Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Güneşe Uzanmak İsteyen Kadınlar / Düşüşün Tınısı

Dünya prömiyerini 78. Cannes Film Festivali’nde yapan ve şenlikten Jüri Ödülü ile dönen ‘Düşüşün Tınısı / Sound of Falling – In die Sonne Schauen’ geçtiğimiz mevsimin en yaratıcı çalışmalarından biri olarak geleneksel ‘en iyiler’ listemde yer almıştı. Bizde ilk kez geçen yılın ‘Filmekimi’ seçkisinde izlenmiş, şimdiden klasikleşmeye aday bu çarpıcı yapım MUBI’de görücüye çıkıyor, sinema salonlarındaki özel gösterimleri ise sinefiller tarafından sabırsızlıkla bekleniyor.

Almanya doğumlu Mascha Schilinski’nin mezuniyet projesi 2017 yapımı ilk uzun metrajı ‘Die Tochter’in ardından dünya sinemasına armağanı olan yapım, geçtiğimiz yüzyıl boyunca gençlik yılları II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’yı ikiye bölmüş Elbe nehri kıyısındaki aynı çiflikte yaşamış dört kızın öykülerinden yola çıkmış. Berlin ve Hamburg arasında kalan Altmark bölgesindeki çiftlik evi bir asır boyunca değişir, dönüşürken duvarlarında, gölgeliklerinde, koridorlarında geçmişin yankıları varlığını sürdürüyor. Aynı mekânda zamanın genişlediğine, uzadığına, neredeyse eriyip gittiğine tanıklık ediyoruz. Schilinski’nin ‘bilinç akışı’ tarzı anlatımıyla dört ana karakterin öyküsü iç içe geçiyor, kızlar birbirinden zamanla ayrılmış olsalar da, hayatları birbirini yansıtmaya başlıyor.

Almanca özgün adının dilimizdeki karşılığından yola çıkarak ‘güneşe uzanmak isteyen’ kadınların serüveni, 1914 yılında Alma’nın (Hanna Heckt) hikâyesine dek uzanıyor. Alma, askere alınmaması için ‘iş kazası’ süsü altında topal bırakılan ağabeyi Fritz (Filip Schnak) ile hamile kalmaması için bir operasyonla kısırlaştırılan hizmetçi Trudi’nin (Lucia Oppermann) trajedisine tanıklık ediyor. Ürkek ve mülayim bir kabullenişle ailenin tuhaf geleneklerine iştirak eden küçük kız, salondaki büfe üzerine dizilmiş ölmüşlerin fotoğraflarına bakarken, kanepe üzerinde uyurmuş gibi yana eğilmiş ölmüş kardeşlerinden birinin tıpatıp kendisine benzediğini fark ediyor.

30 yıl sonra aynı evde Erika (Lea Drinda), bir bacağı kesik Fritz amcası (Martin Rother) ile erotik düşlere dalıyor. 1980’lerin Angelika’sı (Lena Urzendowsky) Doğu Almanya’nın boğucu ortamında aynı çiflikte amcası Uwe’nin (Konstantin Lindhorst) hoyrat tacizi ile amcaoğlu Rainer’in (Florian Geisselmann) çekingen arzuları arasında bocalıyor ve bir Polaroid aile fotoğrafı çekiminde Alma’nın hayaletlerini anımsatan bir deneyim yaşıyor. Günümüzün Birleşik Almanya’sında ise ergenliğe adım atmış Lenka (Laeni Geiseler) başıboş yaz günlerinde annesini yeni kaybetmiş komşu kızı Kaya’ya (Ninel Geiger) duyduğu hislerin anlamını arar gibidir.

Tekinsiz bir folk anlatıyı çağrıştıran film, genç yaşın gizem ve çelişkilerinden, geçmişin travmalarından, kolektif bellek ve beden deneyimlerinden, politik ve sosyal baskının metaforu olarak devreye giren ‘hayalet acılar’dan ilham alıyor. Özellikle Alma ve Erika’nın öykülerinde öne çıkan ataerkil aile ilişkileri çekincesiz bir dille ele alınmış. Anlatısını imgeler ve atmosfer üzerinden kuran Schilinski’nin eserinde geçmişin hayaletleri Almanca ‘Tondichtung’ kelimesinin karşılığı olan bir ‘senfonik şiir’ ya da ‘ton şiiri’nin beyazperdedeki karşılığına dönüşüyor. Yönetmenin kafasındakiler aynı zamanda hayat arkadaşı olan Fabian Gamper’in sisli puslu, titrek, gizemli görüntüleriyle perdeye yansıyor. Gamper’in kamerası adeta bir hayalet gibi yüzyıl boyunca çiflik binalarının içine girip çıkıyor.

Schilinski’nin Louise Peter ile birlikte kaleme aldığı hikâyesi tamamiyle kurgusal. Herşey Altmark bölgesinde Elbe nehri kıyısında geçen bir yaz tatilinde başlamış. İki kadın 50 yıldır kimselerin oturmadığı ve zamanın durmuş olduğu izlenimi veren eski çiftlik evinde 1920’lerden kalma bir polaroid kare buluyor ve fotoğraftaki üç kadının, o yıllar için pek alışık olmadık bir şekilde doğrudan kameraya baktığına tanıklık ediyor. Gözlerini dikmiş kendilerine bakan kadınların hikâyelerini ve bu çiftlikte yıllar boyu neler yaşandığının peşine düşme kararı işte o an verilmiş. Acılarıyla, coşkularıyla, kendi duygu ve bedenlerini keşif serüvenlerinde birbirlerinin hayatlarına ayna tutan kadınların psikolojik, fiziksel ve ruhani öyküleri kaleme alınmış, kuşaklararası travmanın güncesini tutan ana iskelet inşa edilmiş.

Kameranın kapı aralıklarından girip çıktığı, dar koridorlarda hayalet gibi dolaştığı görselliği, estetik tercihleri, Anna von Hausswolff’un gotik ile klasiği harmanlayan ve filmin karanlık atmosferine hizmet eden etkileyici ses tasarımıyle büyüleyen; kuşaklararası çıkış arayışıyla kameraya gözünü diken, yaşamak yerine hayatta kalmaya çalışan kadınların deneyimlerini ele alarak izleyiciyi sarsan bu çizgi dışı deneyimi kaçırmayın.

(23 Nisan 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir Adam Yaratmak Ankara’da Devleşti

Türk düşünce ve edebiyat tarihinin en sarsıcı eserlerinden biri olan, Necip Fazıl Kısakürek imzalı Bir Adam Yaratmak, sinema uyarlamasıyla ilk sınavını Ankara galasında verdi. Yapımcılığını Filimetre Medya Yapım’ın üstlendiği, Murat Çeri’nin yönettiği film sadece bir sinema yapımı değil, edebiyat tarihimizin en büyük varoluş sancılarını perdeye taşıyan bir kültürel olay olarak nitelendirildi. Özel gecede, galaya devlet erkanı ve çok sayıda davetli katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Galadan görüntüler için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bir Adam Yaratmak Ankara’da Devleşti yazısına devam et →

Zor Baba 4

John Hamburg’un yönettiği ve Robert De Niro, Ben Stiller, Ariana Grande ile Skyler Gisondo’nun oynadığı Zor Baba 4 (Focker-in-Law), 27 Kasım 2026’da UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından vizyona çıkarılıyor.
Serinin dördüncü halkası, kayınpederi Jack’ten çokça çeken Greg’in, hâlâ küçük bir çocuk olarak gördüğü oğlunun evlenme teklifi etmeyi düşündüğü sevgilisiyle tanışmasından sonra ailenin sürüklendiği kaosu anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Zor Baba 4 yazısına devam et →

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar

Jasob Chase’in yönettiği ve Lin Shaye, Amelia Eve, Sam Spruell ile Joseph Lopez’in oynadığı Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar (Insidious: Out of the Further), 21 Ağustos 2026’da TME Films dağıtımıyla Sony Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Gemma, Insidious evrenindeki kayıp ruhların araf alemine uzandığını keşfedince hayatı altüst olur. Kötücül bir güç peşine düştüğünde ise dengeleri tamamen değiştiren bir yeteneğe sahip olduğunu anlar: O sadece The Further’a adım atmakla kalmaz, orada hapsolanları gerçek dünyaya geri getirebilir. İblisler bu gücünün vardığında olayların seyri değişir ve dünyamız onların korkunç oyun alanı haline gelir.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar yazısına devam et →

Portekiz Aşkı, 06 Mayıs’ta Avrupa’da İzleyiciyle Buluşuyor

Etkileyici hikâyesiyle dikkat çeken, Portekiz’de çekilen ilk Türk yapımı olma özelliğini taşıyan yılın merakla beklenen filmi Portekiz Aşkı (Portuguese Love), 06 Mayıs’ta Portekiz ve Avrupa’da izleyiciyle buluşuyor. Yurt dışında da ciddi bir hayran kitlesine sahip başarılı oyuncu Cansu Dere, Portekizli yıldız Diogo Morgado ve İsmail Demirci’nin başrollerini paylaştığı film, Türkiye ile Portekiz arasında uzanan büyüleyici bir aşk hikâyesini beyazperdeye taşıyor. “Aşkın dili yoktur” fikrinden yola çıkan yapım, iki farklı kültürü ortak bir duyguda buluşturuyor. Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen Portekiz Aşkı, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor.

Portekiz Aşkı, 06 Mayıs’ta Avrupa’da İzleyiciyle Buluşuyor yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: Günlerimizin Sahibi Kim? / La Grazia

Adındaki zarafeti beyazperdeye yaymasını bilen ‘La Grazia’ geçtiğimiz yılın en iyi filmlerinden bir tanesiydi. Paolo Sorrentino ustanın 82. Venedik Film Festivali’nden ödüllerle dönen bu son çalışması kurgusal bir İtalyan cumhurbaşkanının hikâyesi üzerinedir. Hristiyan Demokrat gelenekten gelen Mariano De Santis (Toni Servillo), Quirinale Sarayı’nda geçirdiği 7 yılın ardından evine ve sıradan vatandaş yaşamına dönmenin eşiğindedir. … Devamı…»

Zamanın Durduğu Bir Korku Deneyimi: Lee Cronin’den Mumya Filminin Ön Gösterimi 4DX Teknolojisiyle Paribu Cineverse İstinye’de Gerçekleşti

Paribu Cineverse, sinema dünyasının heyecanla beklediği yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Modern korku sinemasının dikkat çeken isimlerinden Lee Cronin’in imzasını taşıyan Lee Cronin’den Mumya (Lee Cronin’s The Mummy), 14 Nisan 2026 Salı günü İstinye Paribu Cineverse İstinyepark Sineması’nın büyüleyici 4DX salonunda düzenlenen özel bir ön gösterimle ilk kez izleyici karşısına çıktı. Ön gösterimde davetliler, hareketli koltuklar ve çevresel efektler eşliğinde, filmin gerilim dolu atmosferini vizyon öncesinde en gerçekçi haliyle deneyimlediler.

Zamanın Durduğu Bir Korku Deneyimi: Lee Cronin’den Mumya Filminin Ön Gösterimi 4DX Teknolojisiyle Paribu Cineverse İstinye’de Gerçekleşti yazısına devam et →

Örümcek Evreni Final Filmi İçin Geri Sayım Başladı

Oscar ödüllü ‘Örümcek Evreni’ serisinin merakla beklenen final filminden ilk görüntüler paylaşıldı. ‘Örümcek-Adam: Örümcek Evreninin Ötesinde’, 18 Haziran 2027’de TME Films dağıtımıyla seyirciyle buluşacak. Miguel O’Hara’nın liderliğindeki Spider Society tarafından avlanan ve en yakın gördüğü kişiler tarafından hayal kırıklığına uğrayan Miles Morales, eve dönüş yolunu bulabilmek için Örümcek Evreni’nin en tehlikeli noktalarına sürüklenecektir.

Örümcek Evreni Final Filmi İçin Geri Sayım Başladı yazısına devam et →

Yolcu Filminin Türkçe Alt Yazılı Fragmanı ve Afişi Yayınlandı

Andre Ovredal’ın yönettiği, Türkçe altyazılı fragmanı ve afişi yayınlanan Yolcu (Passenger), UIP Filmcilik dağıtımıyla pek yakında gösterime girecek. Filmin konusu şöyle: Her yıl 130 milyon insan karayolu yolculuğuna çıkıyor. Bu insanların 15.400’ünden bir daha asla hiç bir haber alınamıyor. Genç bir çift, dehşet verici bir otoyol kazasına tanık olduktan sonra birden kaza yerinden yalnız ayrılmadıklarını fark ederler. “Yolcu” olarak bilinen ve ikisini de ele geçirmeden peşlerini bırakmayacak olan şeytani bir varlık, genç çiftin özgürlük dolu karavan hayatı maceralarını tam anlamıyla bir tedirgin edici korkutucu bir kâbusa dönüştürür.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Yolcu Filminin Türkçe Alt Yazılı Fragmanı ve Afişi Yayınlandı yazısına devam et →

Sultana, 45. İstanbul Film Festivali’nde İlk Kez Seyirciyle Buluşuyor

İstanbul’un bir gece kulübünde geçen ve kadınlar arasındaki iktidar ilişkilerini anlatan Sultana, ilk kez 45. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Senaryosu Erdi Işık imzası taşıyan ve Ali Kemal Güven’in yönettiği film, festivalin Yeni Bakışlar bölümünde gösterilecek. Sultana, sert ve karanlık atmosferiyle sinemaseverleri kadınlar arasındaki güç savaşlarının merkezine davet ediyor. İkonik masallardan ilham alan anlatımıyla şekillenen ve erkek egemen bir dünyada var olmaya çalışan kadınların hikâyesini ele alan filmin baş rollerinde Tuba Büyüküstün, Derya Pınar Ak, Seray Kaya, Rojbin Erden, Begüm Akkaya, Şirin Sultan Saldamlı ve Itır Esen oynuyor.

Sultana, 45. İstanbul Film Festivali’nde İlk Kez Seyirciyle Buluşuyor yazısına devam et →

Ölünün Laneti

Aziz Özuysal’nın yönettiği ve Gürcan Koç, Mustafa Atalı, Aden Lina Tavaslı ile Serap Kaya’nın oynadığı Ölünün Laneti, 03 Temmuz 2026′da MC Film dağıtımıyla YMG Medya tarafından vizyona çıkarıldı.
Morgda uzun süredir bekleyen bir cenaze vardır. Sahipleri cenazeyi almadığından defnedilememiştir. Zamanla cenazenin lanetli olduğuna dair söylentiler yayılır. Onu defnetmek isteyen herkes talihsiz olaylarla karşılaşır. Cenazeye dokunanlar bu aksiliklerden kurtulamaz. Sonunda yakınları cenazeyi alıp defnetmeye karar verir, ancak yolda ve defin sırasında peşlerini bırakmayan esrarengiz olaylarla yüzleşmek zorunda kalırlar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman

Ölünün Laneti yazısına devam et →

Kendi Yolum Uluslararası Kısa Film Festivali Başvuruları Başladı

“Kendi Yolum” Uluslararası Kısa Film Festivali başvuruları başladı. Meme kanserinde erken teşhis konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan festival, kısa filmin anlatım gücüyle bireysel ve toplumsal deneyimleri sinema aracılığıyla görünür kılmayı hedefliyor. Farkındalığın Gücü Derneği tarafından 22 – 24 Ekim 2026 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek “Kendi Yolum” Uluslararası Kısa Film Festivali için başvurular, 15 Nisan 2026 tarihinde başlayıp 31 Ağustos 2026 tarihine kadar devam edecek. Finale kalan eserler ise 15 Eylül 2026’da açıklanacak. Yarışmaya, 01 Ocak 2024 tarihi sonrasında üretilmiş ve süresi 10 dakikayı aşmayan kısa filmler ücretsiz olarak katılabilecek.

Kendi Yolum Uluslararası Kısa Film Festivali Başvuruları Başladı yazısına devam et →

Yolunu Işığınla Aydınlat: Michael

Sanatın her alanı, her yönü insanı duygulandırır muhakkak. Bir öykü, bir resim, bir film, bir şarkı ile kendinize bir yol çizersiniz. Kimi hayatınızı belirler, kimi ise bir süre sonra unutulur. Unutulmaz olanlar da vardır muhakkak; belleğinizin bir köşesine saklanır en küçük bir fırsatta karşınıza çıkar hatırlatır kendini.

Michael Jackson, unutulmazlardan. Bin(lerce) yıl sonra da hatırlanacak; şarkıları dinlenecek, klipleri hayranlıkla izlenecek. Onun doğaya erken dönmesi muhakkak ki üzücü. Şimdi biyografik bir filmi çekildi; ancak bununla kalmayacak, herkes kendi Michael’ini çekecektir.

