T

Takici Kobayaşi

“Hokkaido’nun ıslahı”, “nüfusa yeterli gıda sorunu için tek çözüm, göçün teşviki”, Japon ergenlerine yaraşan “göç et, zengin ol”, gibi heveslendirici sloganlarla dolu sinematik filmleri kullanarak topraklarını kaybetme arifesindeki yoksul anakara köylülerini harekete geçirip, göçmenliğe özendirip on-onbeş santim kazılsa kil çıkan çorak arazilere göndermişlerdi. (Takici Kobayaşi, Yengeç Konserveleme Gemisi, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, Sayfa 58-59)
*****
İkmal gemisiyle şirket için çalışan bir film ekibi de gelmişti. İmal edilen konservelerin, ikmal gemisine yüklendiği akşam gemide bir film gösterimi yapılacaktı.
Hafif yana kaykılmış düz kasketleri, papyonları ve bol pantalonlarıyla görünüşleri birbirine benzeyen iki-üç genç adam, ağır görünen bavullarla gemiye çıktı.
“Ne biçim kokuyor! Leş gibi!” derken paltolarını çıkarıp ıslık çalarak perdeyi gerip, ölçü alıp, projektörü kurmaya başladılar. Balıkçılar, bu adamlarda “denizde” bulunmayan, kendilerinden çok farklı olan bir şeyler hissetti ve bunun çekimine kapıldı. Gemici ve balıkçılar neşeyle onların hazırlıklarına yardım etti. (Takici Kobayaşi, Yengeç Konserveleme Gemisi, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, Sayfa 72)
*****
“Ama ne berbat yer burası böyle!” diyen adamın boğuk ve cilveli bir sesi vardı. Kesin filmin anlatıcısı o idi.

Seyircilerin hepsi de, ne olduğunu anlamaksızın, el çırpmaya katıldı. Amir dev beyaz perdenin önüne çıktı. (Takici Kobayaşi, Yengeç Konserveleme Gemisi, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, Sayfa 73)
*****
“Sen sus da filmin anlatıcısı konuşsun!”

Amir orada kızamadı tabii, suratı kıpkırmızı kesilip, bir şeyler söyledi (herkes şamata yaptığı için ne dediği duyulamadı) ve sahneden çekildi. Sonra da film gösterimi başladı.
Önce bir “belgesel” yansıtıldı perdeye projektörün cızırtıları eşliğinde: İmparatorluk Sarayı, Matsuşima, Enoşima, Kyota… Arada film kopuyordu. Ansızın iki-üç kare birbirinin üstüne biniyor, şaşı bak şaşır resimleri gibi birbirine karışıp baş döndürüyor, bir an görüntü kayboluyor ve beyaz perde ortaya çıkıyordu.
Sonrasında Batı sinemasından ve Japon sinemasından film gösterildi. Her ikisi de çizik doluydu, görüntü “karlı”ydı. Üstüne üstlük bazı yerlerde kopan filmleri öyle kötü birleştirmişlerdi ki insanların hareketleri takılıp duruyordu. Ama bu umurlarında bile değildi adamların. Hepsi büyülenmiş gibiydi. Perdede güzel vücutlu yabancı kadınlar gördükçe, ıslıklar çalınıyor, domuzlarınki gibi böğürtüler yükseliyordu. Anlatıcı, buna sinirlenip bir süre açıklamayı bırakıyordu.
Batı filmi Amerikan sinemasından, “Vahşi Batı’nın gelişim tarihi” üzerine bir film idi. Kâh vahşi yerlilerin saldırılarına uğruyor kâh acımasız doğa tarafından mahvediliyorlar, ama her seferinde tekrar başlıyor, santim santim demiryolunu döşemeye devam ediyorlardı. Yol üzerinde tek gecede âdeta demiryollarının bağlantı düğümleri gibi olan “kasaba”lar kuruyorlardı. Demiryolu ilerliyor, buraya bir kasaba, ileriye bir kasaba daha kuruluyordu. Oralarda ortaya çıkan sıkıntılar, bir demiryolu işçisiyle ve bir şirket kodamanının kızı “aşk hikâyesi”yle iç içe geçmiş şekilde bazen ön plana çıkıyor, bazen arka plana düşüyordu. Son sahnede anlatıcının sesi iyice yükseldi:
“Bu çok sayıda fedakâr genç adam sayesinde sonunda başarıya ulaşıldı ve yüzlerce kilometrelik demiryolu, upuzun bir yılan gibi tarlaların arasından geçip dağları aşarak, daha düne kadar yaban arazi olan yerlerin milli servete katılmasını sağladı.”
Kodamanın kızı ve göz açıp kapayıncaya kadar bir beyefendiye dönüşen işçinin kucaklaşma sahnesiyle film bitti.
İki filmin arasına anlamsız şaklabanlıklar içeren kısa bir Batı filmi sıkıştırılmıştı.
Japon filmine gelince, başta “natto”, “akşam gazetesi” gibi şeyler satan, sonra “ayakkabı boyacılığı”na geçen yoksul bir genç adam hakkındaydı. Daha sonra bir fabrikaya giriyor, örnek bir işçi oluyor, terfi ediyor ve sonunda bir milyoner oluyordu. Anlatıcı, altyazılarda olmamasına karşın, “Gerçekten de başarının anası çalışkanlık değil de nedir!” diye ekledi. (Takici Kobayaşi, Yengeç Konserveleme Gemisi, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, Sayfa 74-75)
*****
Sonra anlatıcı “Şirketin emri var, bu gibi noktaları özellikle vurgulayıp tekrar tekrar söylememi istediler,” dedi.
En sonda da şirkete ait her bir fabrikanın ve ofisin fotoğraflarını yansıttılar perdeye. (Takici Kobayaşi, Yengeç Konserveleme Gemisi, İthaki Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, Sayfa 76)

Bir yanıt yazın

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu