Ladik ’76

Sayın Orhan Ünser,

Bugün (24 Ocak 2010), “Ladik ’76” belgesel filmi ile ilgili yazınıza ve eleştirilerinize bir rastlantı sonucu ulaştım. Filmin, “belgesel” olma niteliğini haksız ve ağır biçimde gölgeleyen bu görüşler filmi ve beni hedef aldığı için, bu eleştirilere ilk elden yanıt vermek istedim. Yaşanan gerçeklerin bilinmesinin yararlı olacağını düşündüm ve size yazma gereği duydum.

Büyük zorluklarla, özveriyle, özenle, parasız, pulsuz ve birkaç kişinin sınırlı emek desteğiyle çekildi bu film. Bu film ile ilgili gerçekleri ve bu bağlamda, kişisel, içtenlikli ve duru belgesel film anlayışımı size iletmek istedim. Bu yazımın; haksız, acıtıcı, olumsuz önyargıları düzeltmeyi de amaçlayan görüşlerimin varsayılan olumsuz duruma yeteri kadar açıklık getirmesini dilerim.

Yokluklardan yaratılan bu belgeselin yapımına doğrudan tanık olmayan kişilerden ya da sığ kaynaklardan edinilen bilgiler sizi yanıltmış olmalı. Bu yanlış ve eksik bilgilenmeden yola çıkılarak yapılan “değerlendirmeler ve görüşler doğru da olsa” ne yazık ki “yanlış bir örnek ve bilgi” üzerine kurgulanmış oluyorlar. Ve bu filme de, temelsiz ve yersiz bir haksızlık yapılıyor. Kaldı ki; bu filmde ele alınan, işlenen ve tartışılması istenen sorunsal; toplum yararına olmayan, tek yanlı, çıkarcı politik uygulamalarla, kasıtlı ve bilerek şişirilen, doğal çevreye büyük zarar veren yapay bir göl yaratılmasında yatıyor… Filmde kullanılan görsel araçlar, içerik ve amaç gözardı edilmemeli ve dahası saptırılmamalıdır. Bir Devlet Kurumu olan DSİ’nin de birinci derecede rol oynadığı, dahası; bir “taraf” ve bir politik araç olduğu gerçeği de lütfen unutulmamalı…

Bu belgesel, 1976 yılının yaz aylarında, Samsun’un Ladik ilçesinde çekilmiştir. Önü kapatılarak, doğal yatağından taşırılan ve şişirilen göl çevresinde, altı günlük bir çalışmayla gerçekleştirilmiştir. “Doğayı, çevreyi, yöre halkının çıkarlarını ve sağlığını hiçe sayan çıkarcı politikacıların destek verdiği toprak ağalarının ve onların işlettiği değirmenlerin çarkları; durmasın, dönsün” diye yapıldı doğal yaşamın doğal akışını felç eden baraj. Bu amaçla da göl, şişirilerek doğal yatağının dışına taşırıldı. Değirmenler için gereken akar suyun biriktirilebilmesi için göl sularının mevsimsel ve doğal akışının önü; DSİ’nin yaptığı bir set/barajla kesildi. Yalnızca değirmen sahiplerinin yararına, yöre insanının, hayvan varlığının, doğal çevrenin gerekleri ve koşulları hiçe sayılarak; değirmenlere kesintisiz ve sürekli su sağlanması amacıyla gölün şişirilmesi öngörülmüş ve bu sağlıksız karar da uygulanmıştır. Bu uygulama; açıkça görülebileceği gibi salt politiktir. Toplum yararına değildir, çevreci hiç değildir. Acımasızca uygulanan bu kararın, artık, çevre köyleri aleyhine sağlıksız ve olumsuz sonuçlar doğurduğu yıkıcı sonuçlarıyla çok da iyi ve yakından biliniyor. Belgesel film o günlerde yurt içinde baskı gördü, yasaklandı, kamuya açık gösterimi, yakın günlere kadar sağlanamadı. Ladik ’76; ancak yurtdışında gösterime sokulabildi. Oralarda kabûl gördü, yaşadı ve değer buldu…

Benim görüşlerimi de almayı gerekli görürseniz; daha geniş ve açıklayıcı bilgi vermeye istekli olduğumu ve bunda yararlar gördüğümü bilmenizi isterim.