Şarkıcı, dansçı, söz yazarı, oyuncu Michael, dünyaya damgasını, babasının çocuklarından oluşturduğu Jackson Beşlisi ile tanındı. Babasının “ya başarırsınız ya kaybolursunuz” diyerek çoğunlukla zorla çalıştırdığı kardeşler arasından sıyrılan Michael’ın, annesinin manevi desteğiyle hayatını nasıl düzenlediğini, kendi ışığıyla yeni bir dünya yarattığını biliyoruz. 1958 doğumlu, 2009’da, çok genç yaşta kaybettiğimiz bu şöhretli ve aslında daha çok iyi niyetli, hedefini bilen ve o yolda gözü kara yürüyen Michael’ın ne şarkıları ne de dansları unutulmuştu. Biyografik film, ağırlıklı olarak babasının baskısıyla kendisinin o baskıdan nasıl kurtulduğunun ve başarıya ulaştığının öyküsü.

Otoriter bir baba, ses çıkaramayan ve onun direktiflerinden başka bir şey düşünemeyen çocuklar… Baba, onları çok çalıştırıyor. Başaramadıklarında kemerle dövüyor, ama kimse de ses çıkarmıyor. Siz olsanız çıkarmaz mısınız?

Michael, başarıya ulaşan o dik yokuşu tırmandıkça hem itiraz ediyor hem de kendi yolunda yürüyor. Hayatının ilk kırk yılını anlatan filmin devamı yani son on yılı çok önemli… yakın bir gelecekte izleyeceğimiz inancındayım.

Antoine Fuqua’nın çektiği filmin senaryosunu John Logan yazmış. Her şey bir tarafa, çok başarılı bir film çıkmış ortaya. Bir kere müzik(ler) müthiş; zaten hepimizin belleğinde izleri hâlâ duruyor. Oyuncular da başarılı… Çocukluğunu Juliano Valdi oynarken, yeğeni de olan -söz yazarı, dansçı, şarkıcı- Jaafar Jackson, beyazperdede hiç itirazsız, Michael olmuş. Sesi de benziyor lâf aramızda. Filmin ritmi hiç düşmüyor, iyi kurgulanmış ve montajlanmış izleyiciyi bırakmıyor. Mekânlar da başarılı. Film ödül alır mı, bilemem ama gişede başarılı solacağına eminim. Uzun yıllar da gösterimde kalır, platformlarda defalarca izlenir.

Geçen hafta yaşanan okul baskınlarını anımsadım filmi izlerken. Aslında Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının da izlemesini, kendilerince neyi ne kadar yanlış yaptıklarını görmelerini isterim. Başlarını kaşıyacak zamanları olmadığı(!) için izlemeyeceklerdir… Ancak baskı ve zorlamayla eğitim vermeyi sürdüreceklerdir. Babası dövse de düş(ünce)lerinden taviz vermeyen Michael’ın çizdiği yol, sadece onların değil tüm ebeveynlerin kulağına küpe olmalı.

23 Nisan Çocuk Bayramı’nda gösterime giren bu film ailecek izlenmeli, sonrasında da ellerinizi başınızın arasına alıp “ne olacak bu memleketin hali” diye düşünmeli.

(21 Nisan 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün Filminden İki Teaser Afiş Yayınlandı

Dünya çapında rekorlar kıran Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’un (Spider-Man: No Way Home) ardından, serinin merakla beklenen yeni halkası Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day), 31 Temmuz’da seyirciyle buluşacak. İki teaser afiş yayınlanan filmde, kendisini tamamen suçla mücadeleye adayan Peter, kimliğini geride bırakmış bir şekilde yaşadığı şehrini korumaya devam ediyor. Ancak artan sorumluluklar ve hiç durmayan mücadele, onun üzerinde beklenmedik bir baskı yaratıyor. Bu süreçte yaşadığı gizemli fiziksel değişim, yalnızca kahramanlığını değil, varlığını da tehdit eden yeni bir dönemin habercisi oluyor.

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün Filminden İki Teaser Afiş Yayınlandı yazısına devam et →

2 Aile Arasında Filminin Okuma Provası Yapıldı

BKM yapımcılığında, Gülse Birsel’in senaryosundan Ozan Açıktan’ın yöneteceği 2 Aile Arasında filminin ilk okuma provası geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Yıllar sonra bir araya gelen sevilen oyuncuların yüksek enerjisi ve neşe dolu heyecanları ise görülmeye değer bir atmosfer yarattı. Provaya senarist Gülse Birsel, yönetmen Ozan Açıktan ve oyuncular katıldı. İlk okuma provasında Erdal Özyağcılar ve Erdal Cindoruk ise çekim programları nedeniyle yer alamadı.

  • Basın Bülteni
  • Okuma provasından görüntüler için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

2 Aile Arasında Filminin Okuma Provası Yapıldı yazısına devam et →