembe günü 21:30’da Beyoğlu Sineması’nda yapılıyor. Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi’ni kuşbakışı görür. Tuzla Havzası’nda çalışan işçilerin evleri, sabah yediden itibaren, tersaneler, deri sanayi ve yan sanayiler tarafından boşaltılır. 48 ayrı kapıdan her gün geçen işçiler, yüz insan boyu vinçler, saclar, arasına dağılırlar. Onları birleştiren hız ve terdir. Tersanelerin zaman birimi yere düşen izmarit, endişesi ölüm ve geçim, umudu ve derdi, hepimizin umudu ve derdidir. Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi’ni kuşbakışı görür.
Pangea Day kapsamında Doğu Roma’nın, Bizans İmparatorluğu’nun hikâyesinin anlatıldığı Bizans adlı belgesel Pangea Vakfı, Pera Müzesi ve Cervantes Enstitüsü’nün katkılarıyla 21 Mayıs Çarşamba günü 19:30’da gösteriliyor.
Dördüncü yüzyılın başında Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından Doğu Roma, Hristiyanlığı kabûl eder ve başkentini İstanbul’a taşır. Bizans, Helenistik mirasın üzerinde gelişip refah düzeyini artırmakla kalmaz, Mısır ve Pers medeniyetlerinin geleneklerini de bünyesine alarak birçok kültüre kaynaklık edecek bir dünya yaratır.
İzmirli iki yönetmen tarafından çekilen İzmir – Deniz Çocukları belgeseli, sadece kentin değil tüm ülkemizin toplumları, dinleri kaynaştıran çok kültürlü yapısını anlatıyor.
Yönetmenliğini Nihan Şengül ve Raşel Meseri’nin yaptığı ve 50’li yıllardaki İzmir’in anlatıldığı belgesel tamamlandı.
O dönem, henüz çoluk çocuk herkesin denize teklifsiz girebildiği, sıra evlerin –nam-ı diğer Rum evlerinin– kentin siluetini oluşturduğu, akşamları çilingir sofralarının kurulduğu yıllar. Belgesel, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı ve Yahudi’siyle herkesin denizin çocuğu olduğu ve ortak bir payda içinde yaşadığı bir tarihin tanıklığını yapıyor. (Haber: Serpil Boydak.)
Ege yöresinde yaşayan üç kadının hikâyesini anlatan Lilit’in Kızkardeşleri belgeselinin ilk gösterimi, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında 16 Nisan Çarsamba akşamı saat 19:00’da Beyoğlu Sineması’nda gerçekleşiyor. Gündelikçi adlı ilk belgeseli yurtiçinde ve yurtdışında büyük ilgi gören Emel Çelebi ikinci filminde, emeğinden aldığı güçle doğayla barışık yaşayan kadınları anlatıyor. Yapımcılığını ZeZe Film’in üstlendiği Lilit’in Kızkardeşleri, İstanbul Film Festivali’nin ardından Ankara’da Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nde de gösterilecek.
Türkiye’nin unutmak istediği bir utancın belgeseli olan Unutulmayan 2 Gün: 6-7 Eylül, 1955 yılı 6 Eylül’ünde İstanbul’da 48 saat süren acı olayların arkasındaki gerçekleri yansıtıyor. Belgesel, bir provokasyonla başlayan ve İstanbul’daki Rum vatandaşlara ait işyerlerinin yağmalanıp yıkılmasıyla sonuçlanan şiddet ortamını anlatıyor. (Haber: Serpil Boydak)
Son Kale Çanakkale belgeseliyle bu zamana kadar tarih sayfalarında unutulmuş Çanakkale Destanı’nı ülke gündemine oturtarak büyük beğeni alan ekipten yine ülke gündemine bomba gibi düşecek bir belgesel daha: Sürgün ve Ölüm: Bir Göç Hikayesi.
Rumeli’den, Kafkaslar’dan, Kırım’dan ve Doğu Türkistan’dan göç eden insanların gerçek öyküsü.
Belgeselin yapımcılığını Zeytinburnu Belediyesi üstlenirken, yönetmenliğini Ahmet Okur yaptı. Filmin senaryosu Cemil Yavuz’a, müzikler ise Ali Otyam’a ait. (Haber: Serpil Boydak.)
Bahriye Kabadayı tarafından çalışmaları yaklaşık üç yıldır yürütülen Devrimci Gençlik Köprüsü adlı belgesel filmin çekimleri tamamlandı. Ulusal ve uluslararası film festivallerinden davetler almaya başlayan film 01 Aralık 2007 Cumartesi günü gösteriliyor. Film daha önce 10. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin açılış filmi olarak sinemaseverlere sunulmuştu. Filmin konusu şöyle: İstanbul Boğaz Köprüsü yapım çalışmaları sırasında bir grup üniversite öğrencisi boğaza köprü yapma fikrine karşı çıkar. Böylesi büyük yatırımlardan herkesin yararlanabilmesi gerektiği fikrinden hareketle Zap Suyu üzerine bir asma köprü inşa etmek için kampanya başlatırlar.
