Düzce Üniversitesi Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu

Düzce Üniversitesi’nin düzenlediği Medya Ödülleri 2012 internet üzerinden yapılan oylama ile sahiplerini buldu. Onur ödüllerini alan usta oyuncular Halit Akçatepe, Eşref Kolçak ve Yılmaz Köksal ayakta alkışlandı. Düzce Üniversitesi’nin bu yıl ilk defa düzenlediği Medya Ödülleri 2012 programı, Akçakoca İlçesi’nde bulunan Sky Tower Otel’de düzenlendi. Törene, Düzce Valisi Adnan Yılmaz, Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu, Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak ve davetliler olmak üzere yaklaşık bin kişi katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Düzce Üniversitesi Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu yazısına devam et
  • Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurtlar

    Reha Erdem ülkemiz sinemasının en heyecan verici yaratıcılarından. Geçtiğimiz Berlin Film Şenliği’nde ilk kez görücüye çıkmış son filmi ‘Jîn’, sinemasının tüm erdemlerini taşıyor. Filme adını vermiş onyedi yaşındaki kadın gerilla Jîn, Erdem sinemasının baskıcı düzene başkaldıran küçük kadın karakterlerinin şimdilik sonuncusu. Önce devletten sonra dağdaki örgütten kaçan Jîn, bu anlamda ‘Hayat Var’ın kadın kahramanının uzak akrabası görünümünde. Jîn isminin Kürtçe’de hayat anlamına gelmesi bu açıdan hoş bir raslantı. Hayat’ın İstanbul varoşlarındaki isyanı Jîn’in ülkenin uzak doğusundaki dağlarından yankılanıyor bu kez. Babası çok küçük yaştayken elinden alınmış bu yedi çocuklu yoksul ailenin kızı, öfkesini haykırabildiği dağlarda bulmuş kendisini. Lâkin dağda doğayı ve içinde yaşayan canlıları öğüten acımasız bir savaş sürmekte, o güzelim yaşam bombalar altında yok edilmektedir. Sıcak ana kucağı ve barış özlemiyle evine dönebilmek için terk eder dağları. Ancak yollar tekinsiz, karşısına çıkan insanlar çoğunlukla tehlikelidir.

    ‘Jîn’ işte bu yaşam arzusuyla dolu gencecik kızın zorlu eve dönüş öyküsü üzerine kurulmuş. Erdem filmle ilgili söyleşilerinde vurguladığı üzere, ülkemizde halen sürmekte olan trajik savaş gerçeğini bir masal formunda anlatmayı seçmiş. Ve hikâyesini ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalı üzerine inşa etmiş. Bu filmin politik gücünü ve bölgedeki barış özlemini azaltmıyor gerçi. Yuvasına, nenesine dönmeye çabalayan küçük kızın yolunu kesen türlü engeller ve özellikle cinsel açlıkla saldırganlaşmış sivil erkekler güruhu belki sinemamızda çokça rastlanmış klişelere göz kırpıyor ama film asıl gücünü genç kızın dağdaki serüveninden alıyor. Erdem’in filmine mekân olarak kullandığı Kaz dağları zorunlu koşullar nedeniyle öykünün geçtiği yerler değil elbette ancak tüm hayvanları, yeşili ve sesleri ile saf, bozulmamış doğanın yer aldığı aldığı sahneler bir kez daha büyüleyici ve filmin en etkileyici bölümlerini oluşturuyor. Bunda Florent Herry’nin olağanüstü görüntü çalışması kadar doğanın çığlığını haykıran İzlandalı çellist Hildur Gudnadottir imzalı bestelerin katkısını da vurgulamadan geçmeyelim. Erdem’in muhtemelen bu yıl içinde ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ isimli bir ikinci filmi daha gösterime giriyor. Merakla bekliyoruz.

    (16 Mart 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com