Bu Film Seti Yetişkinlere Değil Çocuklara Ait: İftarlık Gazoz

Yüksel Aksu’nun içten, insanı derinden etkileyen ve çarpıcı bir öykü anlattığı son filmi İftarlık Gazoz’da minik oyuncular ön planda. Anadolu insanın doğal, saf ve içten yanlarını çocukların gözünden anlatan mizah dolu üslubuyla sinemamızda farklı bir yere konumlanan Aksu, geleneği bu kez de bozmuyor. “Usta-çırak” ilişkisini merkeze koyduğu 1970’li yıllarda geçen son filmi İftarlık Gazoz’da, öyküsünü “çırak” rolünü üstlenen ilkokul öğrencisi Adem’in gözünden anlatıyor.

Geym Of Bizans’ın İlk Teaser’ı Görücüye Çıktı

Gani Müjde’nin yazıp yönettiği, sinemaseverlerin merakla beklediği Geym of Bizans: Bizans Oyunları’nın ilk teaser’ı önceki gün paylaşıldı. Çekimleri İstanbul ve Bulgaristan’da gerçekleştirilen Avşar Film ve Tükenmez Kalem imzalı filmin 35 saniyelik ilk teaser’ı sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Başrollerini Tolgahan Sayışman, Murat Dalkılıç, Gonca Vuslateri, Gürkan Uygun, Ünal Yeter ve Tuvana Türkay gibi başarılı isimlerin paylaştığı film 15 Ocak 2016’da vizyona girecek.

  • Basın Bülteni
  • Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bulantı

Sinema, bir endüstri, dolayısıyla da bir ekiple birlikte kotarılan bireysel bir sanat. Tamam, zor bir uğraş, emek yoğun çaba istiyor, ince düşünmeyi, sık dokumayı gerektiriyor. Tam da o nedenle seyirciyi yakalamak zorunda; değilse karşılığını bulamıyor, hem parasal anlamda hem de içeriğiyle.

Zeki Demirkubuz, Türkiye sinemasının aykırı, ayrıksı, nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden biri, belki de birincisi. Filmlerini kendisi için yaptığını söylüyor. Sanatın bütün dallarında, bütün yapıtlar (ister yazılı olsun ister plastik sanat) sanatçının sadece -ama sadece- kendisi için yaptıklarıdır. Buradan yola çıkılınca da “kendim için yaptım” sözünün bir özelliği kalmıyor.

Yalnızlığın sonunda…

Öğretim görevlisi Ahmet, sevgilisinin koynunda öğrenir eşi ve çocuğunun öldüğünü… Zaten yalnız ve tepkisiz biridir; ipler iyiden iyiye kopar. Yetkin sinemacı Demirkubuz, böylesi küçük bir öyküden sinema üretecek denli büyük bir sinemacı olduğunu gösteriyor Bulantı ile. Yer yer “olmaz ki, böyle de yapılmaz ki” deseniz de izlerken her seferinde kendinizden de bir parça bulup hak verirken yakalıyorsunuz kendinizi. Filmin dilinin gücü yavaşlığını hissettirmese de, size düşünme fırsatı yaratıyor: Ne olacak şimdi? Siz, kendi yaşamınızdan biçin, ne olacağını / olabileceğini bilebiliyor musunuz? Sorularla sarmalanmış bir film Bulantı, tıpkı bir ağaç gibi… kökü derinlerde, yaprakları göklerde. Hepsi birbirine karışmış, çetrefil bir bilmece gibi. Çözmek kolay olmasa gerek. Sanki Yönetmen de çözememiş…

Rekabet

Zeki Demirkubuz, geçen hafta verdiği bir röportajda Nuri Bilge Ceylan ile yollarının ayrıldığını söylüyor ama bir yandan da onun filmine (birkaçına birden) gönderme yaptığı görülüyor. Seyirci iki yönetmeni karşılaştırsın, kıyaslasın… Kapitalizmin ayrılmaz parçası olan rekabet, burada, bu film üzerinden de gösteriyor kendisini… Zeki, nasıl ki Dostoyevski’den, Çehov’dan etkilenmişse NBC’den de etkilenmiş, her ne kadar konuşmasalar da… Ama doğal değil mi, insan her şeyden etkilenir az ya da çok. Bu, oradan neler süzdüğüyle doğru orantılıdır. Bir yanıyla Dostoyevski, bir yanıyla Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz’u taşıyorlar. Bence kötü bir şey yok bunda. Keşke her zaman birbirlerini taşıyıp bizleri de geliştirseler…

Zor zenaat…

Yine aynı röportajda, oyuncuların bu filmde gözükmekten (rol almaktan) kaçındıklarını söylüyor… Sinema kolektif bir sanatsa, birilerinin bir şekilde ucundan tutması gerekir. Bunların başta gelenleri de oyunculardır. Kendisinin oynadığı bu rolü kaldıramamış Demirkubuz. Yani yönetmenliği denli başarılı değil oyunculukta.

Resimleri çok başarılı, ışığı çok iyi değerlendirmiş, özellikle yansımalar izleyiciyi gerçekten zorluyor; bu da bir diğer başarısı filmin… tabii, Yönetmenin de. Ancak montaj için aynı şeyi söyleyememenin haklı hüznünü taşıyorum. Neredeyse her öykücük “kararma” ile noktalandı; Yönetmenin dili dersek kendimizi kandırmış oluruz; Yönetmenin de ummadığı bir şeyler olmuş ve/veya senaryoda atlamış…

Toparlarsak…

Karamsarlıktan umut üretilebilir mi? Bulantı’yı izleyin, siz de bu önemli üretime katkıda bulunacaksınız.

(02 Ekim 2015)

Korkut Akın

Her Şey Aşktan Filminin İlk Teaser’i Çok Konuşulacak Sürpriz Sahneleri ile Yayınlandı

29 Ocak’ta vizyona girecek olan Her Şey Aşktan filmi sıradan bir romantik komedi olmadığını teaser’ı ile kanıtlıyor. Başrollerini Şükrü Özyıldız, Hande Doğandemir ve Mithat Can Özer’in paylaştığı filmde Özcan Deniz ise konuk oyuncu olarak “Medyum Kato” karakteriyle sevenlerini şaşırtacak. Andaç Haznedaroğlu’nun yönettiği Her Şey Aşktan, bir alışveriş merkezinde çalışan Pelin’in hayatının aşkı ve aynı zamanda bir playboy olarak da tanınan İlker tarafından evlilik hazırlığındayken aldatılmasıyla gelişen trajikomik olayları konu alıyor. Pelin’e bu yaşadığı hayal kırıklıkları ve intikam ile dolu serüveninde bir rock davulcusu olan Burak yol arkadaşlığı yapıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

SALT Galata’da Atölye: Ele Güne Karşı Yapayalnız – Türkiye Sinemasında Kadınların Özgürlüğü

Salt Galata’da düzenlenecek gazeteci ve yazar Ayşe Düzkan yürütücülüğündeki atölyede, kadın cinselliği, cinsiyet politikaları ve sanat-siyaset ilişkisi temelinde, 1980’li yıllarda yükselen kadın özgürlüğü fikrinin sinema ve edebiyat gibi kurgusal sanatları nasıl etkilediği tartışmaya açılacak. Katılımcılarla Atıf Yılmaz’ın Bir Yudum Sevgi, Adı Vasfiye, Mine filmleri ve Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok romanı üzerinden politik konuların sanata yansıması irdelenecek.

Asasız Musa’nın DVD.si Çıktı

Öldürülen Kürt yazar Musa Anter’in yaşam öyküsünden Aydın Orak tarafından uyarlanan Asasız Musa filminin Bir Film’in Başka Sinema Seçkisi’nden çıktı. Kamera arkası, festivaller, yönetmen röportajları ve TV programlarının da yer aldığı geniş DVD menüsünde Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Lazca altyazılar da bulunuyor. Yazar, aydın ve aktivist Musa Anter’in yaşamı metafor ve imgelerle sinemada yerini alıyor. Asasız Musa filmi, mücadelesiyle insanlığa ışık tutan, bütünleştirici, uzağı yakın, düşmanı dost kılan Kürtlerin Musa Amca’sı Musa Anter’in yaşam öyküsünden yola çıkıp, onu, yaşam biçimini, evrensel barışcıl yaklaşımını Aydın Orak’ın özgün yorumuyla beyazperdeye taşıyor.