O… Çocukları

Murat Saraçoğlu’nun yönettiği ve Demet Akbağ, Özgü Namal, Sarp Apak ile Altan Erkekli’nin oynadığı O… Çocukları, 16 Mayıs 2008’de Kenda Film dağıtımıyla Dinamik Prodüksiyon tarafından vizyona çıkarıldı.
Yıl 1981… Türkiye, askeri rejimin yönetimi altındadır. Hayat kadınlarının çocuklarına bakıcılık yapan emanetçi annenin evinin ekseninde inanılmaz olaylar gelişecektir. Bu evde yaşanacak dram ve trajik komik olaylar hafızalardan silinmeyecek. Çocuk psikolojisi, eğitim, töre, annelik duygusu ve kadın erkek ilişkileri, toplumsal değer yargıları ve baskı ortamının sorgulandığı, tartışmalara yol açacak bir film.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • sadibey.com yazarlarının yazıları, diğer haberler, basın bültenleri ve yüksek çözünürlüklü sanatçı fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    sadibey.com Yazarlarının Yazıları

    Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
    Fatih Dural Yazıyor
    Mete Dağhan Yazıyor
    Suat Koçer Yazıyor

    Diğer Haberler ve Basın Bültenleri

    Cinebonus Astoria Sinemaları, O… Çocukları’nın Galası ile Açılıyor
    O… Çocukları’nın Afişi Hazırlandı
    O… Çocukları’nın Basın Toplantısı Yapıldı
    Ön Basın Bülteni

    Senarist Sırrı Süreyya Önder

    Oyuncular

    Demet Akbağ (Mehtap Anne)

    Özgü Namal (Dona)

    Sarp Apak (Saffet)

  • “O… Çocukları” üzerine 19 yorum

    1. Oyuncuların bu rollerde hiç zorlanmadıklarını ve büyük bir zevkle filmi yaptıklarını düşünüyorum. Başka bir haberdede Özgü Namal kendini aşacağını falan söylüyor. “Çocuk psikolojisi, eğitim, töre, annelik duygusu ve kadın erkek ilişkileri, toplumsal değer yargıları ve baskı ortamının sorgulandığı” deniliyor. Bunların hepsi hayatın doğal alanları, yanlış olan tek şey orospular ama sorgulanmayan tek şey yine orospular. Filminizde, senaryonuzda tıpkı kendi hayat tarzınız gibi. Tüm toplum yanlış, bir tek siz doğrusunuz. Adam gibi toplum filmi yapın. Eğer birşeyleri eleştirmek istiyorsanız önce kendi sıradışılığınızı eleştirin. Kaç aile bu filmi utanmadan, sıkılmadan, ailesi ile birlikte oturup seyredebilecek acaba?

    2. Fragmanından izlediğim kadarıyla film muhteşem. Kadro muhteşem. Hikâye olağanüstü. Müzik süper. Bayıldım. Emeğinize sağlık. Ayrıca sevgili Faik, hayatta orospuları var eden sizlersiniz, yani erkekler. Ve eğer hâlâ onlar varsa bunun filmde işlenmesi de gayet normal. Bence filmi değil, asıl erkekleri eleştirmelisiniz. Film harika, rollerde öyle. Peki sen, kanser temasının işlendiği bir filme nasıl eleştiri yapacaksın? Siz yanlışsınız. Kanser doğru birşey değil… mi? Hayır, kanser de doğa gereği varsa, bu işlenmelidir, fark yok.

    3. Ben, fakir ve entelektüel biriyim ve hem fakir, hem de entelektüel biri konumunda bulunmamdan dolayı karınca kararınca da olsa yani ekonomik olanaklarımın müsaade ettiği ölçüde sinemaya gitme çabası içinde görünürüm.

      “Ben, fakir ve entelektüel biriyim ve hem fakir, hem de entelektüel biri konumunda bulunmamdan dolayı karınca kararınca da olsa yani ekonomik olanaklarımın müsaade ettiği ölçüde sinemaya gitme çabası içinde görünürüm” dememden de anlaşılmıştır ki bir sezon içerisinde gidebildiğim sinema filmlerinin sayısı öyle pek fazla değildir ama yine de bu sayı, entelektüel bir pozisyonun sınırları dahilinde ikâmet vaziyeti sergilemeyen sıradan kişilerin bir sezon boyunca izlediği sinema filmlerininkinden bir hayli fazladır. Yani benim, sinema filmi izleme konusunda sıradan biri tarafından geçilmem söz konusu olamaz.

