M

Murat Erşahin

Bir de imla kılavuzu, takvim, hatta iki takvim, telefon defteri, sinema dergisi, bir mum, kağıt bıçağı, bir bardak altlığı, bir çay bardağı, bir resim sergisi davetiyesi.
Sokaklarda, evde, orada, burada, sinemada, tiyatroda, havada karada bir yabancıyım sanki. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 11)
*****
Öğlen uykularını asla sevemedim ve günün en güzel vakti eminim ki bir sinemanın, 11.00 matinesi. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 17)
*****
Bir sinema fuayesinde olmak istedi o an. Beş dakika arada, alaska frigocuyla kısa bir diyalog sonrası filme geri dönebilirdi. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 21)
*****
“Evet” dedi, “dededen kaldı. Burada eskiden bir köşk vardı, sinema yapılmadan önce”.

Sinemanın yıkılmakta olan görkemli giriş merdivenini izliyordum. Kaç defa inip çıktım bu merdivenden kim bilir? Geniş, upuzun, görkemli merdiven. Beni bulunduğum yerden bambaşka bir hayal diyarına götüren sihirli basamaklar.
Merdiven biter bitmez o kocaman kapı ile karşı karşıya kalırdınız. Camlarında hayranlıkla seyrettiğim, her hafta değişen film afişlerinin asıldığı kapının arkasında geniş bir giriş yer alırdı. Ve hayallerinize bilet kesen gişe. Gişede uzun süre aynı kadın oturmuştu. Güler yüzlü, nazik biriydi. “Mümkünse sıra başı olsun” ricasını gülümseyerek yerine getirip, iyi seyirler dilerdi her defasında. Sonra içeri girerdiniz. Duvarlardaki afişleri dikkatlice inceler, üzerlerindeki isimleri ezberlerdiniz. Oyuncular, senarist, görüntü yönetmeni, kurgucu, yapımcı ve yönetmen. Afişlerin kapladığı koca duvarın hemen yanında büfe dururdu. Gofretler, meşrubatlar, kağıt mendiller ve mısır… En sevdiğim şey koko’ydu. Alaska, Frigo’dan bile daha çok severdim koko’yu. Büfeden değil, beş dakika arada salona giren Alaska Frigocu’dan alışveriş ederdim. Film bitip dışarı çıkarken sinemanın o hiçbir şeye benzemeyen uhrevi kokusunu içime çekerdim. Rutubet, talaş, mısır patlağı karışımı bir kokusu vardı sinemanın… (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 31-32)
*****
Saat 13.45’ti ve film ilgimi çekti. Gişedeki kadın ne kadar kırılgan gözüküyordu…

Film güzeldi; çıktığımda ıslık çalarak yürüdüm bir süre. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 33)
*****
Sinemanın önünde durdum. Film hâlâ değişmemiş, sanırım üç haftadır gösteriliyor. İnsanlar işlerindeyken ben bu sinemanın önündeyim, sanırım benim de işim bu filmlerin değişip değişmediğini kontrol etmek. Aslında çok ciddi bir iş bu, birinin yapması gerek.

Tüm dükkânlar yerli yerinde, gerçek hayat iki haftada bir değişmiyor, sinemayı bu yüzden seviyorum.

Tuvalete mi, sevgilisiyle -belki de gişeci kızla- buluşmaya mı belki de bankaya gitmiştir ama sanırım büyük olasılıkla kapıda kalmış birinin kapısını açıyordur, işini yapıyordur yani. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 38)
*****
Evet, aşk bitmemeliydi; kız, gişeden çıkmamalıydı; hep gişede kalmalıydı. “On bir matinesine bir bilet, mümkünse sıra başı olsun lütfen”e karşılık veren bir çift güvercin bakışıydı o, aşka açılan bir kapı, el örgüsü bir kazak, küf kokulu salonda bir film kahramanı, tenin o tedirgin karşı koyması, her şeyi unutturan dokunuş…

O gişedeydi, gazete okuyordu, kendisini görmesinden korkarak karşı kaldırıma, gişeyi görebileceği bir apartman boşluğuna girdi. Bir süre daha kızı seyretti, kız telefonla konuştu, güldü, birkaç kişiye bilet kesti, saçını düzeltti, karşısındaki duvarda asılı afişe daldı.

Onu gişeden dışarı çıkarmak her şeyi gerçek kılacaktı; kızın, sahafın, lokantadaki kadınların, ailesinin, sokaktakilerin yaşamı fazlasıyla gerçekti zaten, kendisininki de…

Bu resmin bir parçası olmayacaktı gişedeki kız. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 41)
*****
Defalarca baktığım vitrin, örücü Hasan usta, tatlıcı dükkanı, Aret’in kafesi, mısırcı Recep, yer gösterici Levent bey… Levent bey mutsuz. ‘İş yok’, diyor. ‘İki matineyi iptal ettik. Saat üç oldu, halen gelen giden yok. Anlamadım ben bu işi’. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 43)
*****
Diş ağrıları, sırt sıvazlamaları, elektrik kesintileri, sinema salonları, yaylı yataklar, yaysız yataklar, yer yatakları, iyi kitaplar, kötüleri, keyifsiz sohbetler, kabızlık, sperm ziyanlığı, vapurlar, gece yolculukları, raflar, çinkolar, doğu, batı, önüm arkam denizler, ortada su şişeleri… (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 48-49)
*****
Uykuya dalmadan önce, filleri, eski sevgilisinin yün beresinin kokusunu ve ‘Kazablanka’ filminin final sahnesini düşündü. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 50)
*****
Takvimdeki bütün bu günler, merhabalar, kırılganlıklar, yarım kalmış sevişmeler, börekler, kahveler, eski terlikler, oyun kağıtları, mikadolar, Amasya elmaları, kadınbudu köfteler, deniz, bebekler, tren garları, hüzünlü melodiler, şiirler, aşklar, pazarlar, salılar, beyaz perde, gemi yolculuğu, vedalar, çiş, ter, gözyaşı, tıbbi atıklar, çöp torbaları, semizotu salatası, enginar ve bir ömrü oluşturan o güzel kelimeler… (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 53)
*****
Yıkılan tüm sinema salonları alıp götürüyordu bizden bir sürü parçayı.

Jules ve Jim’dik o zamanlar; sokaklar bizi tanırdı.

16:45 matine çıkışıydı hayat. De Sica her daim haklıydı ve tütün vazgeçilmezdi kış akşamları tekel kanyağının yanında.

Rüzgarlı sokağın başındaki duvara dayanır filmlerden, kitaplardan konuşurduk.

Dört ortalı harita metod defterleri ve yıkılmış sinema salonları üzerine yemin ederim ki inanın mutluyduk.

Onunla gideceğim filmleri, ona seçeceğim kitapları, yapacağımız tartışmaları, aramızdaki olası uzaklaşmaları düşünüyorum arada bir; içim eziliyor. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 54-55)
*****
Sinema salonları, kitapçı rafları, çay bahçeleri, muhallebici vitrinleri, dokunulmamış duyarlıklar, inilmemiş merdivenler, tırmanılmamış yokuşlar, dayanılmamış çınar ağaçları, okşanmamış çocuk kafaları, öpülmemiş dudaklar, gidilmemiş uzaklar, yazılmamış öyküler sizi bekliyor… (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 57)
*****
Onaltıkırkbeş matinesinden çıkıyorum; ben o eski benim. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 58)
*****
İnsanlar neden hep kendilerini seviyorlardı, başkaları bu kadar mı kötüydü veya kendilerini iyi yapan şey neden başkalarını etkilemiyordu ve Gündüz Güzeli ne güzel bir film ismiydi. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 59)
*****
Beni bekleyen hücreme dönmek için sabırsız bir istek duyuyordum, akşama makarna yiyecektim, en kolayı oydu, ardından biraz yürüyüş yapardım, şu yeni filme mi gitseydim acaba? (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 60)
*****
Bugün sinemaya gidilecekti, günlerden cumaydı ve yeni bir film girmişti bugün gösterime. Bay Mandarin’in en sevdiği sinemadaydı film üstelik.
– Bir tam bilet, mümkünse sıra başı olsun lütfen…

Bay Mandarin filmi beğenmiş olarak sinemadan çıkarken rutubet kokan havayı iç cebine doldurmak isteğine karşı duramadı ama hava iç cebe dolamadı; böyle bir fizik yasası yoktu. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 62)
*****
Sen sinemada bıraktığımızı düşünüyordun, ben lokantada. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 77)
*****
Akün sinemasındaki yer göstericiler bile biliyordu onu ne çok sevdiğimi. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 78)
*****
Dönemin ünlü sinema yıldızları gibiydi verdiği pozlar. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 85)
*****
Beyazperde aşklarıydı onlar.

Hemen hemen her ülkenin sinemasında bolca örneği vardı bu kadınların. -isim vermek isimlerini unuttuklarımıza saygısızlık olur.- (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 87)
*****
Günün birinde bir film afişinde, bir kitap sayfasında veya bir sohbet ortasında ‘geri dönebilmek için neler vermem ki’ gelir çatar.

‘Gilda gibi bir kadın asla olmadı’ der film afişi. Tek teselliniz, uzandığınız divandan duvardaki afişe bakıp, gülümsemek olacaktır.

Hayalinizi, kim bilir belki de bir zamanlar yaşamınızı dolduran o kadınlar sonuna dek bir nesne, bir koku, bir şaka veya bir özlem gibi bir yerlerde çıkar karşınıza, mesela kirliye attığınız pantolonun cebinde bir sinema bileti olarak veya sarıya çalmış bir fotoğrafın köşesinde elinizi tutarken. (Murat Erşahin, Adam Mutsuz ve Orta Yaşlıydı, Hayalet Kitap, 1. baskı, Mayıs 2008, Sayfa 88)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu