3. Kırmızı Lale Film Festivali

Kırmızı Lale Film Festivali, 29 Mayıs – 06 Haziran 2015 tarihleri arasında Hollanda’nın Rotterdam, Amsterdam ve Eindhoven şehirlerinde düzenleniyor. Üçüncüsü gerçekleştirilecek festivalde bu yıl Yaşam Boyu Başarı Ödülü Filiz Akın’a, Kırmızı Lale Ustaya Saygı Ödülü ise Ferzan Özpetek’e takdim edilecek. Hollanda’nın uluslararası sinema festivali merkezi olarak kabul edilen Rotterdam’da ilk adımlarını atan Kırmızı Lale Film Festivali (Rode Tulp Film Festival) kısa sürede önemli çevreler tarafından kabul görerek Amsterdam ve Eindhoven’a da yayılmayı başardı. Hollanda – Türkiye Kültür Vakfı tarafından düzenlenen festival bu yıl da seçkin film gösterimleri yapacak.

3. Kırmızı Lale Film Festivali yazısına devam et

Yönetmen Ömer Uğur, Guruldayan Kalpler’le Yıllar Sonra Sinemaya Dönüyor

Televizyonda önemli projelere imza atan, senaryo çalışmaları ve belgesel çekimleri de yapan Ömer Uğur, adını, 2006 yılında hem yönetmenliğini üstlendiği, hem de senaryosuna imza attığı Eve Dönüş filmiyle duyurdu. Ekranların çok konuşulan dizisi Geniş Aile’nin de sevilen yönetmeni, yaklaşık 10 yıl sonra bir aksiyon komedisiyle sinemaya dönüyor. Uğur’un yönetmen koltuğunda oturduğu Guruldayan Kalpler, sokaktaki adamın, bir modern sanat eserine bakış açısını komik bir dille anlatıyor. Sinema seyircilerine neşeli bir macera sunarken, güçlü esprileri ve oyunculuklarıyla çok güldüren filmde Ömer Uğur ayrıca, küçük bir rolle de izleyicilere sürpriz yapıyor.

Köy Enstitüleri Akşamında

Modern Zamanlar ekibi olarak, 18 Nisan 2015 günü gerçekleşen özel bir etkinlikte yönetmen Biket İlhan’ı ağırladık. Antalya Eğitim-İş Sendikası tarafından düzenlenen gece, organizasyona da katkı sunan Muratpaşa Belediyesi’nin konferans salonunda yapıldı. Gündem, Köy Enstitüleri’nin 75. kuruluş yıldönümü, tema ise İlhan’ın 2013 yılında gösterime giren Yarım Kalan Mucize filmiydi.

Kanımca Cumhuriyet aydınlanmasının –Halkevleri ile birlikte- en önemli göstergelerinden sayabileceğimiz Köy Enstitüleri ve film üzerine, daha önce bu platformda birşeyler karalamıştım. Bu yüzden, yazımızın temelini düzenlediğimiz organizasyona ve katılımcılara dair gözlemler oluşturacak.

Öncelikle o güzel gecede, uzunca bir süredir yok sayılan; hatta kimi “liberal” çevrelerde “çağın gerçekleriyle örtüşmeyen bir proje” şeklinde nitelendirilen enstitülere sahip çıkma ruhuna bir kez daha tanıklık ettik. Gerek film gösteriminin ardından davetlilerle yapılan söyleşide, gerek de açılan bir sergi dolayısıyla, sohbetlerin çerçevesini anılar ve günümüz eğitim ortamının eleştirisi oluşturuyordu.

Biket İlhan’ın da çok doğru bir tespitle altını çizdiği gibi, Yarım Kalan Mucize, kimi filmlerin ömürlerini doldurmadığına ve hayatın içinde buldukları karşılıktan dolayı etkisini sürdürdüğüne iyi bir örnek anlamına geliyordu. Yönetmene, çeşitli anma günlerinde ve özel etkinliklerde gelen davetler, -yapımın izleyiciyle henüz DVD formatında buluşmadığı düşünülürse- son derece anlamlıydı.