      Ancak bu yıl, geçen sene, beni 10 kez falan sinemaya gönderecek denli bol miktarda sinema filmi çekilmişliği hususunun verdiği yorgunluktan dolayı olsa gerek az film çekimiyle yetinilmek zorunda kalınması nedeniyle sinema filmi izleme konusunda bir ilk gerçekleşti ve ben, belirttiğim konuda sıradan bir kişiye 3-2 geçilmiş bir duruma düştüm.

      Gerçi o sıradan kişi, üç kez sinema filmini cebinden para ödemek suretiyle izlemiş ve bu güne kadar yalnızca iki film izlemekle yetinmek zorunda kalan beni geçmişti ama izlediği filmler, on para etmeyen şeylerdi ve benim izlediğim ödüllü iki filmin, yani Yumurta’yla Son Ders’in kalite açısından yanından bile geçemezlerdi ama olsun, o sıradan kişi, cebinden para ödemek suretiyle gittiği filmlerle beni geçmişti ya, bu ayıp bana yeterdi.

      Fakat meselenin, niçin o sıradan kişiye geçilmişliğimin sebebini anlatan başka bir yönü de vardı ki o yönde bahsini geçirdiğim sıradan kişinin, sahiplendiği önüne gelen filme gitme niteliğinden dolayı benim kaleme her zaman gol atabilecek durumda bulunmasına karşın, benim, önüme gelen filme gidememem, izleyeceğim sinema filmlerinde kalite aramam keyfiyetiydi.

      Bu yüzden o sıradan kişiye karşı maçı uzun süre 3 – 2 mağlup götürdüm ama bayağı fazla süren bir aradan sonra nihayet aradığım kalitede bir filmin yani O… Çocukları’nın 16.05.2008 günü vizyona gireceğini öğrendim ki bahsini geçirdiğim filme bu gün gidecek ve böylece de sıradan kişinin ağlarına beraberlik golümü bırakmak fırsatını bulacağım.

      Aslına bakarsanız, sinema filmi izleme konusunda benim, o sıradan kişi önünde beraberlikle yetinmek zorunda kalmam da şahsımla ilgili bir zuldür ama ne yazık ki önce, “Buna da şükür”, sonra ise “Ne de olsa beraberlik yenilgiden daha iyidir” demek zorundayım.

    4. Ben filmi dün izledim. Benim annemde hayat kadınıydı, meraktan izledim ve bu filmde yaşanan bir çok şeyin gerçek olduğunu biliyorum. İnsanların bizlere bakış açısı, düşünceleri, “anası ne ki?” fikri ve hep saklamak zorunda olduğumuz bir gerçek, değiştirilemeyen, kaçılamayan, mecburen kabûllenilen ve en kötüsü herkesin kızıda düşecek diye beklemesi, düşmesin, o iyi olsun dilekleri yerine. Biz iki kız kardeş hiç bir şekilde düşmeden, kötü olmadan, bu gerçeğe karşı gelebildik. Kardeşim evlenip Almanya’ya yerleşti, ben memur oldum ama hâlâ sakladığımız bir gerçek, duyulursa diye korktuğumuz, kimselerle paylaşamadığımız. “Yazık insanlığa” diyorum, çünkü Demet Akbağ’ın filmde dediği gibi, “insanlar beyinlerinde kararı vermiş, anası böyleyse kızı orospu olur, oğlan pezevenk” ama bilmiyorlarmı sanki onları bu duruma düşürende insan, insanlar…

    5. Film çoook güzel ama bütün arkadaşlar kendince haklı. Ailece izlenmesi zor ama bu tür konular eskidendi, şimdi herkes bu tür şeyleri biliyor. Böyle konulara birşey denilemez ama islâmi konu olsun o zaman herkes müdahale etmek ister işin bu tarafıda var.

    6. Film çok güzeldi, yalnız güzel bitirememişler. Daha farklı bir senaryo yazabilirlerdi. Nedense Türklerin yaptığı bütün filmlerde sonunu bir türlü filme bağdaştıramıyorlar; çok saçma vede tahmin ettiğimiz gibi bitmeyince hayal kırıklığına uğruyoruz.

    7. Ya Allah aşkına yapmayın artık! Yorumun bir tanesini okudum onda da “kaç aile bu filmi izleyebilir ki!” diyor, bu kadar olmaz. Bizim bildiğimiz çekirdek aileler normal hayatlarında hiç küfür, ya da argo sözler duymuyorlar değil mi? Filmin hiçbir karesinde de sansürlenecek bir durum yok! Seks filmine benzeyen sahneler olsa ne olur(ki buna Özgü ve Sarp’ın sevişme sahnesi dahil değil ve o sahne sadece öpüşmekten ibaret!), tutuşursunuz gitmek için. Neyse Allah sinema kültürünüzü arttırsın. 8 aydır tiyatro eğitimi alıyorum, ilerde de hakkımı savunabilmem için çok çalışmam gerekiyor sanırım.

