tersninja.com’un Konuğu Murat Şeker

35 yaşındaki Murat Şeker’i herkes bir yerlerden tanıyordu aslında. Kimisi Bakırköy’den mahalleden, kimisi yazdığı müzik yazılarından, kimisi ise işlettiği gece ve gündüz mekânlarından. Ama Murat Şeker şimdi herkes tarafından aynı vesileyle tanınacak bir konumda. O bir sinema yönetmeni ve en son filmi geniş bir seyirci kitlesini hedefleyen Plajda. tersninja.com Murat Şeker’le konuştu.
tersninja.com ayrıca Sinemanın 100 Muhteşem İkilisi’ni inceliyor: Butch Cassidy ve Sundance Kid; Vincent Vega ve Jules Winnfield; Martin Riggs ve Roger Murtaugh; Ray Tango ve Gabriel Cash. Hepsi ve daha fazlası için istikamet: www.tersninja.com

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    tersninja.com’un Konuğu Murat Şeker yazısına devam et
  • İnsanoğlu Sona Yaklaşıyor: Doomsday

    Dog Soldiers, The Descent (Cehenneme Bir Adım) gibi beğenilen korku – gerilim filmlerinin yönetmeni Neil Marshall, Doomsday ile geri dönüyor. İngiliz sinemasının yeni korku ustası olarak anılan Marshall, filmin senaristliğini de yapıyor. Günümüzün hızla yükselen ve aranan ismi İngiliz asıllı oyuncu Rhona Mitra, The Practice, Boston Legal gibi televizyon dizileriyle adını duyurdu. The Number 23, Shooter, Highwaymen, The Life of David Gale, Get Carter gibi sinema filmlerinde de rol alan Mitra, Doomsday’de Eden Sinclair karakteri ile karşımıza çıkıyor. Doomsday, Chantier Films tarafından yakında gösterime sunulacak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Sis ve Gece, Avrupa Televizyonlarında

    Yapımcılığını Kara Film – Leopar Film’in üstlendiği, Ahmet Ümit’in aynı adlı romanından uyarlama, yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Turgut Yasalar’ın yaptığı Sis ve Gece adlı film HBO’nun Cinemax 1 ve Cinemax 2 kanallarında şifreli olarak prime – time’da gösterilecek. 01 Haziran 2008′den itibaren 1 yıl süreyle toplam 13 Avrupa ülkesinde izlenebilecek. Bu ülkeler: Çekoslavakya, Slovakya, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Bosna Hersek, Makedonya, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Moldovya. Bu bir yıl içinde toplam 12 kez bu ülkelerdeki milyonlarca izleyici ile buluşacak.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Karamel, İstanbul Film Festivali Açılış Filmi

    05 – 20 Nisan 2008 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış filmi, Lübnan’ın En İyi Yabancı Film Oscar aday adayı olan Karamel.
    Gösterime girdiği ülkelerde büyük beğeni toplayan filmin yönetmenliğini Lübnan’lı Nadine Labaki yaptı. Labaki, aynı zamanda filmin senaristliğini ve başrolünü de üstlendi. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olan Nadine Labaki, açılışa katılıp, filmini sinemaseverlerle birlikte izleyecek.
    Film Beyoğlu Emek Sineması’nda 05 Nisan, 13:30’da ve Kadıköy Rexx Sineması’nda 07 Nisan, 21:30’da gösterilecek.

    19. Münih Türk Film Günleri

    Almanya’nın Münih kentinde vazgeçilmez hale gelen Türk Film Şenliği 18 Nisan akşamı start alıyor.
    Sinema Türk Derneği tarafından düzenlenen ve 19’ncu kez gerçekleşecek olan Münih Türk Film Günleri, Mutluluk filmi ile açılacak.
    Film şenliğinin galası Münih’in ünlü sineması Rio Filmpalast’ta yapılacak. Açılışta Mutluluk filminin başrol oyuncuları Talat Bulut ve Murat Han misafir sanatçı olarak renk katacak. Film Günlerinin açılışını ise Bavyera Çalışma Bakanı Christa Stewens ile Münih Başkonsolosu Ali Rifat Köksal birlikte yapacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afişe, diğer haberlere ve gösterilecek filmler hakkında geniş bilgilere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    19. Münih Türk Film Günleri yazısına devam et
  • 04 Nisan 2008 Haftası

    “Tabanca”, zeki ve düzenbaz gangsterin, rakibini alt etme mücadelesine koşut egosuyla mücadelesini öykülerken, yasadışı sert adamları anlatan film kalıplarını bilincin derinliklerine inerek değerlendiriyor: Kişiliğin farklı yapılarını kullanan tuhaf bir ‘kara film’ olduğunu kabûl etmek gerekir.

