Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Duvarların Parçaladığı Hayatlar

‘Omar’ ya da bizdeki adıyla ‘Ömer’ bu haftanın en dikkate değer filmi. Orta Doğu’nun çileli topraklarında dünyaya gelmiş Hany Abu-Assad’ın bu yeni çalışması, Filistin halkının yaşadıklarına içerden etkileyici bir bakış. 2005 yapımı ‘Vaat Edilen Cennet / Paradise Now’ filmiyle tanıdığımız Abu-Assad, kendi kaleme aldığı senaryodan çektiği son filmiyle bir kez daha daha tüm dünyada büyük ilgi gördü. 66. Cannes Şenliği’nin saygın ‘Belli Bir Bakış’ seçkisinde kazandığı Jüri Ödülü’nün ardından, En İyi Yabancı film dalında Oscar adayları arasına girmeyi başardı.

Batı Şeria’da işgâl altında yaşamayı ölmekle eşdeğer tutan Said ve Halit, İsrail’e karşı verilen mücadelede kararlı bir biçimde canlı bomba olmayı seçmişlerdi ‘Vaat Edilen Cennet’te. İsrail askerinin giderek artan keyfi zulmü altında ezilmiş aynı toprakların çocukları Ömer, Tarık ve Emcet silâhlı mücadelede kararlılar bu defa. ‘Sessiz kaldığımız hergün işgâl devam ediyor, seyirci kalarak özgürlük savaşçısı olunmaz’ diyerek ifade ediyor düşüncesini Ömer. Özgürlük mücadelesi sürerken, yüksek duvarlarlarla izole edilmiş tutsak Filistin köyleri arasında ‘Örümcek Adam’ misali mekik dokuyor genç adam. Komşu yerleşim bölgesinde yaşayan çocukluk arkadaşı Tarık’ın kızkardeşi Nadya’ya tutkundur çünkü. Doğu topraklarında gizli saklı yaşanan bu sevda, duvarlarlarla, tel örgülerle parçalanmış topraklarda ayakta kalabilecek midir. İhanet ve entrika duvarına çarpıp ziyan olup gidecek midir yoksa.

Yönetmen Abu-Hassad, merkeze oturttuğu Ömer karakteriyle, Filistin gençliğinin çıkmazını çok etkileyici bir biçimde vurgulamış. Mücadelenin ortasında akan gündelik hayatın renklerini, kaotik bir ortamda inadına yeşeren duru bir aşkın inceliklerini başarıyla aktarmış. Farklı örgütlerin ve muhbirlerin cirit attığı tekinsiz bir dünyayı ince ayrıntılarla işlemiş. Şeker tuzağıyla tutsak edilen Afrikalı maymunların hikayesiyle İsrail yönetiminin ‘böl ve yönet’ politikasını ustalıkla kaynaştırmış. Türlü vaat ve şantajla yaratılmış bir korku ve ihanet imparatorluğunun bunalttığı Filistin halkının paranoyasını başarılı bir dille yansıtmasını bilmiş.

Abu-Assad’ın ustalıklı senaryosu ve işlek anlatımıyla soluk soluğa izlenen bir çalışma ‘Ömer’. Ehab Assal’ın Batı Şeria’nın dar ve tekinsiz sokaklarını ustaca kullanan kamerası ve başta Ömer’i canlandıran Adam Bakri olmak üzere oyuncuların parlak performansları bu ilgiye değer filmin artılarından.

[‘Ömer’, ‘Başka Sinema’ projesi kapsamında İstanbul, Beyoğlu Pera; Levent Metro City Cinema Pink; Kadıköy Moda Sahnesi (eski Moda Sineması); Ankara, Kızılay Büyülüfener Sinemaları’nda dönüşümlü seanslarda gösterilmektedir.]

(10 Mart 2014)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı

Bizde ‘Sınırsızlar Kulübü’ adıyla gösterime giren ‘Dallas Buyers Club’ bu yılın Akademi Ödülleri listesinde öne çıkan filmlerden biri. 5.5 milyon dolarlık bütçesiyle pahalı stüdyo yapımlarına toz attıran bu küçük bağımsız yapımın önlenemez yükselişi sürpriz değil aslında. Başarısı, sayısı 6 bine yaklaşan Amerikan Akademi üyelerini tavlamaya yönelik formülleri maharetle uygulamasında.

‘Dallas Buyers Club’, HIV virüsünün yol açtığı çağın vebası AIDS’in kaotik ilk yıllarını gerçek bir kişilik üzerinden anlatıyor. Ron Woodroof’un hikâyesinin beyazperdeye yansımış haline itirazlar gelse de, anaakım Amerikan sinemasında 1993 yapımı Philadelphia’dan beri pek fazla işlenmemiş olan AIDS kâbusu filme yeterince güçlü bir dramatik malzeme sağlıyor. Bir rodeo kulisinde iki kadınla yaşadığı kaçamak esnasında virüsü kapan Woodroof güneyli tipik bir kovboy. Üstelik ırkçı ve homofobik. Eşcinsel hastalığı olarak bilinen AIDS’e talihsizce yakalanmış olmasına ve maço dostlarının kendini dışlamasına isyan ediyor. Doktorlar sadece 30 günlük ömrü kaldığını bildirince isyanı daha da büyüyor. Hayatta kalma dürtüsüyle halen deneme aşamasında olan ve karaborsa olarak zor temin edilen AZT’nin peşine düşüyor önce. Toksik yan etkileri yüksek bu ilâç yerine, Mexico’da araştırmaları süren alternatif tedavi yöntemlerini deniyor daha sonra. Kendi üzerinde başarılı olan ve ömrünü uzatan vitamin, protein ve mineral ağırlıklı tedavi setinin ticaretine koyuluyor en sonunda. Ülkenin farklı eyaletlerinde devreye giren ‘tüketici kulüpleri’ hastalığın pençesinde kıvranan yüzlerce kişinin cankurtaran simidi haline geliyor. Bu olaylar sırasında travesti Rayon ile gelişen dostluğu, güçlü ilaç şirketlerine meydan okuyan maço kovboyun eşcinsellere bakış açısını da değiştirecektir.

Orta karar çalışmalarıyla bilinen Kanadalı Jean-Marc Vallée imzalı yapım, Amerikan sinema izleyicisi ve Akademi mensuplarının pek sevdiği birden çok temayı beceriyle kaynaştırmış. Dramatik hikâyesine, dev şirketlere kafa tutan başarılı küçük girişimci modeliyle geleneksel ‘Amerikan Rüyası’ sihri eklemiş. Onlarca kilo kaybetmiş ve yine çok başarılı bir makyaj çalışmasıyla farklı karakterlere bürünmüş iki yıldız oyuncusu, Oscar’ı hedefleyen parlak performanslarına iyice asılmış. Senaryosundaki eksik gediğini, karakter oluşturmadaki yetersizliğini, vasat yönetmenlik çalışmasını, gerek hikâyenin gerekse (oyuncu tabiriyle alabildiğine ‘dişi’ roller yakalamış) Matthew McConaughey ve Jared Leto’nun albenisiyle kapatmayı becerebilen ‘Sınırsızlar Kulübü’, çok şey beklememek kaydıyla ilgiyle izlenen filmlerden.

(10 Mart 2014)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Ünlü Yönetmen Biray Dalkıran’a İlginç Hediye

Türkiye’de bu yılın en çok beklenen ve merak edilen aşk filmi Peri Masalı’nın ünü dünyaya ulaştı. Başarılı yönetmen Biray Dalkıran’ın yazıp yönettiği filme, Amerika’nın en ünlü dublaj stüdyolarından olan New York Dub Audio tarafından büyük bir jest yapıldı. New York Dub Stüdyoları’nın sahibi, Biray Dalkıran’a “Peri Masalı adlı filminizden haberdar oldum.” içerikli bir mail attı ve filmin fragmanına İngilizce dublaj yaptırarak yönetmen Biray Dalkıran’a hediye olarak gönderdi.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • İngilizce dublajlı fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.