En iyi dileklerimle ve saygılarımla,

(24 Ocak 2010)

Güner Sarıoğlu

Kars Öyküleri, Rotterdam Film Festivali’nde

Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapım sonrası desteği alan Kars Öyküleri, 27 Ocak – 07 Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 39. Rotterdam Film Festivali’nin Bright Feature / Parlak Gelecek bölümüne seçildi, film dünya prömiyerini Rotterdam’da yapacak. Kars’ın eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun desteğiyle, Kars ili ve çevresinde yapılan çekimlerde Ayda Aksel, Ozan Bilen, Şebnem Köstem, Ahmet Mümtaz Taylan, Necmettin Çobanoğlu, Ruhi Sarı, Rıza Akın, Rıza Sönmez, Derya Durmaz ve diğer önemli oyuncular gönüllü olarak rol aldılar ve bu projeyi desteklediler.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Diğer basın bültenlerine haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kars Öyküleri, Rotterdam Film Festivali’nde yazısına devam et
  • Büşra, 19 Mart’ta Sinemalarda

    Bahadır Boysal’ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan Büşra, 19 Mart’ta vizyona giriyor. Liberal ve muhafazakâr bir dünyanın arasında sıkışıp kalmış olan Büşra adlı genç kızın en beklenmedik anda karşılaştığı aşk, inançlarını ve arzularını birbirine düşürecektir. Yalnızlığın, farklı bireylerin ve gözardı edilen hoşgörünün irdelendiği film çağdaş bir şehir masalını vurguluyor. Filmin detaylı bilgileri, yeni afiş ve fragmanı resmi facebook ve web sayfasından takip edilebiliyor.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • If İstanbul Açılış Partisi 12 Şubat’ta Ghetto’da

    9. If İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, Açılış Partisi 12 Şubat’ta Ghetto’da yapılıyor. Akıllı dans müziğinin bir numaralı ismi Richie Hawtin’in Berlin’de kurduğu efsanevi plâk şirketi Minus’ın 10. senesini kutlamak için yaptığı Kontakt turu etrafında dönen filmi bu sene !f İstanbul programındaki yerini aldı. !f, bu seneki açılış partisinde Minus ekibini ağırlıyor. Berlin’den getireceği minimal teknosuyla !f’çileri fena halde kendinden geçirecek yıldız isim yetenekli prenses Magda olacak. Onun hemen öncesinde Jesse Siminski (aka Heartthrob) setin başına geçiyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    If İstanbul Açılış Partisi 12 Şubat’ta Ghetto’da yazısına devam et
  • Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri Sahiplerini Buldu

    Oscar’ın habercisi olarak nitelendirilen Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri (Critics’ Choice Awards), dün gece Los Angeles’ta yapılan törenle sahiplerini buldu. En İyi Film ödülünü, Irak savaşındaki askerlerin yaşadığı deneyimleri anlatan The Hurt Locker (Ölümcül Tuzak) filmi kazandı. Filmin yönetmeni Kathryn Bigelow da “En İyi Yönetmen” ödülünü kazandı. James Cameron’ın yönettiği dev bütçeli bilimkurgu filmi Avatar ise “En İyi Film” ödülünü kazanamadı ama, “En İyi Aksiyon Filmi, En İyi Görsel Efekt, En İyi Ses, En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetmenliği” ve “Kurgu” dallarında olmak üzere altı ödül birden aldı. (Haber: Serpil Boydak.)

  • Basın Bülteni
  • John Huston 1


    John Huston (Malta Şahini – The Maltese Falcon’ın yönetmeni.)


    Warren Oates (Şiddetin ozanı Sam Peckinpah’ın Bana Onun Kellesini Getirin – Bring Me the Head of Alfredo Garcia’sındaki Bennie.)


    İlham Gencer (Caz dünyamızın duayen Şarkıcısı.)