    8. Beyaz Melek’ten sonra izlediğim en muhteşem dram filmi. Belki daha dün izlememin etkisiylede olabilir, bütün filmlerden çok daha güzel. Bu filmi size anlatmak biraz saçma olur. Kesinlikle izleyin, bu sene ödül alabilecek en iyi kapasiteye sahip olan film. İyi seyirler. Bu arada, evet film güzel bitmedi, haklısınız ama o berbat hayattan sonra güzel bir yaşama kavuştular. Birde bunu düşünün.

    9. Gerçekten çok gülüyorum bazı yorumlara. Beğenmemiş olmanız çok normal olabilir bir filmi ama eleştiri yapılacaksa doğru tesbitler dahilinde yapılmalı. Yani “ailesiyle adam gidebilecek mi” nasıl bir eleştirdir? Sanat dediğimiz şey eleştirilir evet ama herşeyi işleyebilirsiniz. Sevişmede koyarsın, orospuda koyarsın, bilmemne de koyarsın, istediğin konuyu işlersin ama insanların içinde hep varolan ama gördüğünde rahatsız olduğu çok olay vardır. Orospuları, onların çocuklarının yaşadıklarını görmek sizin kaldıramayacağınız bir durumsa o filme gitmezsiniz. İnsanlar film yaparken “vay efendim nasıl gitsin buna millet ailesiyle” diye bir kaygı güderek film yapacaksa yapmasın o zaman. Adam film yaparken size mi soracak, “nasıl film çekeyim?” diye. Eleştirecekseniz, eleştirmek için değil gerçekten mantıklı şeyler bulup öyle eleştirin. “Açıları beğenmedik” deyin, “renkler yanlıştı” deyin, “mizansenler doğru değildi” deyin, “senaryo kötüydü” deyin, falan filân ama “İnsan ailesiyle nasıl gidecek?” diye saçma bir eleştiri olamaz, olmamalı. Futbol maçı değil bu, kafana göre konuşasın, sanat. Haaa, ne kadar beğenirsin, beğenmezsin ayrı. Ne kadar sanat, ya da değil ayrı ama şunu da unutmamak lâzım. İnsanlar T. C.’de sinema yapmak için değirmenlere karşı savaşıyorlar bir bakıma. Sinema yapmak için direniyorlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu iş için bu ülkedeki kadar çok çalışılmıyor ve insanlar emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Sizin sandığınızdan çok daha karmaşık durumlar da söz konusu olabiliyor. O yüzden en azından emek için saygıyı hakediyorlar. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık… Emeğiniz, vaktiniz, sabrınız için…

    10. Ben daha bugün filme gittim. İnanın süper, muhteşem, olağanüstü bir şey bu film. Herkese tavsiye ediyorum. Resmen aşık oldum. Özgü Namal süperdi. Yine güzelliğiyle ortalığı yıktı geçti.

    11. Güzel, gerçekten güzel bir film. Gerçekleri yansıtmış ama abartacak kadar mükemmel olmadığını düşünüyorum.

    12. Süper bir film bence. Beyaz Melek’ten de güzel. Yıkmış ortalığı bu film. Demet Akbağ, birde Özgü Namal yıkmış ortalığı güzellikleriyle. Sarp da süperdi. Bence devam etsin bu film. Eleştirenleri boşverin, süperdiniz.

    13. Film çok güzel bir konuyu işliyor. Kötü diyen arkadaşlara selâm ederim öncelike. Öpüşmek sanatın bir parçasıdır ve tüm ülkelerde alışılmış bir durumdur. Bu sahneyi erotik film havasına sokan arkadaşların sanat anlayaışına hayret ediyorum doğrusu. Arkadaşlar lütfen sanata saygı. Biraz olsun saygı!

    14. Diligra Deniz, seni destekliyorum. Faik kişisine diyorum, sen hiç düğünlere gitmez misin, davul zurna çalıp oynarlar. Küçücük çocuk bile akşam ne yapacaklarını biliyor. Dediğin gibi olsa akşamki işi neden millete duyuruyorlar. Bunlar ayıp değil, asıl ayıp bunları saklamaktır. Sadece filmdeki oruspulara da takılma. Sana tavsiyem, filmin ne mesaj verdiğini anla yeter.

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir