SEN-DER ve SenaristBİR Eğitimlerini Hızlandırdı

Senaryo Yazarları Derneği ve SenaristBİR, eğitim çalışmalarını hızlandırdı ve önümüzdeki dört hafta süresince günübirlik workshop çalışmalarına imza atıyor. Birol Güven (Çocuklar Duymasın, Seksenler, Doksanlar), Tomris Giritlioğu (Kayıp Şehir, Asi, Gönülçelen), Ercan Kesal (Bir Zamanlar Anadolu’da), İlker Barış (Babalar ve Evlatlar, Genco, Erkekler Ağlamaz), Coşkun Irmak (Öyle Bir Geçer zaman ki) ve Ercan Mehmet Erdem (Behzat Ç.) gibi sinema sektörünün duayen isimlerinin eğitmenliğinde gerçekleşecek olan workshop’lar 01 Aralık’ta başlıyor. Senaryo Yazarları Derneği ve SenaristBİR’in eğitim çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı bilgi için senaryoyazarlari@gmail.com adresine yazılabilir.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Niko 2: Küçük Kardeş, Tatlı Bela

    Kari Juusonen ile Jorgen Lerdam’ın yönettiği ve Kari Hietalahti, Juha Veijonen, Aarre Karen ile Elina Knihtila’nın seslendirdiği animasyon film Niko 2: Küçük Kardeş, Tatlı Bela (Niko 2: Little Brother Big Trouble -Niko 2: Lentajaveljekset), 29 Kasım 2013’de Tiglon Film dağıtımıyla Tiglon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Annesi Oona’yla yaşayan Niko, babasıyla birlikte dünyanın en ünlü Noel Baba uçuş ekibine katılacağını ve yeniden hep birlikte olacaklarını düşünerek mutlu olmaktadır. Ancak annesi Lenni adında biriyle tanıştığını, Jonni adında bir oğlu olduğunu ve artık onlarla yaşayacaklarını söyler.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Niko 2: Küçük Kardeş, Tatlı Bela yazısına devam et

    2. Uluslararası Antakya Altın Defne Film Festivali Sona Erdi

    Antakya Belediyesi’nin desteğiyle Antakya Foto Film Merkezi tarafından hazırlanan 2. Uluslarası Antakya Altın Defne Film Festivali sona erdi. Birçok yönetmen ve oyuncunun katıldığı festivalde aynı zamanda fotoğrafçılar buluşması yapıldı. Onur Ünlü’nün son filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi ile açılışı yapılan festivalde son dönemin önemli bağımsız filmlerinin gösterimi yapıldı. Belgesel ve kısa film gösterimleri de yapılan festival 6 gün devam etti. Antakyalı oyuncu Barış Atay’ın festivale gelirken gözaltına alınması festivale damga vurdu. Yönetmen Hasan Tolga Pulat’ın söyleşiye “Barış Atay Yalnız Değildir” yazılı dövizle çıkması salonda büyük coşku yarattı. Kapanış töreninde yönetmen Engin Ayça ve oyuncu Gülsen Tuncer’e onur ödülü verildi.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 2. Uluslararası Antakya Altın Defne Film Festivali Sona Erdi yazısına devam et

    Hüzünlü Bir Sonbahar Sonatı

    İlk kez gösterildiği 32. İstanbul Film Festivali’nde izleyenleri derinden etkileyen ve sonrasında Adana ve Malatya Film Festivalleri’nde En İyi Film seçilen ‘Yozgat Blues’, yine ödüllere boğulmuş 2009 yapımı ‘Uzak İhtimal’in yaratıcısı Mahmut Fazıl Coşkun’un ikinci uzun metrajı. Adında yer alan ‘blues’ sözcüğünün altını çizdiği umudun ve hüznün hikâyesi anlatılan.

    Öykünün merkezinde yer alan Yavuz, popülaritesini yitirmiş eski bir hafif müzik yorumcusu. İlerlemiş yaşında, İstanbul’u kuşatmış kişiliksiz AVM’lerde fon müziği niyetine şarkılarını söylemektedir. Yalnızdır, mutsuzdur. Aldığı bir teklif üzerine Yozgat’ta bir restoran/gece kulübünde çalışmaya gider. Artık kendisine ilgi göstermeyen büyük şehirden uzakta, taşrada kabul görme umuduyla. Bu belki de son yolculuğunda yalnız değildir Yavuz. Ders verdiği müzik kursundan yetenekli öğrencisi Neşe’yi kendisine vokal yapmak üzere beraberinde getirmiştir. Küçük taşra kenti, İstanbul’dan gelmiş iki sahne insanının beklenti ve umutları için yeni bir durak olacaktır.

    Yönetmenin ‘yaşlılığa geçerken son bir küçük maceranın hikâyesi’ olarak tanımladığı ‘Yozgat Blues’u izlerken, ünlü Chaplin klâsiği ‘Limelight’ (Sahne Işıkları) ya da ‘A Star is Born’u (Bir Yıldız Doğuyor) anımsamadan edemiyorsunuz. Büyük şehirde unutulmuş eski yorumcu, Yozgat’ın ‘Delila’sında beklediği kabulü bulamıyor, seyirci ile iletişim kuramıyor. Buna karşılık varoş kökenli Neşe’nin kentin yerel radyosunda yaptığı söyleşi ve sahnede sunduğu performans büyük ilgi topluyor. Yaşlanmakta olan şarkıcının genç kadına belli belirsiz yakınlığı da karşılık bulmuyor. Girişken Neşe, Yozgat’ta karşılaştığı berber Sabri ile yeni bir hayata başlangıç yapıyor.

    ‘Yozgat Blues’, ülkemiz sinemasında alışılagelmiş taşra filmlerini ters yüz edişiyle farklı bir film. Büyük şehirden taşraya gelmiş karakterlerinin mutluluk arayışlarını dar kareler içinde anlatmayı tercih etmiş Coşkun. Bu amaçla, öyküye mekân olan Yozgat’ta otantik taşra manzaraları kullanmaktan özenle kaçınmış. Dış mekânlarda geçen sahnelerin büyük bölümünde, kentin eskimiş ve bakımsız pasajlarını kullanma yoluna gitmiş. Yozgat bu haliyle İstanbul’un varoş semtlerinden çok da farklı bir görünümde değil. Bu açıdan Yavuz’un şehre ilk geldiğinde ‘bir de deniz olsa Zeytinburnu’ndan farkı yok burasının’ demesi anlamlı.

    Çok iyi yazılmış, çok iyi oynanmış bir film ‘Yozgat Blues’. Ercan Kesal’ın ince nüanslarla örülmüş muhteşem performansı ‘büyük oyunculuğu sevmediğini’ ifade eden Coşkun’un oyunculuk anlayışıyla birebir örtüşmüş. Oyuncularını büyük ölçüde özgür bırakmış ve bilinçli olarak her sahneyi tek plân olarak çekmiş Coşkun. Bu da onların senaryodan bağımsız kendi cümlelerini kurmalarına olanak sağlamış. Ali Aydın’ın ‘Küf’ filmindeki unutulmaz yorumundan sonra bir kez daha hayranlığımızı kazanan ve Yavuz karakteriyle İstanbul ve Adana Film Festivalleri’nde En İyi Erkek Oyuncu seçilen Kesal’a eşlik eden Ayça Damgacı, Tansu Biçer ve radyocu Kamil’de Nadir Sarıbacak’tan oluşmuş uyumlu dörtlü, bu hüzünlü sonbahar sonatını kusursuz bir biçimde yorumlamışlar.

    Ve ‘L’été Indien’, filmin bir diğer oyuncusu olarak eşlik ediyor bu muhteşem dörtlüye ve film boyunca defalarca yorumlanıyor. Yabancı dilde ‘Hint Yazı’ olarak adlandırılan, bizde ‘Pastırma Yazı’ olarak geçen kış öncesi son sıcaklarda yaşanmış bir aşkın hüznünü, yeniden yaşanma umudunu dile getiren yetmişli yılların bu unutulmaz bestesi, Yavuz’un şarkısı olmasıyla farklı bir anlam kazanıyor. Yoğun hüzün duygusu, final jeneriğindeki özgün versiyondan dinlediğimiz Joe Dassin’in hatırasıyla doruğa çıkıyor.

    [‘Yozgat Blues’, ‘Başka Sinema’ projesi kapsamında İstanbul Beyoğlu Beyoğlu, Kadıköy Rexx, Altunizade Capitol Spectrum, Haramidere Cinetech Torium; Ankara Kızılay Büyülüfener; (13.12 2013 tarihinden itibaren) Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda dönüşümlü seanslarda gösterilmektedir.]

    (04 Aralık 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com

    Ölümsüz Aşk (Yönetmen: David Lowery)

    David Lowery’nin yönettiği ve Casey Affleck, Rooney Mara, Ben Foster ile Nate Parker’ın oynadığı Ölümsüz Aşk (Ain’t Them Bodies Saints), 06 Aralık 2013’de M3 Film dağıtımıyla Calinos Films tarafından vizyona çıkarıldı.
    Ruth ve Bob, Teksas’ta yaşayan kanun kaçağı genç bir çifttir. Karıştıkları bir soygunda hamile olan Ruth yanlışlıkla bir polisi vurunca Bob suçu üstlenerek hapse girer. Bob hapisten kaçarak sevgilisi ve çocuğuna kavuşmak için hayatı pahasına bir maceraya atılır. Bu sırada polis memuru Patrick, Ruth’a aşık olur. Ruth, O’nun güvenli hayatı ile aşkı arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

    Ölümsüz Aşk (Yönetmen: David Lowery) yazısına devam et