    “Ölümcül Oyun”, iki erkek egosunun zekâ ve düzenbazlığa dayalı savaşımını konu alan enfes oyunu bir ‘çıkış noktası’ olarak kullanıp anlamsız bir teknolojiyle yorumlamış; yazık ki 1972 yılında çevrilmiş filmin yakınından bile geçememiş: Bu yılın en büyük düş kırıklığı!

    “Kıyamet Öyküleri”, iyice çıldırmış yakın gelecekte olabilecek en aşırı gelişmelerle ABD’nin güneyini hallaç pamuğu gibi atan, Cumhuriyetçi politikalar karşıtı, keskin bir bilim kurgu: Sinemada bir kez izledikten sonra, karmaşıklığın esas tadını dvd’de alacaksınız!

    “İkili Oyun”, Almanların, gerilim, şüphe, entrika içeren filmleri İngilizce dilinde ve Amerika kıtasında çekmemeleri gerektiğini gayet net ispatlayan, etkisiz / gereksiz film: Reklâm estetiğini andıran, çok net ve hijyen görüntü çalışması dikkat çekebilir.

    “Bakış Açısı”, bir olayın birçok katmanı olabileceğinden ve gerçeğe ulaşabilmek için de bunları görebilmemiz gerektiğinden hareketle, somut biçimde ‘gördürüyor’: Bu filmin dinamizmi ve kompleks kurgusu kolay unutulur cinsten değil!

    “Arkadaşım Tilki”, doğayı ve bir hayvanla iletişim kurmayı keşfeden küçük kızın hikâyesinde, en önemli sinin ‘koşulsuz özgürlük’ olduğunu yineliyor: Gerçekleştirilmesi çok büyük sabır ve zahmet gerektiren bu çalışmayı izleyen ‘ceset giyici kadınlar’, inşallah, yüreklerinde pişmanlık duygusuyla salondan çıkmıştır.

    (01 Nisan 2008)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com

    Kesinlikle, Belki

    Adam Brooks’un yönettiği ve Ryan Reynolds, Abigail Breslin, Elizabeth Banks ile Rachel Weisz’in oynadığı Kesinlikle, Belki (Definitely, Maybe), 18 Nisan 2008’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.
    30’lu yaşlarını sürmekte olan Will Hayes eşinden boşanmak üzeredir. 10 yaşındaki kızı Maya tarafından evlenmeden önceki yaşamı hakkında soru yağmuruna tutulunca çok şaşırır.
    Maya anne – babasının nasıl tanıştığı ve birbirlerine nasıl aşık oldukları konusunda her şeyi tüm detaylarıyla bilmek ve öğrenmek istemektedir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
  • Diğer basın bültenleri ve yabancı basın haberlerine haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kesinlikle, Belki yazısına devam et
  • Beyoğlu Sineması Temmuz Başında Kapanıyor

    1989 yılında bir avuç sinema sevdalısının kurduğu Beyoğlu Sineması, 01 Temmuz’da kapanıyor. Sinemanın sorumlusu Temel Kerimoğlu taviz vermeden düzeyli film gösterdikleri halde seyircinin sanat filmlerine eskisi kadar rağbet etmediğini belirtiyor. Son yıllarda seyircinin ticari filmlere ve alışveriş merkezlerindeki sinemalara yönelmesi nedeniyle bağımsız sinemaların zor durumda kaldığını da belirten Kerimoğlu, Bana Söz Ver, Şark Vaatleri ve Benim Aşk Pastam gibi filmlerden dahi sinemanın masraflarını çıkaramadıklarını belirtiyor.

  • Web Sitesi
  • İtalyan Sinemasının Ünlü Yıldızı Claudia Cardinale İstanbul Film Festivali’nde

    Beyazperdenin gelmiş geçmiş en güzel kadınlarından biri olarak kabul edilen İtalyan sinemasının güzelliği ve yeteneğiyle hafızalardan silinmeyen yıldızı Claudia Cardinale, Akbank sponsorluğunda gerçekleşen 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a geliyor. Claudia Cardinale’ye 04 Nisan Cuma akşamı Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Açılış Töreni’nde Festivalin Yaşamboyu Başarı Ödülü’nü takdim edecek. Festival’in açılış töreni NTV tarafından canlı olarak yayınlanacak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    İtalyan Sinemasının Ünlü Yıldızı Claudia Cardinale İstanbul Film Festivali’nde yazısına devam et
  • Modern Zamanlar’da Kadın

