Tayanç Ayaydın, Cinemania’da

Ömür Gedik’in hazırlayıp sunduğu sinema programı Cinemania’nın bu haftaki stüdyo konuğu, Pazar: Bir Ticaret Masalı filminin başrol oyuncusu Tayanç Ayaydın. Genç oyuncu, Locarno ve Altın Portakal’da kendisine En İyi Oyuncu Ödülü’nü kazandıran Mihram karakterine neden hazırlanmadı? Son filmi Yengeç Oyunu’nu anlatan Ali Özgentürk, festival filmleri üzerine değerlendirme yapıyor. Editörlüğünü Fırat Sayıcı’nın yaptığı programda vizyona yeni giren filmler ve çarpıcı sinema haberleri yer alıyor. Ömür Gedik’le Cinemania, her Cumartesi Kanal D’de.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Tayanç Ayaydın, Cinemania’da yazısına devam et
  • John Malkovich Basın Toplantısı ve Ödül Töreni

    Akbank sponsorluğunda gerçekleşen 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali, beyazperdenin karizmatik karakter oyuncusu, yapımcı ve yönetmen John Malkovich’i ağırlıyor. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a gelen John Malkovich için 10 Nisan Cuma günü saat 11:30’da The Marmara Oteli – Executive Club’da (18. Kat) bir Basın Toplantısı düzenleniyor. John Malkovich’e ayrıca aynı gün saat 13:30’da Emek Sineması’ndaki Belalı Düğün film gösteriminin öncesinde gerçekleştirilecek bir törenle festivalin Onur Ödülü takdim edilecek.

  • John Malkovich fotoğrafları için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Karikatürleriyle ülkemizin Güncesini Tutan Ferruh Doğan Ustaya Saygı

    Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Ustalara Saygı etkinlikleri 13 Nisan Pazartesi akşamı bu kez, alabildiğine sade çizgilerle en yoğun anlatıma ulaşan karikatürlerin yaratıcısı Ferruh Doğan için gerçekleştirilecek. Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) saat 20:00’de başlayacak olan etkinlik Aydın Boysan, Faruk Geç, Hıfzı Topuz, Kamil Masaracı, Raşit Yakalı, Safa Önal, Semih Poroy, Suat Yalaz, Tan Oral ve sanatçının kızı Zeynep Akdilek’in seyircilerle paylaşacağı anı ve düşüncelerle zenginleşecek. Ferruh Doğan, sinema sektöründe Fida Film’in kurucusu olarak tanınıyor. Reklâm şirketi olarak bilinen firma son yıllarda Murat Akdilek’in yönetiminde yerli film (Ayakta Kal) yapımına ve yabancı film (Kasabanın Yenisi) ithalâtına da başladı.

  • Basın Bülteni
  • Yalnız ve Kimsesiz Hanna

    Okuyucu (The Reader)
    Yönetmen: Stephen Daldry
    Eser: Bernhard Schlink
    Senaryo: David Hare
    Müzik: Nico Muhly
    Görüntü: Roger Deakins-Chris Menges
    Oyuncular: Kate Winslet (Hanna Schmitz), Ralph Fiennes (Michael Berg), David Kross (Genç Michael Berg)
    Yapım: Weinstein Company-Mirage (2008)

    İngiliz oyuncu Kate Winslet, ‘Okuyucu’yla ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında Oscar kazandı. Tiyatro kökenli İngiliz yönetmen Stephen Daldry, bu etkileyici filminde Hanna’nın ruhunu ve yalnızlığını anlamaya çabalıyor.

    Yahudi soykırımı üzerine “The Reader-Okuyucu”, 1995 yılında Berlin’de açılıyor. Avukat Michael Berg, pencereden bir tramvayın geçişini hüzünle seyrederken, 1958 yılını düşünüyor. Berlin’de, onunla, on beş yaşındakayken tanıştığı ilk aşkı Hanna Schmitz’i hatırlıyor. Michael, yağmurlu okul çıkışında hastalanır ve Hanna ona yardımcı olur. Birkaç ay sonra Hanna’ya teşekküre giden Michael, hayatının ilk aşkını ve cinsel ilişkisini annesi yaşındaki Hanna’yla yaşar. Hanna, tramvayda biletçi olarak çalışıyor ve gizemli. Michael ona sürekli kitap okur, sevişmelerinden arta kalan zamanlarda. Sonra birdenbire ortadan kaybolur Hanna. Yıllar geçip gider. 1966 yılında Michael, hukuk öğrenimi görüyor. O sırada Berlin’de Yahudi soykırımıyla ilgili mahkemeye gider birkaç öğrenci arkadaşı ve profesörüyle. Yargılananlar içinde, yıllar önceki ilk aşkı Hanna da vardır. Çoğu çocuk ve kadın, üçyüz Yahudi’nin ölümünden sorumlu tutuluyor Hanna. Ama, Hanna’nın o sırada kimsenin bilmediği bir sırrı da var. Okuma-yazma bilmiyor Hanna. İşte bu yüzden mahkemedeki diğer sanık kadınlar bütün suçu okuma-yazma bilmeyen Hanna’nın üzerine atıyorlar. Cahil Hanna, aslında birçok şeyin de farkında değil, eskiden olduğu gibi şimdi de. Hanna, insanların okuma-yazma bilmediğini anlamasından korkuyor ve çok utanıyor. Yine yıllar geçer. Michael, hapisteki Hanna’ya okuduğu romanların kasetlerini yolluyor. Michael, evlenmiş ve boşanmış, şimdi bir genç kız olan bir kızı da var. Yirmi yıl sonra hapisten tahliye olan yaşlı Hanna, Michael’den sıcaklık alamayacağını anladığında trajedisini belirliyor hapisteki hücresinde.

    Film, Alman yazar Bernhard Schlink’in “Der Vorleser” romanından uyarlandı. Filmin yapımcıları da iki önemli yönetmen. İkisi de bu filmin başarısını göremediler ve peş peşe öldüler 2008 yılında. Biri ünlü yönetmen Sydney Pollack, diğeriyse 1997 yılında “The English Patient-İngiliz Hasta” filmiyle Oscarlara boğulmuş yönetmen Anthony Minghella. Yönetmen filmini bu iki önemli yönetmene adamış. Filmi yöneten 1961 doğumlu tiyatro kökenli Stephen Daldry de 2000 yapımı “Billy Elliot” ve 2002 yapımı “The Hours-Saatler” filmleriyle anımsanıyor. Hanna Schimtz’i oynayan Kate Winslet de “Okuyucu”daki performansıyla bu yıl “En İyi Kadın Oyuncu” dalında Oscar kazandı. Filmin iki kameramanı var ve ikisi de birbirinden büyük. 1984 yapımı “The Killing Fields-Ölüm Tarlaları” ve 1986 yapımı “Mission-Görev” filmleriyle iki defa “En İyi Görüntü Yönetmeni” dallarında Oscarlar kazanan Chris Menges’le, Oscar’a “Okuyucu” da dahil tam sekiz dalda aday olan Roger Deakins. 1950’lerden 1990’lara kadar tüm dönemleri inandırıcı bir görsellik ve mekân kullanımlarıyla perdeye yansıtan “Okuyucu” filmi, soykırım sonrasındaki yılları anlatıyor. Hanna, hem savaşta hem de savaştan sonra hayatı yalnızlıklar içinde geçen bir kadın. Michael’le tanışana kadar da hiç dostu yok Hanna’nın. Evi ıssız. Cinselliğini de yaşayamadığı için belki de oğlu yaşındaki Michael’le yakınlık kuruyor Hanna. Onu ve yalnızlığı anlamak da gerekiyor. Ahlâkçı bir bakış hiçbir şeyi çözemiyor çünkü…

    (15 Nisan 2009)

    Ali Erden

    Güneşi Gördüm

    Mayınların arasında, doğuda bir sınır köyü…

    25 yıldır bitmek bilmeyen bir savaşın faturasını ödeyen masum insanlar…

    Güneşi tekrar görebilme umuduyla,

    Topraklarından, evlerinden sürülüp,

    Bir bilinmeze doğru yola çıkarılıyorlar…

    İçeriği bir kenara bırakıp sadece biçim olarak bakacak olursam büyük zevk aldığımı söyleyebilirim Güneşi Gördüm’den… Hiçbir sahne, hiçbir plân boş geçmiyor… Çerçevede yer alan her şeyin bir anlamı var… Ve buna hayran olmamak elde değil… Bir örnek vermek gerekirse, oğlunun ölüm haberini aldıktan sonra elindeki balık kasasını fırlatan Ramo’nun (Mahsun Kırmızıgül) yere düşen balıklarla birlikte çırpınma sahnesi oldukça çarpıcıydı. Tabii Kırmızıgül’ün sahnedeki performansı tartışılır ama düşünce olarak çok güzeldi. Ve bunun gibi anlamlı ve birbirini tamamlayan daha birçok sahne bulmak mümkün Güneşi Gördüm’de…