“Sanat sinemasının” genellikle taşra-kent gerilimine hapsolan “yeni” eğilimlerinin, tarihinin en büyük altüst oluşlarından geçen bir ülkede ne anlam ifade ettiğini çeşitli mecralarda sorgulamıştık; ama izleyicinin düne ve yarına dair birşeyler söyleme çabasında olan filmleri ne kadar önemsediklerini göstermesi bakımından da önemliydi film. Bu durum, Yarım Kalan Mucize’ye, yönetmeninin mütevazı tutumunu da aşar biçimde “sembolik” anlamlar yüklenmesine neden oluyor, üstelik içinden geçtiğimiz dönemin sorgulanmasına da olanak tanıyordu. İlhan, filmin olanakları dahilinde o günlere dair bir ışık yakmış, sinemamızın onca “yönelim” arasında çok da fazla ele almadığı bir dönemi çeşitli yönleriyle masaya yatırmıştı. Buna karşın, enstitülerin sanat eğitimine verdikleri önemin yanı sıra, Nazilerin yükselişinin “içeride” uykuya dalan gericiliği körüklemesiyle yaşanan gelişmeler, sadece 40’lı yıllara değil, günümüz Türkiye’sine dair de şeyler söylüyordu. İzleyicilerin “derin politik analizleri”ni uzun uzadıya -ve kimi zaman tahammül ötesi bir sabır ve tebessümle- dinlerken, bende oluşan duygular daha çok bu yöndeydi en azından.

Söz sembolik anlamdan açılmışken, filmde Umut Beşkırma’nın canlandırdığı, geleceğin Resim Öğretmeni ile karşılaşmamızdan da bahsetmek isterim: Geceye, 1960’lı yıllarda, enstitülerin devamı sayılabilecek Öğretmen Okulları’nda yapılmış öğrenci çalışmalarından derlenen bir sergiyle renk katan sanat eğitimcisi Yamen Karaarslan, Mehmet’in ta kendisiydi gerçekten de! O kuşağın tüm idealist gençleri gibi, mezun olmasının ardından köylerde ve kasabalarda öğrenciler yetiştirmiş, yap-boza dönen sistemin tüm zaaflarına rağmen içindeki umut ışığını söndürmemişti.

O Köy Enstitüleri akşamının ardından, hiçbir karşılık beklemeksizin aramızda olan gerçek sinema emekçisi Biket İlhan’ı yeni projelerini merakla bekleyerek uğurlarken, Ruhi Su’nun ve nice isimsiz kahramanın karanlıktan aydınlığa uzanan yol türküleri kulağımızda çınlıyordu. Bu anlamlı koroya verdikleri katkıdan dolayı Muratpaşa Belediyesi Başkanı Ümit Uysal’a, Mehmet Balık ve diğer Eğitim İş yöneticilerine, Hamiyet Güngör Tuna ve Durnel Kara Aykın’a içtenlikle teşekkür ediyor ve sormadan yapamıyorum: Eksiklik ve fazlalıkları bir yana; bir film, kısacık yaşamlarımıza, dünümüze ve yarınımıza anlam kazandırmak için bundan daha fazla işlev üstlenebilir mi?

(21 Nisan 2015)

Tuncer Çetinkaya
ModernZamanlar Sinema Dergisi Editörü

Sinemada Görme Biçimleri Atölyesi Akbank Sanat’ta Tekrarlanıyor

Akbank Sanat, 24 Nisan Cuma günü Sinemada Görme Biçimleri adlı atölye çalışmasına tekrar ev sahipliği yapıyor. Yalçın Savuran’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek atölye çalışmasında, farklı yönetmenlerin farklı zaman dilimlerinde ürettikleri muhtelif filmlerden alınmış fragmanlar, parça – bütün arasındaki ilişki gözardı edilmeden ele alınarak incelenecek.

Sebahat & Melahat Vizyon İçin Gün Sayıyor

Türkiye’nin yeni ikilisi Seymen Aydın ve Adem Yılmaz’ın Karadeniz’de fenomen olan karakterleri Sebahat ve Melahat, Cuma günü sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Film, kendilerini aldatan kocalarını bulmak için yola çıkan iki kadının, Karadeniz’in yaylalarından İstanbul’a uzanan eğlenceli macerasını konu alıyor. Hasan Kalender’in yönettiği filmde ayrıca, Deniz Oral, Mehmet Ulusoy, Emin Gümüşkaya, Ece Koroğlu ve Bahar Başar rol alıyor.