Okan Üniversitesi 7. Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması

Okan Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Sinema-TV Bölümü tarafından bugüne kadar başarıyla yürütülen Öğrenci Filmleri Kısa Film Yarışması, bu yıl artık gelenekselleşmiş olarak 7. kez gerçekleştiriliyor. Bu yarışmaya üniversitelerin açık öğretim, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora/sanatta yeterlik programlarında okumakta olan öğrencilerin kurmaca ve belgesel türünde gerçekleştirilmiş kısa filmleri katılabiliyor. Yarışma, bu yönüyle de, Türkiye’de az sayıda üniversite tarafından düzenlenen bir yarışma olma özelliğini koruyor. Bugüne dek fakülte bünyesinde yapılan yarışma son iki yıldır Pera Müzesi işbirliği ile Beyoğlu Pera Müzesi’ne taşındı.

2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması’na Yoğun İlgi

DenizBank’ın, kültür ve sanatı toplumun geniş kesimleri ile buluşturma amacıyla, TÜRSAK Vakfı işbirliği ile yaptığı 2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması için başvurular tamamlandı. Yarışmaya teknik açıdan uygun 355 başvuru yapıldı. Yarışma kapsamında ilk üç senaryo ve mansiyon ödüllerinin kazananları yapılacak değerlendirme sonrası belirlenecek. Yarışmada ayrıca, senaryo alanındaki desteği artırmak hedefiyle bu sene ilk kez, Çin’in ödüllü yönetmenlerinden Yan Qingxiu ve pek çok Hollywood filminin senaristliğini üstlenen David Bourla’nın katılacağı bir panel düzenlenecek. Senarist David Bourla, birinci seçilecek senariste senaryo doktorluğu da yapacak.

İstanbul Kırmızısı

Acılar insanı yaklaştırır birbirine… Bazen tersi de olsa, çoğunluk yakınlaşmadadır. Buna da bağlı olarak ne geçerse geçsin, ne istenirse istensin, ne yaşanırsa yaşansın hep yanınızdadır.

Ferzan Özpetek, aynı adlı kitabından serbest uyarladığı “İstanbul Kırmızısı” filminde küçük dokunuşlarla izleyicisinin kendi hülyasına dalmasına izin vermiyor. Güçlü bir kadroyla, iyi seçilmiş mekânlarla, pahalı bir prodüksiyon olduğu her halinden belli olan çalışmayla izleyicinin karşısına çıkan filmde, herkes kendince bir “kırmızı” bulacak.

Bir yüzleşme öyküsü

Dingin ve rahat bir anlatımı var filmin. İzleyiciyi içine çekiyor. Sonrası ise kendisine kalmış… İster “mavi” İstanbul’u, isterse “erguvani” olanı ile buluşturur. Sahi, İstanbul deyince, mavi ve erguvan -ki bence erguvandır İstanbul- gelir akla… Kırmızı ise pek yakıştırılmamış edebiyatta da sinemada da. Bu, Ferzan Özpetek’in, kendi yaşamından çıkarıp bizlere sunduğu… Buna da bağlı olarak kente dışarıdan bakmak kadar yüzleşmek de var.

En çok acı var filmde

O acıyla yakınlaşanlar, ama özümse(ye)mediklerinden olsa gerek bırakıp gidenler var. Çeşitli mekânlarda yaşamları kesişen insanlar, aslında bir bütünün parçasılar. Hepsi de odak noktası olarak kendisini görüyor. Hepsi de kendince yontuyor yaşananları.

İstanbul Kırmızısı ise o ilişkilerin arasında gözüküyor, isteyene. Kuşkusuz aşı boyalı yalı, kızın giysisi, telefonun rengi ve diğer tümü o “kırmızı”yı yansıtıyor, ama asıl kırmızı aşk, asıl kırmızı yüzleşme ve geri dönüş. Asıl kırmızı, yani işin özü bu üç kelime: geri dönüş, yüzleşme, aşk. Aralarını çok iyi oyunculuklarla, çok iyi görüntülerle, çok iyi reji ile dolduruyor… Bize de izlemek kalıyor, koltuğumuza yaslanıp.

İstanbul, İstanbul…

İstanbul yerine dünyanın başka bir kentinde, başka insanlarla, başka bir şekilde yaşanır mıydı bu geri dönüş, yüzleşme ve aşk üçgeni? Ferzan Özpetek olursa yaşanırdı kuşkusuz. Ama “teyzeler” ki, filmin içindeki en ilginç ayrıntı, bir diğeri de yaşlı magazinci başka bir yerde, başka bir zamanda, başka bir mekânda olamazlardı. Ressam olamayan ağabey, ilişkisi bulunmayan karı koca, saatçi abla bulunabilir. Kağıt toplayıcısı yerine başka biri olurdu o zaman, patlamalar ve/veya takımını destekleyen taraftarlar yerine başka şeyler olması gerekir. Serra Yılmaz’ın kendine has içtenliğiyle canlandırdığı hizmetçi de olmaz mıydı?

Hepsini buluşturan Ferzan Özpetek ve bunu bize yaşatmayı başarıyor…

İstanbul Kırmızısı, yönetmen Ferzan Özpetek, oyuncular Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Çiğdem Selışık Onat, Zerrin Tekindor, Serra Yılmaz, Reha Özcan… 3 Mart’tan itibaren gösterimde.

(02 Mart 2017)

Korkut Akın

Sinemacılar Yeni Film Fonu’nun Gecesinde Buluştu

2015’te başlayan ve Türkiye’nin ilk bağımsız film fonu olan Yeni Film Fonu, ikinci yılını dün gece Cezayir’de kutladı. Yeni Film Fonu’nun gecesine; Osman Kavala, Richie Mehta, Yeşim Ustaoğlu, Florent Herry, Nesrin Cavadzade, Birhan Keskin, Okan Avcı, Tamer El Said, Erol Mintaş, Emre Akay, Hadas Ben Aroya, Mohamed Siam, Gürcan Keltek, Deniz Buga, Esra Saydam, Taylan Mintaş, Zeyno Pekünlü, Çiğdem Mater gibi sinema ve sanat dünyasından isimler katıldı.

Sinemacılar Yeni Film Fonu’nun Gecesinde Buluştu yazısına devam et

SİYAD Onur Ödülleri Sahipleri Açıklandı: Metin Kaya ve Arzu Okay

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 15 Mart’ta yapılacak 49. SİYAD Türkiye Sineması Ödül Töreni’nde Onur Ödülleri’nin belgesel yönetmeni Metin Kaya ve sinema oyuncusu Arzu Okay’a verileceğini açıkladı. SİYAD ayrıca belgesel, kısa film ve geçen yıl yaşama veda eden SİYAD Onursal üyesi Giovanni Scognamillo’nun anısına atfen bu yıldan itibaren verilecek olan fantastik sinema dallarındaki adaylarını da açıkladı. 49. SİYAD Ödül Töreni, 15 Mart’ta Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek. Tuğrul Tülek’in sunacağı törende sinemamızın SİYAD üyelerinin oylarıyla belirlenecek olan en iyileri açıklanacak.

SİYAD Onur Ödülleri Sahipleri Açıklandı: Metin Kaya ve Arzu Okay yazısına devam et