Etiket arşivi: Dream Scenario

Uyuduğunda Zihnindeyim

Saçı dökülmüş orta yaşlı adam adam havuz çevresindeki sararmış yaprakları süpürürken, yeni yetme kız bahçe sandalyesine bağdaş kurmuş kaygısızca tırnakları ile oynamaktadır. Tepeden düşen demirden anahtarlık bahçe masasının camını tuzla buz eder aniden. Sonrasında yine gökten düşen ayakkabı tekinin suda yüzdüğünü görürüz. Derken hacimli bir diğer cismin çıkardığı ses havuzun içinde yankılanır. Genç kız ‘Şeytan’ filminin Regan’ı gibi havalandığında dehşet içerisinde babasına seslenir ancak adam hiçbir müdahalede bulunmadan umursamaz bir biçimde işini yapmayı sürdürür. Ürkütücü bir ses bandı ile açılan ‘Rüya Senaryo / Dream Scenario’nun ilk düş sekansıdır bu.

Kızı Sophie bu tür rüyaları üçüncü kez görmüş ve öğretim üyesi Paul Matthews her seferinde hiçbir şey yapmadan öylece hareketsiz kalmıştır. Bu konuda kendisi de şaşkındır. Mesele aile içinde halledilir de benzer rüyalar başta öğrencileri ve çevresindekiler olmak üzere sayıları gittikçe artış gösteren bir insan topluluğu tarafından deneyimlenmeye başlayınca Paul anında bir fenomene dönüşür. Televizyonlara çıkar, röportajlar yapılır. Ortalığı kasıp kavuran bu rüya salgını silik akademik hayatında tek arzusu olan yıllardır başlayamadığı kitabını yazmak ve bunu saygın bir yayınevine kabul ettirmek için büyük bir fırsattır onun için. Reklam ajansının Sprite markasının yüzü olması ya da Obama’nın düşlerine girmesine ilişkin önerileri, hele hele ajansta çalışan ‘96 doğumlu güzel Molly’nin kendisinin ana aktörü olduğu seksi rüyasını yeniden yaşama isteği karşısında şaşkınlığı büyür. Ancak her yükselişin bir düşüşü olacaktır. Rüyaların pasif aktörü zihinlerine daldığı kişileri Freddy Krueger misali vahşi bir biçimde katletmeye başladığında Paul toplumun nefret objesine dönüşür. Artık herkesin lanetlediği düşlerin seri katilidir o.

Son dönemin ilgiye değer absürd komedilerinden olan ‘Rüya Senaryo’yu Kristoffer Borgli yönetmiş. Ülkemiz izleyicisi Norveç asıllı sinemacıyı bir önceki çalışması ‘İlgi Manyağı / Sick of Myself’den hatırlayacaktır. Geçtiğimiz yıl özellikle ‘Başka Sinema’ çevresinde büyük ilgi görmüş olan film ilgi manyaklığının ve göz önünde olma arzusunun varabileceği noktalar üzerine hayli absürd bir kara komedidir. Yönetmenin üçüncü uzun metrajı olan ‘Rüya Senaryo’ aynı minval üzerinde rekabetçi çağdaş tüketim toplumunu, popüler kültürün kurbanlarını, linç kültürünü kıyasıya eleştiriyor, çabuk ulaşılan zirveden tepetaklak düşüşün ironisini yapıyor. Uç noktaları denemekten çekinmeyen genç sinemacı yılların deneyimli aktörü Nicolas Cage’i mükemmel bir biçimde kullanırken, final bölümüyle yakın geleceğin kara komik dünyasına göz kırpıyor. Bu farklı ve eğlenceli kabusu deneyimlemenizi öneririm.

(02 Şubat 2024)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Belki Bir Gün! Rüya Senaryo

Andy Warhol, “Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak.” demiş. Sinemacılar durur mu, bu sözü alıp gerçekten olup olamayacağını beyazperdeye getirmiş: Rüya Senaryo (Dream Scenario).

Muhakkak ki, çok çarpıcı bir gelişmenin -belki de ilk örneği olduğu için- ilgi çekeceği düşünülen konu, ne yazık ki, sadece başrol oyuncusunun ününe bağlı kalmış. O da işinin hakkını vermiş, taşımış gerçekten de…

Paul Matthews (Nicolas Cage), sıradan bir öğretim görevlisidir ve bir kitap yayımlatarak kendisini aşmaya çalışır sadece. Birileri onu rüyasında görmeye başlar. Bu giderek artar ve bir anda dünyanın en ünlü kişisi olur Matthews. Yardımsever biridir, ancak rüyalarda hiçbir şey yapmaz. Kaza geçiren birine yardım etmez, düşen birini kaldırmaz, yangını bırakın söndürmeye çalışmayı uzaktan bakar sadece. Rüya görenler onun nedenlerini araştırırken, kendisi daha aktif olmayı ister. Yani birilerinin rüyasında daha etkin olmayı,,,

Reklam anlaşmaları, kitap yayımlama fırsatları, hiç ummadığınız (genç) birileriyle birliktelikler… Sıradan bir öğretim üyesiyken karşısına çıkan bu fırsatlar karşısında afallayan ve “etik” davranmaya çalışan Paul’ün yaşadıkları meraktan korkuya, kaygıdan umutsuzluğa kadar genişliyor. Evi, kızları, eşi ile bile anlaşamıyor. İyiler yanında kötüler de var, kıskançlıklar, intikamlar, tuzaklar… İlginç bir öykü. Hoş bir film. Ancak yetmiyor. Birçok şey temellendirilmeden öylesine yerleştirilmiş sanki. Günümüzde, herkesin sosyal medya üzerinden yakındığı (aslında hayatın içinde de rastlanıyor) algoritma nedeniyle az çok farkında olduğu bir gerçeğin ilk tanıtımları… Öyle bir özellik kazandıracak bir fırsat geçse elinize, istediğiniz her şeyi rüyada da olsa gerçekleştirebilseniz kötü mü olur? Yapay zekânın gideceği yol belli oldu demektir. Büyük olasılıkla rüyalarınızı da teslim edeceksiniz birilerinin (buradaki birileri sosyal medyayı da, siyasal ve sosyal yaşamı da yönlendirenler tabii ki) eline.

Sanal evren, üç boyutlu gözlüklerle içindeymiş gibi hissi veriyor ya. Bu yeni rüya gözlükleri de öyle olacak. Filmi izlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz, belki size yetişmeyecek, ama gelecekte neler olacağını öğrenmek ve şimdiden çocuklarınıza müjdeyi vermek için bir fırsat.

26 Ocak’tan başlayarak gösterimde…

(25 Ocak 2024)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com