    Ama içerikten aynı hazzı almak zor… Çünkü fazlasıyla orta yollu bir film… Her tarafa eşit yaklaşacağım derken her yerden uzaklaşıyor… Ortada yıllardır süregelen bir kötülük var. Ama kötü yok. Herkesin iyi olduğu bir yerde tüm bu kötülüklerin hesabı kimden sorulacak? Sorunlar nasıl nihayete erecek?

    Kuytuda, karanlıkta kanayan ne kadar yara varsa hepsine bir ışık tutuyor film… Ama cılız bir ışık bu… Güneş hiçbir tarafı ısıtamıyor… Merve Erol geçtiğimiz haftalarda Radikal Gazetesi’nin Cumartesi ekine Güneşi Gördüm filmi ile ilgili “Yıkılmadım Yukardayım” başlıklı çok güzel bir yazı yazmıştı, okumuş olduğunuzu ya da bir yerlerden bulup bir şekilde okumanızı nacizane tavsiye ederim. Bu arada yazı şöyle başlıyordu: Can Yücel ne güzel söylemiş: “İnsana ilişkin ne varsa kabûlüm. Şu hümanistler hariç”…

    (15 Nisan 2009)

    Gizem Ertürk

    Belgesel Film “Gözmece”nin Galası Yapılıyor

    Aydın Sevinç’in gerçekleştirdiği 45 dakikalık Gözmece adlı belgesel filmin galası 10 Nisan Cuma günü 16:30’da Renkahenk Sanatevi’nde yapılıyor. Açılış sunumunu Nilüfer Açıkalın’ın yapacağı galada halen yaşamını İsviçre’de sürdüren yönetmenin mektubunu Halil Ergün okuyacak.
    Diyarbakırlı çocukların oyunlarından adını alan belgesel, 28 Mart 2006 tarihinde yaşanan olaylar ve sonrasını gerçek görüntülerle anlatıyor. Olayların içinde bulunan çocuklar ve yaşamını yitiren çocukların aileleri, arkadaşları ve kardeşleri yaşadıklarını, hissettiklerini gördükleri şekliyle anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Belgesel Film “Gözmece”nin Galası Yapılıyor yazısına devam et
  • UIP Filmcilik Filmleri

    Canavalar Yaratıklara Karşı (Monsters vs. Aliens), Yengeç Oyunu, Hızlı ve Öfkeli 4 (Fast and Furious), Ölümcül İçgüdü (L’Instinct de Mort: Part 1 – Public Enemy: Number One), Kasabanın Yenisi (New in Town), Sahtekârlar (Duplicity), Sihirli Dağ (Race to Witch Mountain), Watchmen, Köpek Oteli (Hotel For Dogs), Gölgesizler, Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road), Gerçek Masallar (Bedtime Stories), Despero (The Tale of Desperaux), Doğmamış (The Unborn), Bolt, Madagaskar 2 (Madagascar: Escape 2 Africa), Bir Alışverişkoliğin İtirafları (Confessions Of A Shopaholic), High School Musical 3: Senior Year, 10 – 16 Nisan 2009 seansları için tıklayınız.

    Türk Sineması: Belgeseller, Pera Müzesi Oditoryumu’nda

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, film etkinliklerine 14 – 19 Nisan 2009 tarihleri arasında İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Türk Sineması: Belgeseller programına ev sahipliği yapıyor. Programda, Gazze’nin Yarası, Tolgay Ziyal – Türk Sinemasının Perde Arkası, Halit Refiğ Sineması Üzerine Düşünceler, Memduh Ün – Küçük İnsanların Büyük Dünyası, Ölüm Elbisesi: Kumalık, 4857, Marenostrum, Son Kumsal, Peki ya Londra, Türk Gibi Başla Alman Gibi Bitir, 3 Saat, Pirdesur (Kırmızı Köprü), Kara Altından Altın Mikrofona, 5 No.lu Cezaevi, Nazım’ın Küba Seyahati, Bekçi, İnkilap ve 9 Kardeş adlı filmler gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Film Bilgileri
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Türk Sineması: Belgeseller, Pera Müzesi Oditoryumu’nda yazısına devam et