    Yayınını Antalya’da sürdüren Modern Zamanlar Sinema Dergisi, 5. sayısında Kadın temasını ele alıyor. Mesut Kara’nın İlk Kadın Yıldızlarımız ve Agâh Özgüç’ün Türk Sinemasında Kadın Kişilikleri gibi önemli yazılarının dışında, Hülya Koçyiğit’le Türk Sinemasında Kadın Olmak konulu ilginç bir söyleşi var. Müjde Arslan’dan Gülseren Şendur Atabek’e, Dilek Tunalı’dan Deniz Dalkılıç’a kadın yazarların incelemelerinin damgasını vurduğu derginin editörlüğünü Tuncer Çetinkaya, danışmanlığını ise Akdeniz Üniversitesi Sinema – TV Bölümü Başkanı Mustafa Sözen ve Veysel Atayman yapıyor. İletişim: 0505 8431033.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Modern Zamanlar’da Kadın yazısına devam et
  • Festival Öncesi Değerlendirmeler Beyazperde’de

    Sinema dünyasının kapıları Perşembe akşamı Beyazperde ile 24 ekranlarında bir kez daha açılıyor. Ali Hakan ve Alin Taşçıyan, önümüzdeki hafta başlayacak olan 27. İstanbul Film Festivali programını değerlendiriyor. Fuaye Sohbet bölümünde 2008 En İyi Senaryo Oscarı’na sahip Juno, Gus Van Sant’in Paranoid Park’ı, Ümit Ünal’ın merakla beklenen filmi Ara, Uçurtma Avcısı ve Banka İşi filmleri yorumlanıyor. Ayrıca bu hafta vizyona giren Tanrının Vadisinde, Kalpazanlar, Babam Romulus, Özgürlük Savaşçısı, Ejder Avcıları filmlerinden ilk görüntüler sinemaseverlerle buluşuyor. Yönetmenliğini Ediz Gülten’in, yapımcılığını Merve Genç’in üstlendiği Beyazperde, 27 Mart Perşembe 19:20’de 24’te.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Festival Öncesi Değerlendirmeler Beyazperde’de yazısına devam et
  • Gala Programı Türk Sinemasının Dev Oyuncuları Ekrem Bora, Ediz Hun, İzzet Günay ve Sıfır Noktası Filmini Ağırlıyor

    Sunuculuğunu Selen Sevigen ile sinema yazarı Mehmet Açar’ın üstlendiği Gala Programı bu hafta 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin açılışında Sinema Onur Ödülü alacak olan Yeşilçam’ın üç önemli ismi Ekrem Bora, Ediz Hun ve İzzet Günay’ı konuk ediyor. Bora, Hun ve Günay, oynadıkları filmlerle ilgili anılarını ve Yeşilçam’dan günümüze nelerin değiştiğini Gala izleyicileriyle paylaşacak. Festival direktörü Azize Tan ise festivalin içeriğini ve bu yılki yenilikleri anlatacak. Sadece Türk sinemasının konuşulduğu Gala Programı, 28 Mart Cuma akşamı saat 22:15’de TürkMax’ta.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Gala Programı Türk Sinemasının Dev Oyuncuları Ekrem Bora, Ediz Hun, İzzet Günay ve Sıfır Noktası Filmini Ağırlıyor yazısına devam et
  • Bir Film Filmleri

    Ejder Avcıları (Dragon Hunters), Ara, Hasta (Sicko), Hazan Mevsimi: Bir Panayır Hikayesi, Kalbini Dinle (August Rush), Winx Club: Kayıp Krallığın Sırrı (Winx Club), Şeytan Duymadan Önce (Before The Devil Knows You’re Dead), Fidel’in Yüzünden (La Faute a Fidel – Blame It On Fidel), İçerde (Inside), 4 Ay 3 Hafta 2 Gün (4 Months 3 Weeks and 2 Days), Kabir Hikayeleri (Epitaph), Metres (An Old Mistress), Keman (El Violin), 28 Mart – 03 Nisan 2008 seansları için tıklayınız.

    Richard Widmark

    Sadece sinema seyircisi idik o zamanlar, çocuktuk. Sinemada yalnız filmin kahramanları vardı, esas oğlan ile sevgilisi genç kız. Ama filmlerde başka şeylerde vardı, henüz farkında olmadığımız. O zamanlar filmleri tanıtmak için el ilânları dağıtırlardı, onları biriktirirdim, bir de artist fotoğrafları. Tabii bunlar yabancı oyunculardı, yerli oyuncuların kartpostalları çok sonraları piyasaya çıktı. Hep yanımda taşıdığım bu artist resimlerinin (oyuncu fotoğrafları) en üstünde, o zaman en beğendiğim oyuncu olurdu, bu ise bir süre Alan Ladd oldu. Ondan sonra da yerini başka biri almadı, merak zaman içinde tavsadı.

    Filmlere giderken öncelikle oyuncularına baktığımızdan, herkesin kendince favori olarak tuttuğu oyuncular, toplam olarak 8 – 10 kişilik bir grup oluşuyordu. Bu arada benim için hiçbir zaman birinci sıraya çıkmasa da Richard Widmark her zaman değişik bir tip olarak kalmış, hiç üçüncüden aşağı inmemişti. Geriye doğru bakınca, ilk kez, pek bir şey çağrıştırmayan, sadece askeri bir doktoru oynadığı, salgın hastalık çıkan bir gemide geçtiğini sandığım, herkese ilâç zerk ettiği bir film olarak No Way Out’u (Can Düşmanı) hatırlıyorum. Arada başka bir çok filmi var tabii ama siyah / beyaz bu filmden sonra renkli ve cinemascope bir film olarak Hell and High Water’da (Denizaltı Cehennemi) oynadığı denizaltı kaptanı rolü bizim evde bir olaya neden olmuş ve ağabeyim ile kuzenim (teyzemin kızı) arasında -hiç bitmeyen- kaptanlık mücadelesi yıllarca sürmüştü. Ağzını çarpıtarak gülüşü ve oldukça yakışan kaptan rolü ile bu film benimde unutulmazlarım arasına girmiştir. Hele hele Prangalı Mahkûm filminde mısır püskülü gibi sarı saçları ile tek başına verdiği mücadele ile favorim olmuştu ama eninde sonunda bir serüven filmi idi.

    Yıllar sonra sinema serüvenlerimiz devam ederken evimize televizyon girdi, yerli dizilerin henüz başlamadığı (veya çok az olduğu) günlerde TRT -yanılmıyorsam- Perşembe günleri dönüşümlü olarak dört dizi yayınlıyordu. Başrollerinde popüler Hollywood oyuncularının oynadığı bu birbirinden değişik dizilerde kimler yoktu ki. Bir Tony Curtis, bir George Peppard, bir Robert Wagner / Eddie Albert ikilisinin yanı sıra Richard Widmark da ilerlemiş yaşına rağmen, tutuklama yaparken söylemesi gereken sözleri gözlüğünü takıp ancak okuyabilen ama tuttuğu her şeyi de çözümleyen komiser Madigan tiplemesi ile yine gönlümü fethedecekti.

    Yukarıda değinildiği gibi daha bir çok film -daha da önemli filmler– var ama yine de her filmin sonunda The End yazıyor. (Bertrand Tavernier’in filmlerinin sonunda FIN yazmadığını fark ettiğimde çok hoşuma gitmişti ve anımsadım Yılmaz Güney’in Umut filminin sonunda da SON yazıyordu, umut yazıyordu.)

    Ve bir gün bir gazete haberi, eli şırıngalı doktor, denizaltı kaptanı, kişisel savaşını veren kahraman, dahası cowboy-lar, kuzeyli subay-lara (mavi urbalı), varan sadist katil–lik* ile başlayan sinema serüveninde bir gün boş film geçmeye başlar, bir yıldız aramızdan ayrılmıştır ama alttaki makarada unutulmaz görsel anılarımız, tekrarlanabilir durumda durmakta. Tekrar keyfine varmak elimizde.

    (01 Nisan 2008)

    Orhan Ünser

    Kesişme

    Dimitris Stavrakas’ın yönettiği ve Safiullah Bari Adam, Hassina Banu Eti, Thanos Gramenos ile Ümit Güney’in oynadığı Kesişme (To Perasma), 28 Mart 2008’de Özen Film dağıtımıyla Sarmaşık Sanatlar tarafından vizyona çıkarıldı.
    Kesişme’nin Bangladeş’li kahramanı Jahid, sevdiği kızla evlenebilmek için başlık parasına ihtiyaç duymaktadır. Para biriktirmek ve geleceğini kurtarabilmek için ailesinin karşı çıkmasına karşın yasadışı yollarla Yunanistan’a gitmeye karar verir. Bangladeş’de başlayıp Türkiye üzerinden Yunanistan’a uzanan bu uzun yolculuk, aslında Jahid için hiçbir zaman bitmeyecek acı dolu bir macera olacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
  • Aren Perdeci’nin İlk Uzun Metraj Filmi “Yanlış Zaman Yolcuları” Festival Yolculuğuna Devam Ediyor

    21 Eylül 2007’de Kenda Film dağıtımıyla 13 kopyayla gösterime giren Yanlış Zaman Yolcuları, Kasım 2007’de 34. Uluslararası Brüksel Film Festivali’nden onur ödülüyle döndü.
    07 – 13 Aralık tarihleri arasında 2007’de yapılan 2. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali, Uluslararası Altın Karagöz Film Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden tek Türk filmi oldu.
    13 – 23 Mart tarihleri arasında yapılan 19. Uluslararası Ankara Film Festivali’nin Ulusal Film Yarışması’na seçilen Yanlış Zaman Yolcuları yurtiçi ve yurtdışı festival yolculuğuna devam ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.