Eğlence dünyasının bir dönemine damgasını vuran kanto efsanesinin son temsilcilerinden Samatyalı Madam Ankine’nin 30’u yılı aşan dans tutkusu ve Müslüman eşi Ömer Uğur’a duyduğu büyük aşk, ilgiyle izlenen bir belgesele dönüştü. Yönetmen Yasin Ali Türkeri, Kültür Bakanlığı’nın desteklediği Hayatın Ritmi: Aksak adını verdiği filmiyle, evlilikleri nedeniyle aileleri tarafından reddedilen, akrabalarıyla hâlâ görüşemeyen Uğur çiftinin, yaşadığı her türlü zorluğa rağmen 30 yıldır hiç eksilmeyen sevgilerini anlatıyor.
AB’nin desteği ile Kafkas Dernekleri Federasyonu, İstanbul Dostluk Kulübü ve TRT’nin proje ortaklığında gerçekleştirilen, Küllerinden Doğmak adlı belgeselin gala gösterimi, 05 Eylül’de Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş’taki merkezinde yapılacak.
Yönetmenliğini Eniz Rıza’nın üstlendiği belgesel, Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı Düzce, İzmit, Sakarya, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Amasya, Adana, Kahramanmaraş, Kayseri, Sivas, Samsun’da 2 ayı aşkın bir çalışma ile gerçekleştirildi.
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması‘nda İktisat / Ekonomi teması altında, 31 Mayıs 2007, Perşembe günü, saat 19:00’da Borçlanma, Tavuk ve Yumurta (The Loan, The Chicken and The Egg) adlı belgesel gösterilecek. Yönetmenliğini Claude Mourieras’nın yaptığı belgeselin ardından, Prof. Dr. Fuat Ercan, Ayakta Kalma Mücadelesinden Hayatta Kalma Mücadelesine konulu bir söyleşi yapacak. Belgesel, Addis Ababa’nın güneyinde yaşayan bir grup Etiyopyalı tarafından kurulmuş, mikro ölçekli finans şirketi Buusaa Gonofaa’nın insanlarla olan ilişkilerini konu ediyor.
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması‘nda Ülke ve Dünya Tarihinden Öyküler teması altında, 24 Mayıs 2007, Perşembe günü, saat 19:00’da Cenûb-i Garbî Kafkas Cumhuriyesi adlı belgesel gösterilecek. Yönetmenliğini Sezgin Türk’ün yaptığı belgeselin ardından, Araştırmacı – Yazar Ahmet Tazebey Çakar, Cenûb-i Garbî Kafkas Cumhuriyesi ve Anayasası konulu bir söyleşi yapacak. Belgesel, 1918 yılında, Kars yöresinde, kendini savunmak isteyen halkın, yerel bir inisiyatifle Anadolu’nun ilk cumhuriyetini yaratmasının öyküsünü anlatıyor.
Yönetmenliğini Bülent Arınlı’nın yaptığı Kırlangıcın Yuvası isimli belgesel 29 Mayıs 2007 Salı günü 20:00’de Tütün Deposu, Lüleci Hendek Cad, Koltukçular Çıkmazı, No: 12, Tophane, İstanbul adresinde gösteriliyor. SUFilm yapımı belgeselde geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz yazar Hrant Dink, Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nın öyküsünü anlatıyor. “…O yaratılan şeyin bir devamlılığı olmuş olsaydı… Bir şeye yarasaydı, yine bu kadar gam yemeyecektim. Sonuçta, insanlık bir devamlılıktır, bir insanın yarattığından başka bir insan yararlanabilir. Yok, bu da yok… Öyle harabe olarak bıraktılar…” – Hrant Dink
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması’nda Doğal – Kentsel Çevre teması altında, 17 Mayıs 2007, Perşembe günü, saat 19:00’da Demir İz: Garb’ın Treni Şark’ın Garında adlı belgesel gösterilecek. Yönetmenliğini Savaş Güvezne’nin yaptığı belgeselin ardından, Prof. Dr. Güngör Evren, Demiryolu Serüveni ve Tarihimizdeki Yeri konulu bir söyleşi yapacak.
Belgeselinin birinci bölümü, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1800’lü yıllarda başlayan ve 1919 yılında ülkenin işgali ve parçalanmasıyla sonuçlanan süreci anlatıyor. Türk demiryolculuğunun öyküsünün yanı sıra, Türkiye’nin o yıllardaki politik, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerinin tarihini de aktarıyor.
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması’nda Toplumsal Hafıza teması altında, 10 Mayıs 2007, Perşembe günü, saat 19:00’da Politikada Bir Göçmen adlı belgesel gösterilecek. Yönetmenliğini Enis Rıza’nın yaptığı belgeselin ardından, sinema sanatçısı Halil Ergün, Siyasetin Neresindeyiz? konulu bir söyleşi yapacak.
Belgesel, Aydın Güven Gürkan’ın hayatını, siyasi kimliğini ve 1980 sonrası sosyal demokrat hareketin serüvenini konu alıyor. Filmde, Aydın Güven Gürkan’ı anmanın yanı sıra, 25 yıllık yakın tarihimizde siyasetin neden demokratikleşemediğinin ipuçları da sergilenmeye çalışılıyor.