Atilla Dorsay

(Film Eleştirileri)
1964 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bugünkü adıyla Mimar Sinan Üniversitesi) Yüksek Mimarlık bölümünden mezun olan Dorsay, iki yıl sonra Cumhuriyet Gazetesi’nde sinema üzerine yazmaya başladı ve sonra bunu asıl meslek olarak … Devamı…»

Guatemala’nın Acının Maskesiyle Dolaşan Gerçek Kadınları

ANNELERİMİZ X X X ½
(Nuestras Madres) / Yönetim ve senaryo: Cesare Diaz / Görüntü: Virginie Surdej / Müzik: Remi Boubal / Oyuncular: Armando Espitia, Emma Dib / Guatemala – Belçika – Fransa yapımı.

Bu yıl Belçika’nın Oscar’a yolladığı film olan Annelerimiz, aslında tümüyle Latin Amerika ülkesi Guatemala’da çekilmiş, o ülkeye özgü sorunları deşen ve İspanyolca konuşan bir film. Bu açıdan, keşke asıl ülkesini temsil etseydi dememek mümkün değil.

Ama bu elbette bizim açımızdan filmin ilginçliğini zedelemiyor.

Film 2018 yılının Guatamala’sında açılıyor. Yıllar sürmüş bir iç savaşın gizlediği gerçekler aranıyor; olup bitenin hesabı soruluyor.

Bunların başında sayısız ölüm ve kayıp olayları var. Bir yandan askeri rejimin, öte yandan kendisine gerilla diyen, sözümona özgürlük ve demokrasi için savaşmış, ama sonuç olarak ayni ölçüde cana kıyıcı bir örgütün kitle halinde öldürdüğü insanlar. Özellikle de erkekler.

Ve bunlar yeri bile belli olmayan toplu mezarlara gömüldüğü için, aileleri onlar gereken saygıyı gösterememiş. Bu yüzden devlet özel kurumlar oluşturmuş: özellikle dulların gelip eşlerinin veya oğullarının mezarlarını aradığı…

Bunlardan Forensic Foundation adlı örgütte çalışan genç Ernesto, son derece yardımsever, dürüst ve iyi yürekli biri. Özel mülkiyete sığınarak arazilerini kazıya açmayan taş yüreklere karşı çıkarken, öte yandan da kendi babasını arıyor. Savaşta kaybolup gitmiş bir ‘guerrillero’.

Buna inatla karşı duran yaşlı anasının öfkesini çekme pahasına… Ki onun da ancak finalde anlaşılan bir gerekçesi vardır.

Birkaç profesyonel oyuncu dışında hemen tümüyle gerçek insanların rol aldığı filmde, özellikle o bitmemiş matemin dulları dikkat çekiyor: birer maskeye dönüşmüş, acının sahici birer görüntüsünü veren suratlarıyla…

Ve böylece film kadın – erkek kahramanlarıyla bir belgesele dönüşüyor. Ne büyük acılar çekmiş, zavallı Guatemala… Ama dünyada hangi ülke bu tür dramlar yaşamamış, benzeri acılardan uzak kalmış ki!…

Onca uzaklardan gelen bu filmin Belçika’nın Oscar adayı olması kadar, bizim yüreklerimizi de dağlaması bundan değil mi? Bizim annelerimiz de az mı çektiler? ‘Cumartesi Anneleri’ hangi ülkede var? Üstelik hâlâ itilip kakılarak?

Böylece bu ayrıksı (istisnai) film birkaç farklı kültürü biraraya getiriyor. Ve sayısız ülkenin yaşadığı dramlara değişik bir açıdan ışık tutuyor. Tüm o sıradan, ama belki benzer şeyler yaşadıkları için bunları yüzleri, bakışları ve jestleriyle ifade etmeyi başaran çoğu kadın kişileri kadar, iki baş roldeki profesyonel oyuncudan da yararlanıyor: Ernesto’yu oynayan Armando Espitia ve annesini oynayan Emma Dib.

Bu acılarla yüklü, politik soslu ve belgesel tadındaki film, tüm bu açılardan görülmeyi hak ediyor.

(05 Şubat 2020)

Atilla Dorsay

DİĞER YAZILARI

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu