“1984”te ve “Selam Olsun Katalonya’ya”da totaliter rejimlerin ve tek adamların çorak dünyasını edebi bir dille yazan George Orwell, vicdanın, entelektüel ve siyası düşüncesini şekillendirdiği bir öykü anlatıyor “Hayvan Çiftliği”nde.
Hayvan Çiftliği (Animal Farm), bir politik hiciv. 1945 tarihli olmasına karşın, bugün için de geçerli ve sanki birebir aynısı yaşanıyor. Yönetmen Andy Serkis, Nicholas Stoller’ın senaryosundan animasyon formatında yorumlanan filmde, eserin temelindeki politik eleştiri korunurken, canlı görsel dili ve dinamik karakter tasarımlarıyla her yaştan izleyiciyi kucaklayan bir sinema deneyimi sunuluyor.
Kitabı oku(ya)mamış olanlar vardır; ancak el altında tutulması gereken bir roman “Hayvan Çiftliği”. Sadece belli bir ülkenin, belli bir siyasal iktidarın değil, bütün egemen erkin neyi, niye ve ne kadar yapabileceğini seriyor gözler önüne…
Orwell, hepimizin bildiği gibi “metafor” kullanmayı seven, ayrıntılara dikkat eden, en ince ayrıntısına kadar her şeyi titizlikle okura aktaran bir yazar. “Hayvan Çiftliği”nde, başlatıp da engellerle karşılaştıkları, başarıp başar(a)madıkları okura kalmış eşitlik ve özgürlük taleplerini(n ne kadar gerçekçi olduğunu) anlatıyor. Çiftlik sahibi baskıcı insan yönetimine karşı eşitlik ve özgürlük talebiyle çiftlik hayvanlarının daha adil bir dünya kurma umuduyla başlattığı bu isyan, gücün tek bir grupta toplanmasıyla zamanla kendi otoriter rejimini yaratır.
Günümüzün en gözde sloganlarından “Kurtuluş yok tek başına / Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!” hayvanların da dilinde… (Günümüzdeki iktidarlarla ne kadar da benzeşiyor değil mi? Ukrayna – Rusya, Filistin – İsrail, İran – ABD savaşı, borsa ve emtialar üzerinden sürdürülen kâr amaçlı satış gerçekleştirme, petrol taşınmasını engelleyemeye çalışan modern korsanlık…cBuna bir de ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel sorunların her geçen gün daha bir artmasıyla yoksullaşan halkların barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi temel haklarından bile yoksun kalmaları da eklenmeli…)
“Hayvan Çiftliği”, bir animasyon, buna bağlı olarak da çocukların seveceği bir tarz; büyüklerin de izlemesi, onların hayata (özellikle ırkçı, milliyetçi ve göçmen karşıtı) bakışını değiştirebilir. Filmin merkezinde giderek yozlaşan gücünü baskı ve hileyle korumaya çalışan iktidar ve sistem eleştirisi yer alıyor.
(06 Ağustos 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com


